Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/33283 E. 2023/216 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/33283
KARAR NO : 2023/216
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

TUTUKLU
DURUŞMA VE TAHLİYE TALEPLİ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/691 E., 2022/814 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2022 tarihli ve 2021/266 Esas, 2022/138 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2022/691 Esas, 2022/814 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunu 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.07.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, tevsii tahkikat taleplerinin soyut gerekçelerle reddedildiği, sanığın anayasal eylemlerinin suç unsuru olarak kabul edildiği, itirafçı sanık konumunda bulunmalarından dolayı tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği ve dinlenen tanığın sanığa suç isnadında bulunmadığı, mahkumiyete dayanak verilerin istihbarı verilerden ibaret olup hukuken yasak delil kapsamında bulunduğu, ByLock programının hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edildiği ve ceza hukuku anlamında delil niteliğinin bulunmadığı, ByLock tespitinin doğruluğunun araştırılmadığı, söz konusu programın örgüte münhasır bir program olmadığı gibi örgüt üyeliği için yeterli bir delil olarak hükme esas alınamayacağı, sanığın çalışma hakkı kapsamında derneğe sgk girişi yapmış olmasının suç delili olarak değerlendirilemeyeceği, bilirkişi raporunda Bank … işlemlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğu belirtildiği halde hesap hareketlerinin aleyhe delil olarak kabul edildiği, sanığın örgütün nihai amacını bildiğine dair bir delilin bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 30 nci maddesindeki hata kavramının dikkate alınması gerektiği, suça konu fiillerin işlendiği dönem içindeki ceza yasalarına göre suç teşkil edip etmediğinin irdelenmediği, sanığın eylemleri ile örgüt arasındaki bağın yeterince ortaya konulmadığı, sanığın yakalandığı evin gaybubet evi olmadığı, sohbetlere katılma ve sohbet düzenlemenin suç olmadığı, sanığın bağımsız ve tarafsız bir merci tarafından soruşturulup yargılanmadığı, dosyada toplanmayan delilin bulunmadığı, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılarak sanığın tutuksuz yargılanıp sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın 667 sayılı KHK ile kapatılan Kdz. … Sanayici ve İş Adamları Derneğinde Nisan 2008-Mayıs 2008 tarihleri arasında SGK kaydının bulunduğu, örgütün kriptolu haberleşme programı olan ByLock isimli programı”454269″ USER ID ile kullandığı, kullanıcı adının “….” olduğu, anılan ID’yi ekleyenlerin (Roster bilgilerinin) “…, …” şeklinde isimlendirdiği, aynı şekilde söz konusu programı “…” USER ID üzerinden kullandığının, kullanıcı adının “umtkara” olduğu, anılan ID’yi ekleyenlerin (Roster bilgilerinin) “…, …” şeklinde isimlendirdiğinin ve yine söz konusu programı 0542…. numaralı GSM hattı üzerinden id’si tespit edilmeyen şekilde 29.08.2014 ile 16.02.2016 tarihleri arasında kullandığının da tespit edildiği, her ne kadar sanık savunmasında ByLock programını kullanmadığını iddia etmiş ise de, BTK’dan celbedilen HTS ve CGNAT kayıtlarına göre sanık tarafından kullanılan 0542… numaralı GSM hattı ile ByLock serverlerine tahsis edilen IP adreslerine erişim sağlandığının tespit edilmesi ve bu erişimler sırasında kullanılan baz bilgilerinin sanığın erişim tarihlerindeki konum bilgileri ile örtüşmesi, ayrıca tespiti yapılan “…” numaralı ID’ye ait 28.12.2015 tarihli bir yazışma içeriğinde sanığın T.C. Kimlik numarası ile kullandığı GSM numarasının yer aldığı, örgütün mali kanadını oluşturan … Katılım Bankası’nda hesabının bulunduğu, MASAK raporunda anlaşıldığı üzere, örgüt liderinin birinci talimat dönemine uygun olacak şekilde 31.01.2014 tarihinde …bankasından 20 bin TL kredi çekerek yine aynı 31.01.2014 tarihinde 36.300,17 TL tutarında yeni bir katılım hesabı açtırmak suretiyle Aralık 2013 tarihinde 8045,04 TL olan bakiyesini Ocak 2014 tarihinde 38.200,17 çıkarttığı, sanığın hesap hareketlerinin bankanın aktifine destek mahiyetinde olduğu, sanık hakkında S. T.’nin 2012-2013 yıllarında İstanbul Sarıyer’de küçük bölge talebe mesullüğü yaptığına dair beyanları ile sanığın hakkında 02.11.2018 tarihinde çıkarılan yakalama emrine istinaden arandığı sırada 22.06.2021 tarihinde resmi ikametgahı olmayan (gaybubet evi olarak tespit edilen) bir adreste yakalandığı da gözetilmekle; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütle güncel bağını devam ettirdiği ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiği, sanığın örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği, örgütle organik bağ kurup örgütsel davranışlarda bulunduğu ve örgüt üyesi sıfatına haiz olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın suç teşkil eden eylemine uyan TCK ‘nın 314/2 maddesi uyarınca; sanığın yakalanana kadar yukarıda açıklanan örgütsel bilinç ve saikle gerçekleştirdiği örgütsel davranışların çeşitliliği, örgütle kurduğu bağın niteliği bağlamında kastının yoğunluğu( birden fazla id ile ByLock kullanıcısı olması örgüt liderinin talimat dönemine ve talimatına uygun olarak başka bankadan kredi çekip aynı … … Katılım Bankası’nda katılım hesabı açması), suçun işleniş şekli ve oluşan yakın ve ağır tehlike dikkate alınarak sanığın TCK’nın 3 ve 61. maddeleri uyarınca cezanın bireyselleştirilmesi kapsamında takdiren alt sınırdan ölçülü şekilde ayrılmak suretiyle teşdiden hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın üyesi olduğu örgütün 3713 sayılı Kanun’da tabirini bulan silahlı terör örgütü olduğu anlaşıldığından sanığın cezası 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uyarınca kanunen ½ (yarı) oranında arttırılmış, sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları ile verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca sanığın cezasından takdiri indirim yapılmış ve sair hususları da içerir aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, tanık beyanlarına ve 454269 ve109280 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarına göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt içinde bölgeci olarak tabir edilen öğrenci evlerinin sorumluluğunu yürüten sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna ve sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurulduğunda temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt içinde bölgeci olarak tabir edilen öğrenci evlerinin sorumluluğunu yürüten sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
e)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2022/691 Esas, 2022/814 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza

Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.