YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/34011
KARAR NO : 2023/801
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1921 E., 2021/2126 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2018 tarihli ve 2017/170 Esas, 2018/89 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.12.2021 tarihli ve 2019/1921 Esas, 2021/2126 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tanzim olunan 13.07.2022 tarihli bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; dosya içerisinde sanığın ByLock kullandığına dair bir tespit ve değerlendirme raporu olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, kararın eksik inceleme sonucu alındığına ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında FETÖ/PDY mensuplarının kullanmış olduğu gizli haberleşme sistemi olan ByLock isimli programı 0505 (…) (..) (..) nolu GSM hattında … ve … IMEİ nolu telefonlar ile 19.10.2015 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı, 1997-1999 yılları arasında Özbekistan’da bulunan Türk okullarında, 2004-2010 yılları arasında … Lisesinde, 2010-2012 yılları arasında İskenderun Özel … ilköğretim okulunda 2012 yılından itibaren … İlköğretim okulunda ingilizce öğretmeni olarak çalıştığı, Facebook sosyal paylaşım sitesindeki https://www.facebook.com/… isimli adresinde 16 Temmuz tarihinde “15 saattir cemaat darbesi diyenler ergenekon olduğu anlaşılınca ergenekon cemaat işbirliği demeye başladı illa cemaat denecek yani!!!”, 3 Temmuz tarihinde “hükümet gülene iftiradan vazgeçsin”, 29 Mart tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma yürütüldüğü kamuoyunda yer alan Balıkesir Üniversitesi eski rektörü M.A’nın fotoğrafı ile ” eğer bugünlerde ajan, casus, paralel, hain yaftası yediyseniz üzülmeyin doğruları söylüyorsunuz demektir”, 30 Temmuz 2015 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde lideri …’in fotoğrafıyla birlikte “dik duranları tiranlar ezemez” şeklinde yazı paylaştığı, 21 Haziran tarihinde Twitter hesabında başbakan …’ın fotoğrafıyla birlikte “bekle son ‘gülen’ iyi güler”, 15 Mart tarihinde …’in fotoğrafıyla birlikte “hangi sebeple olursa olsun masum insanların kanına giren kimse melun yaptığı işte melanettir” şeklinde yazıyı paylaştığı ve FETÖ/PDY’nin finans kurumu olan Bank Asyada hesabının bulunduğu nedenleriyle örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer alarak örgüt tarafından verilen emirleri yerine getirdiği iddiasıyla mahkememize silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ve silahlı terör örgütünü ve şiddeti övücü-özendirici mahiyette paylaşımlar yaptığı nedeniyle silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan dava açılmıştır.
06.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda sanığın Bank … işlemlerine ilişkin olarak; “26.12.1997 tarihinde FETÖ/PDY’nin finans kurumu olan Bank Asyada bankacılık işlemlerine başlayan şahsın hesap hareketleri incelendiğinde, 17-25 Aralık öncesinde ve sonrasında Bank Asyada işlemlerine devam ettiği, para ilişkisinde olduğu kişilerin FETÖ/PDY soruşturmalarından tutuklu veya FETÖ/PDY’ye bağlı kurumlardan maaş aldığı, 17/25 aralık öncesinde katılım hesabı açtığı, kredi kartı kullandığı, B.E.S(bireysel emeklilik sistemi) ödemelerini kredi kartından gerçekleştirdiği, FETÖ/PDY’ye bağlı kurumlardan maaş aldığı, çocuklarının örgütle bağlantılı okullardaki eğitim ödemelerini kredi kartından gerçekleştirdiği, FETÖ/PDY ile bağlantılı firmalara kredi kartıyla 17-25 Aralık öncesinde ve sonrasında işlemler gerçekleştirerek yapının büyümesine mali anlamda destek olduğu, bu işlemlerin toplamının 34.028,47 TL olduğu, bankanın faaliyetleri durdurulana kadar Bank Asyada işlemlerine devam ettiği” belirtilmiştir.
Sanığın 0505 (…) (..) (..) nolu gms hattında … ve … IMEI nolu telefonlar ile 19.10.2015 tarihinden itibaren ByLock isimli programı kullandığı Aydın Emniyet Müdürlüğünün 23.01.2017, 23.05.2017 ve 20.11.2017 tarihli yazılarında belirtilmiştir.
Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkememize gönderilen Aydın ili ByLock kullanıcılarının ByLock Uygulaması Teknik Raporunda belirtilen BALTİC SERVERS- LİTVANYA isimli firma tarafından By-Lock programı için kiralanan IP (ID) adresleri(…, …, …, …, …) ile iletişime geçiş kayıtlarının(CGNAT kayıtları) bulunduğu dokümanların incelenmesinde ByLock tespit edilen 0505 (…) (..) (..) nolu GSM hattının 30 kere söz konusu IP(ID)’ler ile iletişime geçtiği tespit edilmiştir.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na yazılan müzekkereler cevabınca; 14.10.2015-25.10.2015 tarihleri arasında ByLock tespit tutanağında belirtilen … IMEİ nolu cihazda yalnızca sanığa ait 0505 (…) (..) (..) nolu GSM hattının kullanıldığı belirlenmiştir.
Sanık aşamalarda alınan savunmalarında ByLock tespit edilen hattı kendisinin kullandığını ancak ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını beyan etmiştir.
Sanığın ByLock tespit edilen hattı kendisinin kullandığını beyan etmesi, ByLock programına ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağındaki bilgiler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na yazılan müzekkere cevapları ve Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilen CGNAT kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın aksi yöndeki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu düşüncesiyle mahkememizce sanığın ByLock isimli programın kullanıcısı olduğu kanaatine varılmıştır.
Sanığın Facebook sosyal paylaşım sitesindeki https://www.facebook.com/ozcan.dag isimli adresinde 16 Temmuz tarihinde “15 saattir cemaat darbesi diyenler ergenekon olduğu anlaşılınca ergenekon cemaat işbirliği demeye başladı illa cemaat denecek yani!!!”, 3 Temmuz tarihinde “hükümet gülene iftiradan vazgeçsin”, 29 Mart tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma yürütüldüğü kamuoyunda yer alan Balıkesir Üniversitesi eski rektörü Mahir …’ın fotoğrafı ile “eğer bugünlerde ajan, casus, paralel, hain yaftası yediyseniz üzülmeyin doğruları söylüyorsunuz demektir”, 30 Temmuz 2015 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde lideri …’in fotoğrafıyla birlikte “dik duranları tiranlar ezemez” şeklinde paylaşımlarının olduğu, 21 Haziran tarihinde Twitter hesabında başbakan …’ın fotoğrafıyla birlikte “bekle son ‘gülen’ iyi güler”, 15 Mart tarihinde …’in fotoğrafıyla birlikte “hangi sebeple olursa olsun masum insanların kanına giren kimse melun yaptığı işte melanettir” şeklinde yazıyı paylaştığı Aydın KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen ve soruşturma aşamasında dosyaya giren 12.12.2016 tarihli açık kaynak araştırması ile tespit edilmiştir.
Aydın KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen FETÖ/PDY iltisakına ilişkin analiz raporuna göre sanığın Aydın ili mütevellilerinden olduğu iddia edilen M.A., A.K. ve S.M. ile HTS kayıtlarının olduğu, … İlköğretim okulunda çalıştığı ve 2014-2016 yılları arasında çocuğunun FETÖ/PDY ile iltisakı nedeniyle kapatılan Özel … İlkokulunda kaydı olduğu tespit edilmiştir.
Her ne kadar sanığın çocuklarının iltisaklı eğitim kurumlarında eğitim almış olması tek başına mahkumiyete esas delil olarak nitelendirilmese de sanık hakkındaki deliller kül halinde değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY’nin eğitim kurumunu tercih etmesinin altında yatan sebebin ideolojik yakınlık olduğu ve bu yakınlığın sanığın örgütle arasındaki bağlantı sonucu olduğu kanaatine varılmıştır.
Sanığın FETÖ/PDY ile iltisaklı … Özel Eğitim Kurumları ve Yurt İşlet. Tic. A.Ş.’de(… İlkokulunu bünyesinde barındıran şirket) öğretmen olarak çalışması örgütün, eğitim kurumlarına çalışan seçerken, örgütle bağlantılı ya da en azından örgütün ideolojisine yakın kişilere yöneliyor oluşu ve sanık hakkındaki diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; sanığın örgüt üyeliği için aranan şartlardan olan örgütle organik bağın bulunması kriterini taşıdığı kanaati güçlenmiştir.
