Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/37419 E. 2023/301 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37419
KARAR NO : 2023/301
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/96 E., 2019/209 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 03.03.2020 tarihli ve 2019/6896 Esas, 2020/1638 sayılı bozma Kararının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2022 tarih 2021/(Kapatılan)16-120 Esas, 2022/200 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak hükmün esastan incelenmesi amacıyla Dairemize gönderilmekle;
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilerek, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2018 tarihli ve 2017/176 Esas, 2018/131 sayılı Kararı ile sanık hakkında;
1. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 22.11.2019 tarihli ve 2018/886 Esas, 2019/677 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilleri ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 03.03.2020 tarihli ve 2019/6896 Esas, 2020/1638 sayılı Kararı ile “Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; katılanlar Türkiye Cumhuriyeti … ve Türkiye Büyük Millet Meclisi vekilleri ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Dosya kapsamına göre; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik, üstlendiği görev, sanığın örgüt içindeki konumu ve kaldığı süre nazara alınarak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik ceza tayini,
2- Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas 2015/85 sayılı iptal Kararı ile TCK’nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
3- Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “16.07.2016” yerine “15.07.2016” olarak yazılması,
Kanuna aykırı, katılanlar Türkiye Cumhuriyeti … ve Türkiye Büyük Millet Meclisi vekilleri ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı bozulmasına” karar verilmiştir,
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 13.07.2020 tarih ve 16-2019/57994 sayılı yazısı ile;
“…Yüksek Daire yaptığı temyiz incelemesi sonunda; silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından verilen beraat hükümleri aleyhine katılanlar vekillerinin temyiz istekleri bulunduğu hâlde bu hükümler hakkında bir karar vermemiştir.
Diğer taraftan sanığa atılı suçlardan silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden … ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin suçtan doğrudan zarar görmediği, bu nedenle CMK’nın 237. maddesi gereğince sanık hakkında bu suçtan açılan kamu davasına katılma, dolayısı ile bu suçtan kurulan hükmü temyiz haklarının bulunmadığı Yüksek Dairenin artık istikrar kazanmış uygulamaları ile sabittir. Böyle olduğu hâlde, sanık hakkında TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53 ve 58/9. maddeleri gereğince verilen mahkûmiyet hükmü yönünden her iki katılanın temyizi de esas alınarak hükmün sanık aleyhine bozulmasına karar verilmiştir. Her iki katılan kurum vekilinin temyiz dilekçeleri incelendiğinde esas itibarıyla sanık hakkında beraat kararı verilen diğer suçlardan da tıpkı silahlı terör örgütü üyeliğinden olduğu gibi mahkûmiyet hükmü verilmesi gerektiğini ileri sürdükleri, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik bir temyiz nedeni de bildirmedikleri anlaşılmaktadır.
Tüm bu nedenlerle, sanık hakkında katılan … vekili ile Türkiye Büyük Millet Meclisi vekilinin temyiz isteklerinin reddi ile aleyhe temyiz olmadığı, (2) numaralı bozma nedenin infaz aşamasında değerlendirilebilir, (3) numaralı bozma nedeninin mahallinde giderilmesinin mümkün olduğu gözetilerek ve bu hususlara işaret edilerek hükmün onanması gerektiği…” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
E. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 24.11.2020 tarih ve 2020/5259 Esas, 2020/6864 sayılı Kararı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden dosyanın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesi üçünü fıkrası uyarınca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine karar verilmiştir.
F. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2022 tarih 2021/(Kapatılan)16-120 Esas, 2022/200 sayılı Kararı ile “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 03.03.2020 tarihli ve 6896-1638 sayılı bozma kararının, geçitli suç niteliğinde olan “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlarından açılan kamu davalarında ayrıca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan da sanığın cezalandırılmasının talep edilmesi durumunda; bu durumun “ayrı dava” şeklinde değerlendirilemeyeceği ayrıca sanığın mahkûmiyetine karar verilen silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin olarak da katılan vekillerinin temyize hakları olmadığından, bu suç bakımından aleyhe değerlendirme yapılamayacağından kaldırılmasına” karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; ByLock hususunda bilirkişi raporu alınmasına ilişkin taleplerinin yerel mahkemen tarafından reddedildiğine, ByLock raporlarında çelişkiler bulunduğuna, ByLock verilerinin hukuki delil olmadığına ve hükme esas alınamayacağına, haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine, sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde bulunmadığına, terör örgütüne üye olma suçunun yasal unsurları oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraatine karar verilmesi gerektiğine, haksız, kanuna ve hukuka ve de vicdanlara aykırı olarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşıldığına, sanığın sabıkası bulunmaması ve yargılama sürecinde mahkemeye karşı en ufak bir saygısızlığı olmamasına rağmen 5237 sayılı TCK’nın 62 nci maddesindeki takdiri indirim nedeninin uygulanmadığına ve sair sebeplere ilişkindir.
B. Katılan T.C. … vekilinin temyiz istemi özetle; beraat hükmünün bozularak sanığın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından da mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Katılan TBMM Başkanlığı vekilinin temyiz istemi özetle; beraat hükmünün bozularak sanığın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından da mahkumiyetine karar verilmesi, ayrıca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan da daha ağır şekilde cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Dosyaya getirtilen ByLock tutanakları, BTK yazı cevapları, araştırma tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın Jandarma Genel Komutanlığı Dış İlişkiler ve İnsan Hakları Daire başkanı olarak Kurmay Albay rütbesiyle görev yapmaktayken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısı nedeni ile görevinden ihraç edildiği, FETÖ/PDY’nin diğer örgütlerden farklı olarak bir istihbarat ve casusluk şebekesi gibi yapılanıp faaliyet gösterdiği, bu amaçla özel haberleşme programı geliştirdikleri, örgüt faaliyetlerinin deşifre olması ve takibattan kurtulmaları amacıyla, “ByLock” isimli proğram geliştirilerek örgüt mensuplarınca haberleşmede kullandıkları, örgüt elebaşısının “tüm üyeler ByLock üzerinden görüşmeler yapsın, normal telefonla görüşme yapanlar hizmete ihanet etmiş olur” şeklinde talimat verdiği, bu talimatla örgüt üyelerinin ByLock programının flash bellekle kurulum dosyasının telefona kopyalanmasıyla kurulduğu, şifre oluşturulduktan sonra Türkiye haricinde başka bir ülkenin server’i üzerinden bağlantının sağlandığı, örgüt mensuplarının bu program vasıtasıyla haberleştikleri, örgüt elemanı olmayan, örgüt içerisinde faaliyet göstermeyen kimsenin ByLock programına ulaşmasının mümkün olmadığı, sanığın şifreli mesaj ve görüşme programı olan ByLock isimli programını 0505(…) (..) (..) sayılı GSM hattı ve … İMEİ nolu cihaz ile sanığın adına kayıtlı 33(…)@ttnet adsl aboneliği ile aktif bir şekilde kullandığının tespit edildiği anlaşılmakla, sanığın oluşa aykırı düşen, gerçekleri yansıtmayan, kendini suçtan kurtarmaya matuf savunmasına itibar edilmemiş, sanığın yukarıda belirtilen eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 ve 7. maddelerinde ifade edilen, Anayasa’da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla kurulmuş ve bu amacı gerçekleştirmek için silahlı eylemlerle cebir ve şiddete başvuran, liderliğini silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmayı engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçlarından hakkında bir çok kamu davası açılan ve yakalama emri bulunan …’in yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) isimli silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisine dahil olmak suretiyle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ByLock sorgusuna ilişkin cevabi yazı, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından yapılan tespit ve BTK yazı cevabı dikkate alındığında; sanığın yukarıda da izah edildiği üzere mahkememizce kabul edilen eyleminin sabit olduğu hususunda tam bir vicdani kanaate varılmış olması nedeniyle sanık ve sanık müdafiinin ByLock ile ilgili tevsi tahkikat talepleri sonuca etkili