YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/32975
KARAR NO : 2023/560
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/109 E., 2021/374 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2019 tarihli ve 2019/197 E. 2019/520 K. sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1-Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2019 tarihli ve 2019/197 E. 2019/520 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
2-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2020/109 esas 2021/374 sayılı Kararı ile O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3-Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, “…Sanık …’ın örgütün düzenlediği sohbet adı verilen örgütsel toplantılara katıldığı, kurban/burs/himmet/kira yardımı/erzak yardımı adı altında örgüte maddi destek sağladığı, örgütsel yayınlara abone olduğu, çocuklarını bu örgütün okul ve dershanelerine gönderdiği, gerek yurt içi ve gerekse yurt dışındaki bir çok ülkede örgütün çeşitli adlar altında düzenlenen çok sayıda organizasyona katıldığı, örgütsel faaliyetleri/irtibatları/iltisakları nedeniyle KHK’ler ile kapatılmasına yada haklarında adli işlem yapılmasına karar verilen “TASİAD” ve “… Genç İş Adamları Derneği” gibi örgütün finans yapılanmalarına üye olduğu, bu derneklere aidat ödediği, örgütün finans kurumlarından Bank Asyada hesabının bulunduğu, örgüt bağlantısı nedeniyle haklarında işlem yapılan şahıslarla irtibatının bulunduğu, söz konusu eylemlerin sanığın terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk arz ettiği, dosya kapsamındaki mevcut delillere göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübut bulduğu, ancak açıklanan nedenlerle atılı suçtan ilk derece mahkemesince mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile beraat kararı verilmiştir.
Bu itibarla, söz konusu ilk derece mahkemesi hükmü ile ilgili “İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine” ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının isabetli olmadığı anlaşılmıştır…” şeklindedir
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince “…Sanık …’ın 1995 yılında İstanbul iline yerleştiği, 2012 yılında Tekirdağ ilinde tekstil firması kurarak burada yaşamaya ve çalışmaya başladığı, dosya kapsamında bulunan tanık … imzalı Samsun Valiliğine hitaben yazılan dilekçede özetle sanığın çocuklarının FETÖ okullarında okuduğunu, sanığın FETÖ toplantılarına Samsun ve Tekirdağ ilinde devam ettiğini ihbar ettiği, tanık …’in hazırlık ifadesinde özetle kendisinin … ilçesi … mahallesinde muhtar olduğunu, sanığın komşusu olduğunu, sanığın çocuklarının FETÖ okullarında okuduğunu, çocukların FETÖ okulları için “dedemin okullarında okudum” şekilde tabir kullandığını, sanığın örgüt içerisinde çok aktif bir şahıs olduğunu, sanığı yakın bir akrabasına sorduğunu, bu kişinin sanığı kast ederek “nasıl tutuklanmadı haret ettim, bu adam FETÖ’nün elebaşlarındandır” dediğini, beyan ettiği, tanık …’in kovuşturma aşamasındaki beyanlarında bahsi geçen imzalı dilekçeyi kendisinin yazmadığını, imzasının bulunduğu boş kağıtları azası olan …’ya bırkatığını, bu şahsın kendisi hakkında da şikayette bulunduğunu, hazırlık ifadesinde imzasının olmasından ve korkmasından dolayı yazılan hususları kabul ettiğini, sanığın sohbetlere katıldığı, himmet topladığını görmediğini, aktif bir biçimde örgüt içerisinde yer alıp almadığına dair bilgisi olmadığını beyan ettiği, Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü’nün Tem Şube Müdürlüğünün ve Kom Şube Müdürlüğünün 13.05.2019 ve 12.09.2019 tarihli müzekkere cevaplarında sanık hakkında FETÖ/PDY kapsamında yeni bir teşhis ve beyana rastlanmadığı hususunun bildirildiği, dosya kapsamındaki 08.08.2017 tarihli tutanakta sanığın 10.02.2011 ile 13.02.2011 tarihleri arasında … Termal Tatil Köyü isimli yerde konakladığını, aynı tarihlerde konaklayan 14 kişide ByLock programı tespit edildiği, yine 10.01.2014 ile 12.01.2014 tarihleri arasında … Hotel isimli yerde eşi ile birlikte konakladığı, aynı dönemde bu yerde kalan 5 kişide ByLock tespit edildiği hususlarının belirtildiği, sanığın Bank … hesap hareketleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda sanığın bankada aynı müşteri numarası ile 09.06.2010 ile 03.12.2014 tarihleri arasında açılmış 5 hesabının olduğu, bu hesaplardan 4 tanesinin vadesiz hesap, 1 tanesinin ise kredi olduğu, aylık bakiye tablosunun 2013 yılı Ocak ayı ile 2016 Aralık ayı arasında her ay 0,00 TL olduğu, örgüt liderinin talimatı sonrası dönemde 03.12.2014 tarihinde “Çatalca’daki arsa bedeli karşılığı ödeme” açıklaması ile 250.000,00 TL’nin Şevki Kaya isimli şahıs tarafından hesaptan hesaba aktarma yapıldığı, yine 03.12.2014 tarihinde sanık tarafından 