Aydın ili mütevellilerinden olan kişilerle HTS kaydının olması mahkumiyete esas delil olarak nitelendirilmemiştir. Şöyle ki; mahkememizin diğer dosyalarında tanık olarak dinlediğimiz bir kısım mütevelli olduğu iddia olunan kişiler söz konusu kayıtların olduğu hatların bizzat kullanıcıları olmadıklarını, şirketlerindeki iletişim hatlarının kendi adlarına kayıtlı olduğunu, şirketi arayarak iletişime geçen kişilerin bu HTS kayıtlarına sebep olduklarını ve mütevelli olduğu iddia olunan kişilerle HTS kaydı olduğu söylenen sanıkların çok büyük bir kısımını tanımadıklarını beyan etmişlerdir. Bu beyan üzerine mütevelli oldukları iddia olunan şahıslarla HTS kaydının olması her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil olma niteliğini kaybetmiş ve hükme esas alınmamıştır.
Dosyanın yeterince aydınlanmış olması nedeniyle iddia makamının da mütalaası doğrultusuna; gelmeyen müzekkere cevaplarının ve dijital materyaller ile ilgili raporun beklenmesinden vazgeçilmiştir.
Terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olması nedeniyle, sanık yönünden suç tarihi olarak temadinin kesildiği tarih olan yakalama ve ifade alma tarihi olan 15.12.2016 tarihi esas alınmıştır.
Tüm bu veriler ve yukarıda yapılan ayrıntılı açıklamalar çerçevesinde; sanığın FETÖ/PDY mensuplarının kullanmış olduğu gizli haberleşme sistemi olan ByLock isimli programın kullanıcısı olması, sosyal medya üzerinden örgütü övücü-destekleyici paylaşımlar yapmış olması ve örgütle iltisaklı okulun çalışanı olması dikkate alındığında sanığın bu eylemlerinin, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihatları doğrultusunda silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin bulunduğu, silahlı terör örgütü suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu, eyleminin TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddeleri kapsamında kaldığı, sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın bu suç nedeniyle cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, kastın yoğunluğu, sanığın dosyaya yansıyan kişiliği, meydana gelen netice gözönüne alınarak takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılarak temel ceza 6 yıl olarak belirlenmiş, sanığın işlemiş olduğu suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde belirtilen terör suçları kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanığa verilen cezada 3713 sayılı Kanun 5/1 inci maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılmasına ve sanığın sabıkasız oluşu ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları dikkate alınarak TCK’nın 62 nci maddesi gereğince takdiren 1/9 oranında indirim yapılmasına karar verilerek neticeten 8 yıl hapis cezasına hükmedilmiştir.
Sanık hakkında terör örgütünün propagandası yapmak suçundan kamu davası açılmış ise de eylemlerinin kül halinde örgüt üyeliği suçunu oluşturduğu, faaliyetlerinin örgüt üyeliği suçu içerisinde eridiği kanaatine varılmakla ve sanığın örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmış olması nedeni ile terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan açılan kamu davası ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında, “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporuna göre sanığın kullanımında olan 0505 (…) (..) (..) GSM numaralı hat ile ByLock proğramını kullandığı anlaşılmakla ByLock tespit değerlendirme tutanağı beklenmemiş olup, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçu yönünden örgütün kurum, kuruluş ve şirketlerinde çalışan kişilerin durumu değerlendirildiğinde; bu çalışanların iki grupta değerlendirilmesi gerektiği, birinci grupta yer alan örgütün amaçları ile doğrudan bağlantılı olmayan iş alanlarında çalışan kişilerin, bu çalışmaları nedeni ile örgüt üyesi veya örgüte yardım eden sıfatı ile kabul edilmeleri mümkün değildir. Örneğin örgüt şirketinde temizlik görevlisi, güvenlik görevlisi vb. asıl örgüt faaliyeti ile ilgili olmayan alanlarda ücret karşılığında çalışan kişilerin, örgütsel amaca vakıf olduğunun kabulünü gerektirir diğer olgular olmaksızın örgüt üyesi veya örgüte yardım eden olarak kabulü mümkün olmayacaktır. Buna karşılık örgütün amaçları ile doğrudan bağlantılı işlerde çalışan kişilerin bu çalışmalarının örgütsel amaçla yapıldığının kabulü ile eylemin örgüt üyeliği olarak kabulü gereklidir. Bu bağlamda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait kurum, kuruluş ve şirket çalışanlarının durumu değerlendirildiğinde; örgütün amacı devlet kurumları içerisine sızan ve gizlilik içerisinde hareket eden mensupları vasıtası ile devlet mekanizmasının ele geçirilmesi ve Anayasal düzenin bu şekilde