Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/37670 E. 2022/9812 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37670
KARAR NO : 2022/9812
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.07.2020 tarih ve 2018/33 – 2020/108 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : Sanığın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 63, 53 ve 58/9 maddeleri uyarınca mahkumiyet
İtiraz Edilen Karar : Yargıtay 3. Ceza Dairesi 19.01.2022 tarih ve 2021/5935 – 2022/150 sayılı karar
İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 19.01.2022 tarih ve 2021/5935 – 2022/150 sayılı kararın; sanık … ile ilgili kısmına CMK’nın 308. maddesi gereğince itiraz edilmekle;
CMK 308/3. maddesi uyarınca itiraz konusu değerlendirildi:
İtiraz nedeni incelendiğinde; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanığın, yargılama aşamasında savunmasının alındığı 10.07.2018 tarihli duruşmada kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince de re’sen bir müdafi görevlendirilmediği, sanığa isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunun niteliği dikkate alındığında, CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu, bu kapsamda sanığın müdafii olarak duruşmalara 10.06.2019 tarihinde katıldığı ancak usulüne uygun şekilde yeniden müdafii eşliğinde sorgusunun yapılıp savunmasının alınmadığı gibi daha önce müdafii olmaksızın yapılan esaslı işlemlerin sanık ve müdafiine hatırlatılmadığı, diyeceklerinin sorulmadığı, hüküm duruşmasına kadar geçen bir kısım duruşmalara sanık müdafiinin katılmadığı, sanığın tek başına duruşmalara iştirak ettiği, müdafii olmaksızın diyeceklerinin sorularak müdafii yardımından istifadesinin sağlanmadığı, hüküm duruşmasına sanıkla birlikte iştirak eden müdafiinin esas hakkındaki mütalaaya karşı diyeceklerinin sorulduğu ancak yukarıda arz ve izah edildiği üzere usulüne uygun yeniden müdafii eşliğinde sorgusunun yapılarak savunmasının alınmadığı, sanık ve müdafiine yokluğunda yapılan esaslı işlemlere karşı diyeceklerinin sorulmadığının anlaşılması karşısında; Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmanın bir kısmında müdafi hazır bulundurulmaksızın, sanığın yeniden sorgusu yapılmayarak ve yoklukta yapılan esaslı işlemler sanık ve müdafiine sorulmadan mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK’nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık … lehine 5271 sayılı Kanunun 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.” gerekçelerine yer verilerek, sanık lehine CMK 308. uyarınca itiraz yoluna başvurulduğu görülmekle;
Dosya incelendiğinde; Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanığın, yargılama aşamasında savunmasının alındığı 10.07.2018 tarihli duruşmada kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince de re’sen bir müdafi görevlendirilmediği, sanığa isnat edilen suçun niteliği dikkate alındığında, CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olması, bu kapsamda sanığın müdafii olarak duruşmalara 10.06.2019 tarihinde katıldığı ancak usulüne uygun şekilde yeniden müdafii eşliğinde sorgusunun yapılıp savunmasının alınmaması nedeniyle 5271 s. CMK’nın 150/3., 188/1., 197/1. ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesine sebebiyet verildiği görüldüğünden, buna yönelik olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19.01.2022 tarih ve 2021/5935 – 2022/150 sayılı kararının sanık … yönünden KALDIRILMASINA,
Sanık … hakkında bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanığın, yargılama aşamasında savunmasının alındığı 10.07.2018 tarihli duruşmada kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince de re’sen bir müdafii görevlendirilmediği, sanığa isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunun niteliği
dikkate alındığında, CMK’nın 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu, bu kapsamda sanığın müdafii olarak duruşmalara 10.06.2019 tarihinde katıldığı ancak usulüne uygun şekilde yeniden müdafii eşliğinde sorgusunun yapılıp savunmasının alınmadığı gibi daha önce müdafii olmaksızın yapılan esaslı işlemlerin sanık ve müdafiine hatırlatılmadığı, diyeceklerinin sorulmadığı, hüküm duruşmasına kadar geçen bir kısım duruşmalara sanık müdafiinin katılmadığı, sanığın tek başına duruşmalara iştirak ettiği, müdafii olmaksızın diyeceklerinin sorularak müdafii yardımından istifadesinin sağlanmadığı, hüküm duruşmasına sanıkla birlikte iştirak eden müdafiinin esas hakkındaki mütalaaya karşı diyeceklerinin sorulduğu ancak yukarıda arz ve izah edildiği üzere usulüne uygun yeniden müdafii eşliğinde sorgusunun yapılarak savunmasının alınmadığı, sanık ve müdafiine yokluğunda yapılan esaslı işlemlere karşı diyeceklerinin sorulmadığının anlaşılması karşısında; Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmanın bir kısmında müdafi hazır bulundurulmaksızın, sanığın yeniden sorgusu yapılmayarak ve yoklukta yapılan esaslı işlemler sanık ve müdafiine sorulmadan mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK’nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı hükmün BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.