görülmeyip, dosya esasına bir katkı sağlamayacağı değerlendirildiğinden bu taleplerin reddine karar verilmiştir. Sanığın eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve örgütteki konumu itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, terör örgütünde silah unsur ise de unsur yanılgısınında söz konusu olmadığı, adı geçen silahlı terör örgütünün 07.02.2012 tarihli MİT olayı, 17-25.12.2013 tarihli darbe girişimi, 2014 yılı ocak ayındaki MİT tırları olaylarından sonra gerçek yüzünün ortaya çıktığı ve devletin bu örgütle etkin biçimde mücadeleye girdiği, özellikle sanığın bu tarihlerden sonraki eylemlerinde hatadan bahsedilemeyeceği, sanığın bilerek ve isteyerek örgüt üyeliğini devam ettirdiği anlaşılmakla, sanığın sübut bulan müsnet suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinde, Türk Ceza Kanununun 61 ve 3/1 maddeleri gözetilerek mensubu olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülke ve dünya çapında gerçekleştirdiği örgütlenme itibariyle ortaya koyduğu tehlikenin ağırlığı, sanığın bu örgütteki konumu, aleyhine delil durumu, eylemlerinin niteliği değerlendirilerek takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tertibine gidilmiştir.
2. Her ne kadar sanık hakkında Anayasayı ihlal, yasama organına karşı suç ve hükümete karşı suç suçlarından da kamu davası açılmış ise de darbe girişimini organize edenler tarafından sanığın atama listesinde … Sıkıyönetim Komutanı olarak atamasının yapıldığı, sanığın darbe girişimine aktif olarak katıldığına ilişkin dosya kapsamında delil elde edilemediği, yine yapılan atamanın sanığın bilgisi ve iradesi ile yapıldığına ilişkin şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden anılan suçlarla ilgili sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, mahkumiyete konu edilen suç yönünden karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesinin takdir kılınarak, savunmaların inandırıcı gerekçelerle ret edilmesine, beraate konu edilen suçlar yönünden ise hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, katılanlar vekillerinin sanığın tüm suçlardan cezalandırılması gerektiğine, sanık müdafiinin ise eksik inceleme sonucu kurulan hükmün kaldırılarak beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin talepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan TBMM Başkanlığı vekilinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmayı engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma, katılan T.C. … vekilinin ise Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçuna ilişkin temyiz istemleri yönünden;
Sanıklara atılı bulunan bu suçların niteliği itibariyle katılanlar vekillerinin hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, bu suçlar yönünden davaya katılmalarına ilişkin kararlar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin (Kapatılan) İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetildiğinde; mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, adına kayıtlı GSM hattı ve adsl aboneliği üzerinden “200058 ID’ numarası ile ByLock kullandığı tespit edilen, sıkıyönetim görevlendirme listesinde Çorum Sıkıyönetim Komutanı olarak ismi bulunan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
b) Sanığın örgüt içindeki konumu nazara alınarak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmiş ise de aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
c) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceği nazara alınarak, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “16.07.2016” yerine “15.07.2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri sair nedenler de yerinde görülmediğinden sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan beraat hükümleri yönünden
Sıkıyönetim görevlendirme listesinde Çorum Sıkıyönetim Komutanı olarak ismi bulunan sanık hakkında, 15 Temmuz 2016 günü somut darbe teşebbüsünün icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olup, suç işleme karar ve iradesine katıldığına veya elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunduğuna ilişkin mahkûmiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil de elde edilemediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararına ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, katılan TBMM Başkanlığı vekilinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmayı engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma, katılan T.C. … vekilinin ise Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçuna ilişkin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca oy birliğiyle REDDİNE,
B. Gerekçe bölümünün (B) ve (C) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 22.11.2019 tarihli ve 2018/886 Esas, 2019/677 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda beraat ve mahkumiyete ilişkin hükümlerde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.