Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/35237 E. 2023/432 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/35237
KARAR NO : 2023/432
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/129 E., ve 2022/235 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
… yönünden 22.07.2016
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Duruşmalı inceleme talebinin yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2018 tarihli ve 2016/353 Esas, 2018/218 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan:
… hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesi ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
… hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesi ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.01.2020 tarihli ve 2020/15 Esas, 2020/15 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin duruşma açmaksızın sanık … hakkında sonuç cezanın 9 yıl, sanık … hakkında sonuç cezanın 6 yıl 10 ay 15 … olarak değiştirilmek suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25.11.2021 tarihli ve 2021/2341 Esas, 2021/10288 Karar ilamı ile sanık … hakkında “Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesinde tahdidi olarak sayılan haller haricinde aynı Kanunun 280/1-e madde ve fıkrasında yer alan emredici ve kamu düzenine ilişkin düzenleme doğrultusunda duruşma açıp sonucuna göre anılan Kanun maddesinin 2. fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açmaksızın evrak üzerinde İlk Derece Mahkemesince belirlenen hapis cezasının “9 yıl 9 ay” dan “9 yıl” hapis cezasına indirilmesi”, sanık … hakkında “yargılama sırasında Adana F tipi ve Osmaniye 2 nolu T tipi kapalı ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan, temyiz dilekçesinde “SEGBİS ile kendini ifade edemediği” ifade edilen sanığın, hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK’nın 147. maddesiyle değiştirilen ve 08.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7078 sayılı Kanunun 142. maddesi ile de kanunlaştırılan CMK’nın 196/4. maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğu belirtilmeden yargılamanın hiçbir aşamasında mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunması alınıp son sözü sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanunun 196/4. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması” gerekçeleriyle sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2022/129 Esas, 2022/235 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesi ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca sanık …’in 7 yıl 6 ay, sanık …’in 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.08.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık … müdafii temyiz dilekçesinde özetle; birbirleri ile ilgisi olmayan sanıkların birlikte yargılanmasının savunma hakkını kısıtladığı ve ihlal ettiği, teşdit uygulanmasının hatalı olduğu, ByLock delilinin hukuka aykırı olarak değerlendirilmesi gerektiği, aksi kabulde de programı kullandığına dair yetersiz delil ve eksik araştırma ile hüküm kurulduğu, mahrem yapıya dair dosyaya gelen belgenin hukuki olmadığı, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı ve sair gerekçeler ile hükmün sanık lehine bozulmasının talep edildiği anlaşılmıştır.
2.Sanık … müdafii temyiz dilekçesinde özetle; birbirleri ile ilgisi olmayan sanıkların birlikte yargılanmasının savunma hakkını ihlal ettiği, sadece dini toplantılara katılan kişiler ile devleti yıkmaya çalışan kişilerin ayrılması gerektiği, tanıkların aynı zamanda sanık olması sebebiyle himmet adı altında para topladığına dair beyanların kabul edilemeyeceği ve sair gerekçelerle hükmün sanık lehine bozulmasının talep edildiği anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine kurulan hükümde, sanık …’in örgütün gizli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu, örgüt liderinin çağrısı üzerine örgütün finans kaynağı olan Bank …’ya para yatırdığı, örgütün emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin rapora göre Erzurum büyük bölge, Kars küçük bölge, Ağrı ilinde … kod adını kullanıp, C vasfında öğretmen olarak görev yaptığı, tanık beyanları itibariyle Mehmet kod adını kullanıp, emniyet mahrem yapılanmasında polis memurlarına sohbet verdiği, ByLock ve Eagle programlarını kullandığı, emniyet mahrem yapılanmasında 2016 yılı Mayıs ayına kadar sohbet verdiği ve himmet topladığı, sanık …’in örgütün gizli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu, örgüt liderinin çağrısı üzerine örgütün finans kaynağı olan Bank …’ya para yatırdığı, veri inceleme raporunda derece 1: …, 2015 Mart alan: …, Alan: SAYV olarak kodlandığı, ev aramasında örgüt lideri …’e ait fotoğraf ve ses kayıtlarının bulunduğu CD’lerin ele geçirildiği, tanık beyanları itibariyle örgütsel sohbetlere katıldığı, sohbetlere polis memurlarını davet ettiği ve himmet topladığı, sanıkların silahlı terör örgütü ile organik bağ içerisine girdiği, terör örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığı anlaşılmakla üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri gerekçelerine dayanılarak haklarında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
A. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
B. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
C. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal düzene karşı işlenen suçlar soruşturma bürosu tarafından 2017/68532 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, gizli tanık …’un, gerek Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/250 Esas saylı dosyasında verdiği 16.02.2018 tarihli, gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 18.04.2017 ve 27.04.2017 tarihli (Kom Daire Başkanlığında alınan) ifade tutanaklarında belirtildiği gibi, anılan örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğüne sızmış mensupları ile bunlardan sorumlu mahrem imamlarının örgütle irtibatı, bağlılık derecesi ve örgütsel konumu gibi stratejik önemi haiz bilgilerin kaydedildiği dijital materyallerin, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 18.04.2017 tarih ve 2017/2920 Değişik iş sayılı karara istinaden incelenmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunun, müsnet suç yönünden; gizli tanık beyanına ve gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyallere dayanılarak düzenlenmiş, sanıkların örgütle irtibatını ortaya koyan bir belge olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
D. BDDK’ nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
E. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre:
ByLock uygulamasını örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt mahrem yapılanmasında emniyet birimi içerisinde “…” kod adıyla … kod … A’ya bağlı olarak Ağrı ilinde polis memurlarından sorumlu “mahrem imam” sıfatı ile görev yapan, örgütsel toplantılar düzenleyip toplantılara katılan, himmet adı altında örgüte fon toplayan, örgüt liderinin talimatı üzerine iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’deki katılım hesabına para yatıran sanık …’in, ByLock uygulamasını örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt emniyet mahrem yapılanması içerisinde yer alan, KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen veri inceleme raporunda, “FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan (himmet verme – kampa kalma – her çağrıldığında gelme – sigara – karşı cins – namaz) kişileri” ifade eden “…” olarak kodlanan, örgütün “sohbet” adı altındaki toplantılarına katılan ve başkaca polis memurlarını da davet eden, himmet adı altında örgüte fon toplayan ve sağlayan, örgüt liderinin talimatı üzerine iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’deki katılım hesabına para yatıran sanık …’in örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile katılmak suretiyle üyesi oldukları ve müsnet suçun sübut bulduğu yönündeki bölge adliye mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
F. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik öneme haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alarak örgütle organik bağını sürdüren, örgütsel toplantılarına katılan, himmet adı altında örgüt için para toplayan sanık …’in, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatlarının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği, dini saiklerle hareket ettiği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
G. Bozma üzerine yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların, 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi dışında özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümlerde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2022/129 Esas, 2022/235 sayılı Kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2023 tarihinde karar verildi.