Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/37656 E. 2023/2087 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37656
KARAR NO : 2023/2087
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
Sanık … yönünden- 19.07.2016
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık … ve müdafii, sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü :

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2019 tarihli ve 2017/400 Esas, 2019/349 sayılı kararıyla, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 63 üncü maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca sanık …’nun 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile, sanık …’nun ise 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki sanık hakkında da hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2019/2082 Esas ve 2021/741 sayılı kararıyla, sanıklar haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhruiyet savcısının, sanıklar ve müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.10.2022 tarihli ve temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık … ve müdafiinin temyiz istemleri özet olarak,

1. Hakimlerin ve savcıların soruşturma usulüne uyulmadığına,

2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,

3. İddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, ilgili dönemdeki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,

4. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,

5. Delillerin yetersiz olduğuna, delillerden ziyade varsayıma dayalı yargılama yapıldığına,

6. Delillerin hatalı değerlendirildiğine,

7. ByLock kullanmadığına,

8. ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının yahut ByLock HTS baz bilgilerinin bulunmadığına, ByLock tespitine konu IMEI numarasının da sanığa ait olmadığına, ByLock içerikleri tespit edilmeden mahkumiyet hükmü kurulamayacağına,

9. ByLock verilerinin çelişkili olduğuna ve ByLock kullanıcısı olduğu tespitinin teknik verilerle belgelenmesi gerektiğine,

10. Etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan, başkaca delillerle desteklenmeyen ve 2012-2013 yılından sonra herhangi bir iddia içermeyen tanıkların beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına ve temyiz dilekçelerinde belirtilen sair hususlara ve sair temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanık …’nın temyiz istemi özet olarak,

1. Hakimlerin ve savcıların soruşturma ve yargılama usulüne uyulmadığına,

2. Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,

3. Delillerin hatalı değerlendirildiğine, lehe delillerin değerlendirilmediğine,

4. Delillerin yetersiz olduğuna, delillerden ziyade varsayıma dayalı yargılama yapıldığına,

5. Tevsii tahkikat taleplerinin gerekçesiz reddedildiğine,

6. ByLock kullanmadığına, morbeyin listesinde olduğunun bildirildiğine ve ByLock kullanıcısı olduğuna dair başkaca teknik verinin dosya kapsamında bulunmadığına,

7. Etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan ve kendisini suçtan kurtarmak amacıyla yönlendirme sonucu beyanda bulunma ihtimali olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına,

8. Tanık M. Ö’nün yüz yüzelik ilkesi gereği huzurda dinlenmesi gerektiğine, huzurda dinlenmeyen söz konusu tanığın sanık ile ilgili tanık beyanlarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca hükme esas alınmaması gerektiğine;

9. Sanığın savunmaları karşısında gerçeği yansıtmayan, yanıltıcı ve çelişkili anlatımlar içeren tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına,

10. İddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, ilgili dönemdeki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,

11. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın aleyhine delil bulunmadığına,

12. Kanuna aykırı karar verildiğine ve temyiz dilekçelerinde belirtilen sair hususlara ve sair temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanıkların ayrı ayrı sundukları 20.01.2023 tarihli dilekçeleri kapsamında; sanıkların 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulundukları anlaşılmaktadır.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık … yönünden; dosyada mevcut tanık beyanlarının soruşturma ve kovuşturma aşamasında tutarlı olması, bu beyanların açık ve detaylı anlatımlara dayanması, tanıkların bu tutarlı beyanlarından anlaşıldığı üzere sanığın örgüte ait hakim-savcı staj ve çalışma evlerinde kaldığı, sermurakıplık görevini yürüttüğü, Hatice kod adını kullandığı, örgütün sohbet toplantılarına katıldığı, yukarıda açıklandığı üzere sanık hakkında ByLock kullandığına dair tespitin bulunduğu,

Sanık … yönünden; dosyada mevcut tanık beyanlarının soruşturma ve kovuşturma aşamasında tutarlı olması, bu beyanların açık ve detaylı anlatımlara dayanması, tanıkların bu tutarlı beyanlarından anlaşıldığı üzere sanığın örgüte ait hakim-savcı staj ve çalışma evlerinde kaldığı, örgütün sohbet toplantılarına katıldığı gözetilmekle,

Sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulüyle ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, dosya kapsamına göre yapılan incelemede;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.2021 tarihli ve 2020/159 Esas, 2021/252 sayılı kararında açıklandığı üzere; Hâkim ve savcılarla ilgili olarak 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 82 ve müteakip maddelerine göre “görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçlardan dolayı” soruşturma yapılması izne bağlanmış, aynı Kanun’un 90 ıncı maddesi gereğince birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar için Yargıtayın ilgili ceza dairesi, birinci sınıfa ayrılmayan hâkim ve savcılar için de bağlı bulundukları yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesi kovuşturma mercisi olarak belirlenmiştir. Hâkim ve savcıların kişisel suçları ile ilgili soruşturma, görev yerlerine en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılır. Bu suçlar yönünden kovuşturma mercisi aynı yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesidir(2802 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesi). Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlinde ise soruşturma genel hükümlere göre bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacaktır. (Aynı Kanun’un 94 üncü maddesi) Hâkim ve savcıların görev suçları yanında görev sırasında işledikleri suçlar yönünden de özel soruşturma usulü benimsenmiştir. Ancak bu kuralın iki istisnası bulunmaktadır: ağır cezalık suçüstü hâli ve Türk Ceza Kanunu’nun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde yer alan suçların işlendiği iddiasıyla yapılan soruşturmalardır. (CMK’nın 161/8 inci maddesi).

Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların görev suçu olmayan silahlı terör örgütü yönetme ve örgüte üye olma suçlarından yargılandıkları nazara alınarak, 2802 sayılı Kanun’da öngörülen özel soruşturma usulüne ve 5271 sayılı Kanun’a aykırı davranılmadığı anlaşılmakla, incelenen hükümde bu yönden hukuka aykırılık saptanmamıştır.

2. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY’nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı” kabul edilmiştir.

3. Hükme esas alınan tanıkların bir kısmının beyanlarının kollukta yahut savcılıkta müdafii huzurunda, bir kısmının ise kovuşturma aşamasında mahkeme huzurunda usulüne uygun şekilde alındığı, tanıkların anlatımlarındaki eylemlerin ayrıntılı, tutarlı ve birbiriyle uyumlu olduğu gözetildiğinde, tanık beyanlarının usule ve dosya kapsamına uygun olarak hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.

4. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde,

Sanık … bakımından, sanığın bir dönem adli yargı hakimi olarak görev yaptığı, hakimlik savcılık sınavlarına FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir çalışma evlerinde hazırlandığı, hakimlik savcılık stajı döneminde de örgüte müzahir staj evlerinde kaldığı, yargı mahrem yapılanması içinde “sermurakıp” olarak yer aldığı ve çalışma evlerinden sorumlu olduğu, kod adı kullandığı, örgütsel sohbetlere katıldığı, örgütsel sohbetler verdiği, örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği,

Sanık …’nun bakımından, sanığın bir dönem Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı, hakimlik savcılık sınavlarına FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir çalışma evlerinde hazırlandığı, hakimlik savcılık stajı döneminde de örgüte müzahir staj evlerinde kaldığı, örgütsel sohbetlere katıldığı ve maaşından himmet verdiği gözetildiğinde,

Her iki sanığın da örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulundukları, örgüt üyeliğine ilişkin kabullerde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiş olup;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve

savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen sair temyiz sebepleri ile sair hususların reddine, ancak;

a) Sanıkların temyiz aşamasında sundukları 20.01.2023 tarihli dilekçeleri itibarıyla, sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediklerini belirtmeleri karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek öncelikle sanıkların duruşmada hazır edilerek, hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden dosyaya gelen, sanık …’nun mahrem imamlarla HTS irtibatlarına ilişkin Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 05.07.2021 tarihli, Muş Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosunun 01.04.2021 tarihli, Muş Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 11.03.2021 tarihli yazıları ve ekleri, sanık … hakkındaki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 19.10.2022 tarihli, 2022/232729 soruşturma 2022/147923 karar numaralı kovuşturmaya yer olmadığı kararı, sanık … hakkındaki İ. K., M. A. K., M. D., M. Ç.’nin beyanları, sanık … hakkındaki K. A.’nın ve (ihbarcı) F. Ö.’nün beyanları da ilgisine göre sanıklara okunmak suretiyle ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınması, daha sonra vermiş oldukları bilgilerin, sanıkların örgüt içerisindeki kaldıkları süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun doğruluk ve faydalılık durumunun ilgili birimlerden sorulması ile sonucuna göre sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

b) Kabule ve uygulamaya göre de,

Duruşmada SEGBİS vasıtasıyla kaydedilen savunmalara ilişkin SEGBİS çözüm tutanağı düzenleyen bilirkişiye ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanıklara yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2019/2082 Esas, 2021/741 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,