değiştirilmesidir. Bu bağlamda örgüt mensuplarının kazanılması ve devlet kurumlarına yerleştirilmesinde örgüte bağlı özel eğitim kuruluşlarının özel bir önemi mevcut olup, bu kategoride sayılabilecek kuruluşlar yurtlar, etüt merkezleri, dershaneler ve özel okullar (kolejler) olup, örgüt kurduğu özel eğitim kurumları vasıtası ile henüz eğitim çağında bulunan çocuk yaştaki kişilerin örgüte kazandırılması amacı ile faaliyet sürdürerek bu kişilerin öncelikle örgüt sempatizanına dönüştürülmesinin sağlandığı, ilerleyen aşamada ise örgüt sempatizanına dönüştürülen kişilere daha da nüfuz edilerek tamamen örgüt mensubu kabul edilecek şekilde örgüt hiyerarşisine girmesinin sağlandığı, sonrasında ise örgüt mensubuna dönüştürülen bu kişilerin örgüt adına, örgütün planlaması ve hedefleri doğrultusunda devlet kurumlarına yerleştirilmesi faaliyeti yapmakta olduğu kesin olarak saptanılmış olup, suça konu terör örgütünün eğitim kurumlarının, ana hedefinin örgütün insan kaynağını temin etmek olduğu hususunda, yargı kararları ile ortaya çıkan örgüt yapısı ve örgütün deşifre olan yöntemleri karşısında bir tereddüt bulunmamaktadır. FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait kurumların açıklanan faaliyet amacı dikkate alındığında, bu amacın gerçekleştirilmesi ancak örgüt mensubu olan ve örgütün amaçlarını gerçekleştirme için çalışan eğitimci veya idareci sınıfında yer alan kişilerin çalışması ile mümkün olabilecektir. Örgüt mensubu olmayan ve örgütün gerçek amaçlarını bilmeyen kişilerce örgüt eğitim kurumlarından amaçlanan hedeflerin sağlanması mümkün değildir. Her ne kadar belirli branşlarda yeteri kadar örgüt mensubu eğitimci bulunamaması hallerinde, geçici olarak örgüt mensubu olmayan kişiler arasından eğitimci temini mümkün ise de, bu kişilerin örgüte kazandırılamaması hallerinde uzun süreli olarak örgüt okul ve dershanelerinde çalıştırılması söz konusu olmamaktadır. Açıklanan nedenlerle örgüt eğitim kurumlarında uzun süreli çalışan yurt müdürü, öğretmen ve eğitim kurumu idarecilerinin örgüte elaman kazandıran durumunda oldukları, bu kişilerin süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri ile örgüt hiyerarşisine dahil olmak sureti ile örgüt üyesi olarak kabullerinin gerektiği değerlendirilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın 1997-1999 yılları arasında Özbekistan’da bulunan Türk okullarında, 2004-2010 yılları arasında … Lisesinde, 2010-2012 yılları arasında İskenderun Özel Gülen İlköğretim okulunda 2012 yılından itibaren … İlköğretim okulunda ingilizce öğretmeni örgüt içi tayine tabi olarak çalıştığı, bu hususta çalışma kayıtlarının olduğu, bankanın faaliyetleri durdurulana kadar Bank Asyada işlemlerine devam ettiği görülmekle, sanığın eylemlerinin yoğunluğu, çeşitliliği ve sürekliliği gibi unsurlarla FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmış olup sanık müdafiinin istinaf başvurusunun reddine karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilerek, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, buna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu yeniden istenip, sanığın, telefonuna ByLock uygulamasını yüklediğini beyan ettiği M.Ç. hakkında aynı suçtan soruşturma yahut kamu davası bulunup bulunmadığı araştırılarak, var ise ilgili evrakın, hükme esas alınan sanığın Bank … ile ilgili kayıtlarının ve alınmış ise bilirkişi raporunun Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslınının veya onaylı bir sureti ile birlikte dosyaya dercedilmesi, tüm delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılması ve anılan şahsın tanık sıfatıyla usülüne uygun biçimde dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yetersiz belgelere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Kabul ve uygulamaya göre de;
Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayininde hukuki isabet görülmemiştir.
c) 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanması bakımından takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın faillerinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önüne alınarak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun, olaya özgülenmiş ilgili ve yeterli gerekçeye istinaden bir indirim oranının takdir ve tespit edilmesi gerekirken, kendi içinde de çelişki oluşturan “sanığın sabıkasız oluşu ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları” şeklinde gerekçe ile anılan maddenin uygulanması ve fakat indirim oranının mutad uygulama dışında 1/9 olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.12.2021 tarihli ve 2019/1921 Esas, 2021/2126 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.