Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/37443 E. 2023/249 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37443
KARAR NO : 2023/249
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
B O Z M A Ü Z E R İ N E
TUTUKLU
TAHLİYE TALEPLİ

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/457 – 2022/1104
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62/1,
53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet

A) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 26.06.2022 tarihli ve 2022/457 Esas, 2022/1104 sayılı Kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanık … müdafiinin yüzüne karşı verilen karara karşı, sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 05.07.2022 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile süre tutum talebinde bulunduğu; 06.07.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde sanığa tebliğ edilen gerekçeli karara karşı aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı gibi inceleme tarihine kadar da göndermediği anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE,
B) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 26.06.2022 tarihli ve 2022/457 Esas, 2022/1104 sayılı Kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde:
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2018 tarihli ve 2017/156 Esas, 2018/86 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yönelik hüküm kurulmuştur.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 03.04.2018 tarihli ve 2018/1893 Esas, 2019/235 sayılı Kararı ile ”sanık hakkında İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinde silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan yargılama bulunduğu ve davaların birleştirilerek görülmesi gerektiği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı üzerine dava dosyalarının İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama neticesinde; sanık hakkında, İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2020 tarihli ve 2019/52 Esas, 2020/102 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yönelik hüküm kurulmuştur.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.02.2021 tarihli ve 2021/1 Esas, 2021/335 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.04.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunması üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26.01.2022 tarihli ve 2021/7782 Esas, 2022/219 sayılı Kararı ile hükmün ”soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi sıfatıyla sanıklar hakkında koruma tedbirlerine karar vererek veya koruma tedbirlerine yapılan itirazları değerlendirerek yargılamaya katılan (…) sicil numaralı …’ın mahkemenin kanuna uygun şekilde teşekkül ettirilmemesi sonucunu doğuracak biçimde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinde yapılan istinaf incelemesine katılmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 23/1-2, 289/1-a maddelerine muhalefet edilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası ”b” bendi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Bozma üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 29.06.2022 tarihli ve 2022/457 Esas, 2022/1104 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yönelik tekrar hüküm kurulmuştur.
7. Bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.10.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
Özetle; sanığın ByLock kullanmadığına, ByLock kullanımına ilişkin kastı bulunmadığına, Fetö kurumlarında çalışmasının anayasal hak olduğuna, etkin pişmanlık hükümlerini bilmediğinden bildiklerini anlatıp haklarını öğrenince döndüğüne, terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda bir faaliyette bulunduğuna ya da suç teşebbüsünde bulunduğuna ilişkin iddia ve eylemi olmadığına, örgütün amaçlarını bilmediğine ve suç kastı bulunmadığına, kakao.tolk uygulaması kalıntısının örgüt üyeliğine delil olmayacağına, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına ve sair nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
”Örgütle … ilçesindeki örgüte ait … Dershanesine gitmek suretiyle tanışan sanığın üniversite öğrenimi boyunca ve sonrasında örgüt evlerinde kaldığı, örgüte ait … Koleji Ortaokul kısmında öğretmen olarak çalıştığı sırada örgütün askeri mahrem yapılanması içinde mesul abi-öğretmen konumunda faaliyet gösterdiği, bu kapsamda örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına takip ve tarassuta karşı önlem olarak kendisine bağlı olan askeri personeli Ankesörlü/Kontörlü telefon hatları üzerinden arayarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, mensuplarının sadakat ve bağlılıklarını arttırmak, örgütsel faaliyetleri planlayıp düzenlemek, örgüte mali kaynak sağlamak, örgütsel eğitim vermek, örgüt içi disiplini sağlamak, talimatları alt birimlere ulaştırmak ve örgütün günlük olaylar karşısında geliştireceği tavrın tespit edilerek mensuplarına bildirmek adına sistemli ve düzenli olarak organize ettiği sohbet adı altındaki toplantıları düzenlediği ve bu toplantılara katıldığı, sorumlu olduğu asker kişilerden örgüte himmet ve kurban parası adı altında para toplayarak örgüte ekonomik yarar sağladığı, örgütün gizli haberleşme araçları olan ByLock programını kullandığı gibi bu programı başkasına da yüklediği, bağlı olduğu üst abilerinin talimatları doğrultusunda kendisine bağlı olan askeri personele birliklerinde alkol alan olup olmadığı, rüşvet yiyen olup olmadığı, gayri meşru iş yapan olup olmadığı gibi sorular sorarak cevaplarını üst abisine bildirdiği, bağlı olan askeri personelin istihbarat biriminde çalışması için sınav sorularını önceden bu personele verdiği ve kendilerinden bu yönde dilekçe alarak ilgili birime ulaştırdığı örgüt içinde Mürşit kod adını kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dahil olduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla bu ağı kullandığının yukarıda izah edilen şekilde belirtilen delillerle ispatlandığı, ByLock kullanımının, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı İlk Derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/16-419 Esas 2018/661 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; üzere kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğu, sanıktan ele geçen dijital materyallerden elde edilen imaj verilerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen eksport inceleme raporunda; sanıktan ele geçen Samsung marka SM-N9000Q model … IMEI numaralı cep telefonun ”com.kakao.talk” kalıntısına rastlanıldığı anlaşılmakla ByLock tespiti ve dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 05.07.2018 tarih ve 2018/1570 Esas 2018/2277 sayılı Kararında belirtildiği şekilde FETÖ/PDY üyelerinin kullandığı şifreli haberleşme uygulamalarından Kakao Talk isimli haberleşme programını da örgütsel amaçla kullandığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle KHK ile kapatılan … Özel Eğitim Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş. isimli şirkette 01.09.2008-23.07.2016 tarihleri arasında çalışma kaydı bulunduğu, bu şirkete bağlı … Koleji Ortaokul kısmında öğretmen olarak çalıştığı anlaşılmakla sanığın, örgüt açısından önemli bir finans kaynağı olan, örgütün asıl amacına ulaşabilmesi için gerekli olan insan kaynağına uluşabilmenin ve örgüt sistematiğine göre insan yetiştirmenin önemli bir aracı olan aynı zamanda örgüt mensuplarınca örgüt eğitim kampı olarak da kullanılan okullarında çalışarak örgüt hiyerarşisi içinde örgüte elaman kazandırma faaliyetlerini gerçekleştirdiği, 17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra Bank Asyanın ekonomik olarak krize girmesine ve Bankadan yoğun bir mevduat çıkışı olmasına rağmen sanığın örgüt liderinin talimatı doğrultusunda başka bankadan ödemesi devam eden kredisi var iken bu bankadaki hesabında altın hesabı açmak suretiyle örgütsel amaca hizmet noktasında örgüte finansal katkı sağlamak amacıyla hareket ettiği, yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, örgütün 2010 yılında aldığı kararla hem kendi okullarında maaşlı olarak çalıştırdığı üyelerini kamuya aktarıp maaş yükünden kurtulmak, yeni gelenlere yer açmak, bu şekilde himmet adı altında topladığı aidatları artırmak ve hem de mahrem hizmetlerdeki örgüt mensuplarının eşlerinin ve mahrem imamların kamuya atanması için sınav sorularını sızdırdığı, sanığın sınav öncesi örgüt tarafından kendisine verilen sorulara çalışarak 2010 KPSS sınavındaki iptal edilen Eğitim Bilimleri ile iptal edilmeyen Genel Kültür-Genel Yetenek testlerindeki gerçek başarısının üzerinde performans gösterip, sıralamada diğer adayların önüne geçtiği, tüm bunlara göre sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığı anlaşılmakla sanığın faaliyetleri karşısında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve amacı dikkate alındığında sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen faaliyetlerde bulunan sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup buna göre sanığın örgüt üyesi olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını benimsediği, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyerek, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimseyerek ve bunu kendi iradesinin önüne geçirdiği, örgüt ile organik bir bağ kurduğu”
Şeklindeki gerekçelerle sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

