YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37672
KARAR NO : 2023/723
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/3475 E., 2018/666 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2018/3121 Esas, 2019/2165 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.10.2022 tarihli ve KD-2022/83150 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen ve süreye tabi olmayan lehe yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanık … hakkında savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan teşdiden uzaklaşılıp, yine TCK’nın 62 nci maddesinin tatbikine yer olmadığına karar verilirken yerel mahkemece gösterilen gerekçelerin dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin olduğu, bu kapsamda;
Öncelikle sanığın vekaletnameli müdafii Av…. eşliğinde ilk duruşmada savunmasının alındığı, ancak 23.03.2017 tarihli duruşmaya müdafiinin mazeret bildirerek katılmadığı, duruşmada tanık dinlenmesi dahil esaslı işlemlerin müdafii olmaksızın yapıldığı, 19.04.2017 tarihli duruşmaya müdafiinin katıldığı ancak daha önce yapılan esaslı işlemlerin hatırlatılmadığı, 18.05.2017- 05.07.2017 ve 14.09.2017 tarihli duruşmalara sanık müdafiinin mazeret göstererek katılmadığı, bu duruşmalarda müdafiin yokluğunda bir kısım esaslı işlemlerin yapıldığı, barodan müdafii talebinde bulunulmadığı, hususiyle 14.09.2017 tarihli duruşmada sanığın müdafii yokluğunda esas hakkında savunmasını yaptığı, 19.10.2017 tarihli hüküm duruşmasına sanık müdafiinin katıldığı ancak daha önce yapılan esaslı işlemlerinin CMK’nın 217 inci maddesi gereğince sanığa müdafii eşliğinde diyeceklerinin sorulmaması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan hükmün bozulması gerektiği,
İtiraza konu sanık …’in eylemleri, örgütsel konumu haklarında aynı cezaya hükmedilmiş sanıklar bakımından farklı olması, tespit ve değerlendirme tutanağı getirilmeden ByLock kullanıcısı olduğunun kabulü ile karar verildiği, başka bir deyişle diğer sanıkların eylemleri ve örgütsel konumlarından daha az yoğunlukta olması nazara alındığında; sanık hakkındaki temel cezanın hak, nesafet ve cezanın bireyselleştirilmesi ölçütlerine uygun bir şekilde TCK’nın 3 ve 61 inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden olaya özgülemeden tüm sanıklar hakkında Kanunun gösterdiği ifadeler tekrar edilip aynı gerekçe ile “ …. suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanıkların kastlarının ağırlığı, amaç ve saikleri gözönüne alınarak” sanık hakkında da alt sınırdan uzaklaşarak aynı cezaların verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğu,
Ayrıca takdiri indirim nedeni olarak ise; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden geçmişte hakkında herhangi bir suç kaydı ve sabıkası bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen ve savunmaları dikkate alındığında mahkemeye yardımcı olduğu anlaşılan sanık hakkında yazılı şekilde yeterli olmayan “…geçmiş halleri, suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, suçtan pişmanlık duyduğu hallerin gözlemlenmemesi nedeni ile haklarında takdiri indirim nedenleri uygulanmamıştır” şeklindeki gerekçe ile TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi de usul, kanun ve dosya kapsamına uygun bulunmadığından kararın bu yönüyle de bozulmasına karar verilmesi gerektiği,
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin düzeltilerek onama kararı ve Bölge Adliyesi Mahkemesinin sanığın mahkûmiyetine ilişkin verdiği istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak yerel mahkemenin sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün sanık hakkında savunma hakkının kısıtlanması, temel cezanın teşdiden artırılması ve takdiri indirim maddesinin tatbik edilmemesi suretiyle hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmesine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Dosya kapsamı incelendiğinde; hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü Yargıtay 16. Ceza Dairesince düzeltilip onanarak kesinleşen sanığın … il imamına bağlı büyük bölge imamı olarak görev yaptığı, 2015 yılında il imamı tarafından Şuhut bölge imamlığına atandığı, öğrenci evleri adına para topladığı, örgüt adına gezi programları düzenlediği, himmet toplantılarına katıldığı, il imamı ve il imam yardımcılarının düzenledikleri toplantılarda yer aldığının dosya kapsamı ve tanık anlatımlarından anlaşılmış olması nazara alındığında sanığın uzun yıllar örgüt içerisinde yer alması, … ilinde örgütün önde gelen kişilerinden olması, örgüt içerisinde büyük bölge imamı statüsünde bulunması, il imamına bağlı, direk olarak il imamının emir ve direktifleri doğrultusunda hareket etmesi göz önüne alındığında TCK’nın 3 üncü ve 61 inci maddeleri uyarınca cezanın bireyselleştirilmesi konusunda yerel mahkeme tarafından belirlenen ceza miktarında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, yine aynı şekilde sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmamasına dair kabulünde önceki kararda değişiklik yapılmasını gerektiren herhangi bir nedenin bulunmadığı, ayrıca yerel mahkeme kararında belirtilen gerekçelerle sanığın 19.04.2017 ve 19.10.2017 tarihli celselerde müdafii yardımından istifade ettiği ve 19.10.2017 tarihli son celse de sanık müdafiinin dosya kapsamına dair ayrıntılı beyanda bulunduğu nazara alındığında Anayasanın 36 ncı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olmadığı ve savunma hakkının kısıtlanmasına neden olmadığı anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2018/3121 Esas, 2019/2165 sayılı Kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.