Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/34830 E. 2023/748 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/34830
KARAR NO : 2023/748
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/298 E., 2021/854 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2018 tarih, 2017/104 Esas -2018/1720 sayılı kararı ile sanığın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220inci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, hüküm Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih, 2018/1452 Esas – 2019/776 sayılı kararı ile CMK’nın 289/1-a, e ile 280/1-d maddeleri uyarınca, sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.

2. Bozma üzerine Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2020 tarih, 2019/281 Esas – 2020/28 sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.

3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarih, 2020/298 Esas – 2021/854 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.08.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebi özetle sanığın sendika üyelikleri, ikametinde yapılan aramada ele geçirilen CD ve DVD’ler üzerinde yapılan inceleme sonuçları, Kakao talk programını kullandığına dair tespitler, örgütün haber siteleri ile örgüt mensubu yazarları takibine dair tespitler Bank Asyada açılmış hesabının bulunması haklarında örgüt üyeliği nedeniyle işlem yapılan şahıslarla iletişim kayıtlarının bulunması, Zaman Gazetesine abone olması hususları gözetildiğinde sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesine itirazına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2017 tarih ve 2017/19951 soruşturma, 2017/5363 Esas sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 3713 sayılı TMK’nın 7/1 maddesi delaletiyle 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 63, 53, 54, 3713 sayılı TMK’nın 5/1-2 nci maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.

Sanık …’un emekli öğretmen olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde lideri …’in örgüt kapsamında faaliyet gösteren Bank Asyayı kurtarmaya yönelik Ocak 2014 tarihinde para yatırılması talimatından sonra 03.08.2005 açılış tarihli Bank Asyadaki hesabının açık olduğu, ancak herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı, sanığın FETÖ/PDY bağlantısı sebebiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına 12.02.2014 tarihinde üye olduğu ancak kısa bir süre sonra emekli olduğu için söz konusu üyeliğinin sona erdiği, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerde örgüt lideri …’e ilişkin haberlerin takip edildiğinin, örgüte müzahir sızıntı.com, Herkul.org, bankasya.com isimli internet sitelerine girişlerin bulunduğunun ayrıca kakaotalk isimli haberleşme programına ilişkin kalıntıların olduğunun tespit edildiği, HTS analiz raporuna göre sanığın FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında hakkında soruşturma yürütülmüş kişilerle görüşmesinin olduğu ancak bu görüşmelerin örgütsel içerikli olup olmadığının tespit edilemediği, sanığın evinde ele geçirilen DVD ve CD’ler üzerinde yapılan incelemede, örgüte müzahir Samanyolu TV de yayınlanan “Kollama” ve “Tek Türkiye” isimli dizilere ait görüntülerin bulunduğunun tespit edildiği, sanığın savunmasında, kısa bir dönem Zaman Gazetesi abonesi olduğunu, 2014 yılı başında arkadaşlarının ısrarı ile Aktif-Sene geçtiğini, herhangi bir faaliyetine katılmadığını, üzerinde inceleme yapılan cep telefonunu ikinci el olarak satın aldığını, aldıktan kısa süre sonra polislerin bu telefona el koyduğunu, telefonda tespiti yapılan kakao talk programını kendisinin yüklemediğini, önceden yüklenmiş olabileceğini beyan ettiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin istikrar kazanmış uygulamaları göz önüne alındığında silahlı terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunmasının gerektiği, bunun dışında niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olarak nitelendirilebileceği, örgüte sadece sempati duymak, örgüt liderine saygı duymak, örgüte müzahir yayınları ve haberleri takip etmek gibi eylemlerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı göz önüne alındığında, bylock ve benzeri gizli haberleşme programlarını kullanmadığı sabit olan, örgüt talimatı neticesinde Digitürk, Dsmart ya da Tivibu aboneliğini iptal ettirdiğine yönelik dosyaya yansıyan delil bulunmayan, örgütün sohbet toplantılarına veyahut başka herhangi bir faaliyetine katıldığına dair tanık anlatımı bulunmayan, örgüte müzahir dernek ya da vakıf üyeliği olmayan, yapılan saha araştırmasında örgütle bağlantısı bulunduğuna dair bir tespit yapılmamış olan sanığın, örgüte müzahir Aktif Sen isimli sendikaya emekli olana kadar kısa bir süre üye olması, Bank Asyada örgüt liderinin talimatı öncesi açılmış hesabının bulunması, örgüt elebaşına ilişkin haberlerle örgüte müzahir internet sitelerini takip etmesi, kakaotalk isimli haberleşme programını kullanması ve bir dönem Zaman Gazetesine abone olması hususlarının sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bir bağ ile dahil olduğunu ya da örgüte yardım suçunu işlediğini ispat etmeye yeterli olmadığı, aksi durumun ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani kuşkudan sanık yararlanır kuralına aykırılık teşkil edeceği, sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği, dosya kapsamı itibariyle mevcut delillerin sanığın FETÖ/PDY

silahlı terör örgütüne üye olduğunu ya da üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım ettiğini kabul etmeye yeterli olmadığı, dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği Mahkememizce değerlendirildiğinden, üzerine atılı suç sabit görülmeyen sanığın delil yetersizliği sebebiyle beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek için Örgütlenme, s. 383 vd.).

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte,

örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.

b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına iseörgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.

c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 14.01.2014 tarihinde Eğitim Birsen isimli sendikadan istifa ederek 12/02/2014 tarihinde Aktif Eğitim Sendikasına üye olan sanığın, … Katılım Bankası A.Ş nezdinde 03/08/2005 tarihinde açtığı hesaptaki mutad bankacılık işlemleri dışında örgüte yardım kastıyla hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olmasına nazaran, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarih, 2020/298 Esas – 2021/854 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.