a) Sanığın sosyolojik ve kültürel durumu örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz mahrem yapılanması içerisinde örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatlarının devam ettiği tarih itibariyle atılı suç yönünden kastının bulunmadığı yönündeki temyiz itirazlarında hukuka uygunluk bulunmamıştır.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın … ID nolu ByLock kullanıcısı olduğu ve gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla kullandığının anlaşılması karşısında hükme esas alınan ByLock tespitine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; sanık …’nun ByLock kullanıcısı olduğu, dinlenen tanık beyanları ve sanığın hazırlık aşamasında müdafii huzurunda verdiği ifade içeriğine göre sanığın kod adı kullandığı ve asker mahrem imamı olarak görev yapıp örgüt mensuplarının sadakat ve bağımlılıklarını artırmak, örgütsel eğitim vermek, disiplini sağlamak, örgüt talimatlarını iletmek ve örgüt adına istihbarat toplamak şeklindeki örgütsel faaliyetlerde bulunduğu kabul edilerek sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, suçun işleniş şekli, sanığın örgüt içerisindeki konumu, eyleminin yoğunluğu ve suç kastı dikkate alınarak yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine ancak;
Sanık hakkında İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinde silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan yargılama bulunmakta iken Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2018 tarih ve 2017/156 Esas – 2018/86 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan neticeden 6 yıl 3 ay hapis cezası verildiği, anılan kararı … Başkanlığı ve … vekilleri ile sanığın istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 03.04.2018 tarih ve 2018/1893 Esas – 2019/235 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün ”davaların birleştirilerek görülmesi” amacıyla bozulduğu ve istinaf kararı doğrultusunda davaların İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilerek görüldüğü anlaşılmakla; sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2018 tarih ve 2017/156 Esas – 2018/86 Karar sayılı mahkumiyet hükmüne karşı suçtan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmayan … Başkanlığı ve … vekillerinin aleyhe istinaf etme haklarının bulunmadığı gözetilerek, ceza süresi yönünden sanığın CMK’nın 283/1 maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş olup, yeniden yargılamayı gerektirmeyen ve CMK’nın 303/1 maddesi uyarınca Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün olan bu husus dışında sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 29.06.2022 tarihli ve 2022/457 Esas, 2022/1104 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1 maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün beşinci paragrafından sonra gelmek üzere “CMK’nın 283/1. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek cezasının 6 yıl 3 ay hapis cezası olarak infazına” ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilen kısım dışında Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.