250.000,00 TL yatırılarak 04.12.2014 tarihinde sanığın Garanti Bankası hesabına 500.000,00 TL eft/havale işlemi yapıldığı tespit edildiği şeklindeki hususların belirtildiği, dosya kapsamında bulunan … sorgu tutanaklarında herhangi bir kayda rastlanmadığının belirtildiği, sanığın aşamalardaki beyanlarında özetle FETÖ yapılanması ile 2005-2006 yılları gibi tanıştığını, bu dönemde bazı sohbetlere katıldığını, 2006 yılında bu yapıdan şahıslar ile birlikte hacca gittiğini, 2013 yılı ve öncesinde yapıya ait otellerde kaldığını, … Termal’de bir konferansa katıldığını, burada FETÖ içerisinden bir şahsın konuşma yaptığını, 2014 yılında iş hayatında kolaylık sağlaması için … Genç İş Adamları derneğine üye olduğunu, bu derneğin bir kaç etkinliğine katıldığını, bu etkinliklerde …’in kitaplarının okunup, görüntülerinin izlendiğini, 17/25 Aralık öncesi hayır için ögrencilere yardım ettiğini, bazı yardım etkinliklerine katıldığını, 17/25 Aralık sonrası tüm irtibatını kestiğini, TASİAD isimli derneğe de işi nedeyle üye olduğunu beyan ettiği, 2015 yılında dernekten kaydının silindiğini, istifa dilekçesini geç işleme koydukları için istifa sürecinin uzadığını beyan ettiği,
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde tanık …’in kovuşturma aşamasındaki beyanları ile hazırlık aşamasındaki beyanları arasında çelişki olduğu, oluşan çelişkinin mevcut deliller ile giderilemediği, sanığın ByLock kullanıcısı şahıslar ile aynı dönemde örgüt ile irtibatlı otelde kalmasının silahlı terör örgütü üyeliğini göstere delil ve eylem olarak kabul edilemeyeceğinin açık olduğu, sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair tespit bulunmadığı, örgütün hiyerarşisi içerisinde yer aldığına dair tutarlı tanık beyanı bulunmadığı, yine sanığın beyanlarından anlaşıldığı üzere bir dönem örgüt ile iltisaklı derneklere üye olduğu ancak bu derneklerde süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk içeren örgütsel eylemler gerçekleştirdiğine yönelik delil mevcut olmadığı, yine sanığın savunmasında geçen etkinliklerin tarihleri ve nitelikleri itibariyle sempati boyutunu aşmayan, süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk içermeyen eylemler olduğu, sanığın Bank … hesap hareketleri üzerindeki rapor ve mahkememizce yapılan inceleme neticesinde savunmasıyla tutarlı olarak rutin bankacılık işlemleri dahilinde kullanıldığı, talimat sonrası dönemde katılım hesabı açma işlemi bulunmadığı, kart borcu ödeme işlemleri ile arsa bedeli karşılığı gelen para işlemi olduğu, sanığın Bank … hesabını örgüte yardım amacıyla ve örgüt liderinin talimatına uyarak kullandığına yönelik başkaca delil bulunmadığı, bu haliyle hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri dahilinde kaldığı ve silahlı terör örgütününü hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçuna vücut verecek nitelikte olmadığı yönünde mahkememizde vicdani kanaat oluştuğu, bu şekilde sanığın savunmasının aksine örgüt ile iradi, canlı ve organik bağ kurduğuna, süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk içeren eylemlerde bulunduğuna ve örgütün hiyerarşisi içerisinde yer aldığına böylelikle silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğine dair soyut iddia dışında şüpheden uzak, mahkumiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilerek..” şeklinde gerekçeyle beraat hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan yargılamaya, sanığın savunmaları ve tüm dosya kapsamı ile sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında istinaf başvurusunda bulunan O yer Cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
a)Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
b)BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceğinin kabulü gerekir.
c)Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
d) Somut olayda, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, anılan örgüt ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketleri dışında, doğrudan örgüt yönetiminin talimatı üzerine bankacılık işlemi yapıldığına ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamadığı gibi, sanığın anılan banka nezdindeki hesabında bulunan bakiyeyi Aralık 2014 tarihinde başka bankaya aktardığına ve bu tarihe kadar zaman zaman gerçekleştirdiği örgütsel içeriği kanıtlanamayan dini sohbetlere katılmak ve öğrencilere yardım adı altında toplanan yardımlara iştirak etmek gibi faaliyetlerine son verdiğine ilişkin olgusal temellere dayanan savunması nazara alındığında, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası ile gerekçe içeriğine göre inceleme konusu kararda hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2020/109 esas 2021/374 sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.