YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/33195
KARAR NO : 2023/668
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/508 E., 2022/656 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2021/257 Esas, 2022/108 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/508 Esas, 2022/656 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının ceza yargılamasında delil olarak dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğuna, gerekçeli kararda müdafi olarak beyanlarına yer verilmemesinin CMK’nın 230 hükmüne aykırılık teşkil ettiğine, gerekçeli kararda tanık Y. K.’nin sanık hakkındaki beyanlarından yalnızca aleyhine olanlar dikkate alınıp lehe olan hususların değerlendirilmediğine, ByLock denilen programın bir iletişim programı olduğuna, kullanmanın hukuken suç olmadığına, kanunsuz suç ve cezanın olmayacağına, ByLock’un yasak delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağına, sanık aleyhine ByLock kullandığı iddiasına dayanılarak hüküm kurulmasının usuli ve hukuki olmadığından ve Yargıtayın ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihat haline gelen kararlarına aykırılık teşkil ettiğinden kararın bozulması gerektiğine, sanığın Bank … da talimatla hareket etmediğine, tanık D.S.’nin mahkeme huzurunda dinlenemediğine, beyanlarının hükme esas alınamayacağına, tanıkların beyanlarının gerçeği yansıtmayan beyanlar olduğuna, sanığın dosyaya yansıyan örgütsel bir eylem ve faaliyetinin bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, tahliye, beraat taleplerine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
”… tanık beyanları, bu beyanlarda geçen sanığın örgüt içerisinde çeşitli konumlarda yer aldığına (Müdür) ve mahrem yapılanmada görevli olduğuna, askeriyeye yerleştirilecek öğrencilerle ilgilendiğine, FETÖ/PDY’nin iletişim için kullandığı ByLock programını başka kişilere de yüklediğine dair anlatımlar, dosya kapsamında yer alan ve sanığın ByLock programını kullandığına dair inceleme ve tespit tutanağındaki tespitler ile bankasya hesabı ve dijital materyalleri üzerinde aldırılan bilirkişi raporunda yer alan tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın örgüt hiyerarşisine girdiği, sanığın örgütün amaçları ve eylemleri doğrultusunda hareket ettiği, bu hali ile sanığın TCK’nın 314/2 maddesinde düzenlenen suçun unsurları yönünden örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile dahil olup, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren örgütsel faaliyetlerde bulunduğuna dair dosyaya yansıyan her türlü şüpheden uzak yeterli ve inandırıcı somut deliller bulunduğu değerlendirildiğinden sanığın bu şekilde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği yapılan yargılama sonucunda mahkememizce sabit görüldüğünden sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve suç konusunun önem ve değeri, sanığın örgüt içindeki
konumu ve eylemlerinin yoğunluğu ile TCK’nın 61 inci maddesi dikkate alınarak taktiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle takdiren ve teşdiden 6 yıl hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına, sanığın eyleminin terör suçu olması sebebiyle 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi gereğince cezasında 1/2 oranında artırım yapılarak sanığın 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri hafifletici neden kabul edilerek hakkında verilen ceza TCK’nın 62/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği dikkate alınarak takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir. ”
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a-) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 karar sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;”ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında sanığın … ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin yer alan tespitler ışığında sanığın ByLock kullanıcısı olduğu hususunda bir duraksama bulunmadığı, sanığın … ID numaralı ByLock’u gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı gibi bu programı tanık Y.K’ya da yüklediği, yine tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanığın örgüt içerisinde askeri mahrem yapıda görev aldığı dolayısıyla sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmakla sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
c-)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin,
tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/508 Esas, 2022/656 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.