YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37684
KARAR NO : 2022/9767
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
I- TALEP;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.11.2022 tarih ve 2022/121645 sayılı yazısı ile; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı davranmak suçundan suça sürüklenen çocuklar … ve … haklarında yapılan yargılama sonucunda, 05/07/2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi 1. fıkrasının (b) bendi gereğince kovuşturmanın ertelenmesine dair Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 07/02/2017 tarihli ve 2016/407 esas, 2017/369 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/03/2017 tarihli ve 2017/102 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesindeki “(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;
a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun
171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,
b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,
c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine,
karar verilir.”şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda suça sürüklenen çocukların üzerlerine atılı 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun, anılan düzenlemede belirtilen 31/12/2011 tarihinden sonra, 12/02/2016 tarihinde işlendiği, dolayısıyla suça sürüklenen çocuklar hakkında kovuşturmanın ertelenmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 14/09/2022 … ve 94660652 – 105 – 30 – 11052 – 2022 – KYB sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.
II- OLAY;
Süreçte alınan ifadelerinden arkadaş oldukları ve de akrabalık bağının bulunduğunu beyan ettikleri anlaşılan suça sürüklenen çocuklardan … nüfus kaydına göre 29.10.1999, … ise 04.12.1999 doğumlu olup, yargılamaya konu olay tarihinde beyanlarına göre lise öğrencisidirler. Her iki suça sürüklenen çocuğun adli sicil kayıtlarında sabıkaları bulunmamaktadır.
Tanzim olunan tutanaklara göre suça sürüklenen çocuklar özetle; 12.02.2016 tarihinde saat 13.45 sıralarında Katramaz Köprüsü civarında Cizre’deki olayları protesto etmek amacıyla toplanan yaklaşık otuz kişilik grubun basın açıklaması yapmasının ardından, bahse konu kalabalığın 15’er kişilik iki grup halinde “Hakkari uyuma iradene sahip çık, susma sustukça sıra sana gelecek, her yer direniş, her yer Cizre”, “Hakkari Halkı Cizreye sahip çık-katil devlet” şeklinde sloganlar atarak hastane kavşağına doğru yürümeleri üzerine güvenlik güçlerince yapılan ikazlara rağmen eyleme devam etmeleri nedeni ile yapılan müdahale neticesinde, kaçmaya çalışlarken yakalanmışlardır.
Nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda, “2911 sayılı Kanununa Muhalefet” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında, suça sürüklenen çocukların avukat huzurunda kimlik tespitleri yapılmış ayrıca Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü ekiplerince de fotoğraf ve parmak izleri alınmıştır. Yapılan araştırma neticesinde tanzim olunan raporda, kimlik ve faili meçhul olay yeri kayıtlarının bulunmadığı belirtilmiştir.
Suça Sürüklenen çocuklar 12.02.2016 tarihinde, işlemlerinin bitirilmesine müteakip ailelerine teslim edilmiştir.
Kolluğun süreçte olayla ilgili olarak mobese kamera görüntülerine ilişkin düzenlediği 22.02.2016 tarihli görüntü izleme tutanağında özetle; izlenen görüntülerdeki şahısların eşgal tespitlerinin yapılamadığı belirtilmiştir. Açık kaynak araştırması neticesinde elde edildiği belirtilen görüntüye ilişkin düzenlenen 21.02.2016 tarihli tutanakta ise haklarında adli işlem yapılan … ve …’in yakalanarak emniyete ait araca bindirildiklerinin görüldüğü belirtilmiştir.
Kolluğun 01.03.2016 tarihli fezlekesi ile gönderilen tahkikat evrakları, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/479 soruşturma numarasına kayıt edilmiştir.
26.05.2016 tarihinde, aynı müdafinin hukuki yardımından yararlandırılmak sureti ile suça sürüklenen çocukların şüpheli sıfatı ile ifadeleri, Cumhuriyet Başsavcılığınca alınmıştır. Suça sürüklenen çocuklar ifadelerinde özetle, akrabalarının evine giderken yolda gördükleri kalabalığın içerisine katılıp slogan attıklarını; ancak polisin dağılın uyarısını duymadıklarını beyan etmişlerdir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2016 tarih ve 2016/479 soruşturma, 2016/573 esas, 2016/300 nolu iddianamesi ile suça sürüklenen çocuklar …
ve …’in, “12.02.2016” tarihinde gerçekleştirdikleri eylemleri nedeni ile, “2911 sayılı Kanunun 32/1, 34/A ve TCK’nın 31/3” maddelerince cezalandırılmaları istenilmiştir.
Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 20.07.2016 tarihli kararı ile iddianamenin kabulüne karar verilmiş ve mahkemenin 2016/407 esasına kayden suça sürüklenen çocuklar hakkında kovuşturmaya başlanmıştır. 20.07.2016 tarihli tensiple verilen kararla da suça sürüklenen çocuklara zorunlu müdafi atanmıştır. Çocuk Mahkemesi sıfatı görülen davanın 17.11.2016 tarihli, “kapalı” yapılan ilk duruşmasında, aynı müdafiinin hukuki yardımından yararlanan suça sürüklenen çocuklar savunmalarında özetle; olay tarihinde etraflarında polisin bulunduğunu gördükleri grubun içerisine, aralarında arkadaşlarının yer aldığını görmeleri üzerine girdiklerini ancak slogan atmadıklarını, polisin uyarısını duymadıklarını beyan etmişlerdir. Duruşma sonunda verilen kararla, kolluk tarafından yapılan uyarıların tespiti maksadıyla rapor düzenlenmesi için dosyanın ve içerisinde bulunan görüntülerin bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Tanzim edilen 25.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; mobese kayıtları ve temin edilen diğer görüntü kaydının incelemesinde, mobese görüntülerinde ses kaydının bulunmadığı, diğer görüntüde ise kolluk görevlilerince bir uyarıda bulunulmadığı ancak arbede görüntülerinin mevcut olduğu belirtilmiştir. Davanın 07.02.2017 tarihli, “açık” yapılan ikinci duruşmasında, suça sürüklenen çocuklarla birlikte müdafii hazır bulunmuş, tefhim olunan hükümle de suça sürüklenen çocuklar … ve …’in haklarında ayrı ayrı 6352 sayılı Kanunun geçici 1/1-b maddesi gereğince kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmiştir. Tefhim olunan hüküm belirtildiği şekli ile;
1-Suça sürüklenen çocuklar … ve …’in ayrı ayrı 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri Kanununun 23/b maddesi yollamasıyla 28/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanıkların üzerine atılı suçun 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmakla; 6352 sayılı Kanunun geçici 1/1-b maddesi gereğince adı geçen suça sürüklenen çocuklar hakkında yapılan KOVUŞTURMANIN ERTELENMESİNE,
2-6352 sayılı Kanunun geçici 1/2. maddesi uyarınca sanıklar hakkında verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının verildiği tarihten itibaren 3 yıl içinde 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamına giren yeni bir suç işlenmemesi halinde açılan kamu davasının düşmesine karar verilebileceğine; bu süre zarfında geçici 1. madde kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi halinde ise bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkum olunduğu takdirde ertelenen kovuşturmaya devam olunacağının suça sürüklenen çocuklara ihtarına(ihtar edildi),
3-6352 sayılı Kanunun geçici 1/4. maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesi süresince dava zaman aşımı ve dava sürelerinin duracağına,
4-6352 sayılı Kanunun geçici 1/7. maddesi uyarınca bu madde hükümlerine göre verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararlarının adli sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilmesine,
5-6352 sayılı Kanunun geçici 1/8. maddesi uyarınca bu madde hükümlerine göre verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararlarının 5237 sayılı TCK’nın erteleme ve tekerrüre ilişkin hükümlerinin uygulanmasında göz önünde bulundurulamayacağına,
6-Dosya kapsamında yapılan yargılama giderlerinin bu aşamada hazine üzerinde bırakılmasına,
7-Suça sürüklenen çocuklar beraat etmediğinden, suça sürüklenen çocuklar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair; suça sürüklenen çocukların yüzlerine karşı verilen kararın, suça sürüklenen çocuklar müdafiine tefhiminden itibaren 7 günlük süre içinde … itiraz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı”
Şeklindedir.
07.02.2017 tanzim ve havale tarihli süre tutum dilekçesi ile suça sürüklenen çocuklar müdafii, mahkemeye itiraz başvurusunda bulunmuş ve gerekçeli kararın tebliğinden sonra kanun yolu başvuru sebeplerini bildireceğini bildirmiştir.
Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin, Çocuk Mahkemesi sıfatı ile 07.02.2017 tarih, 2016/407 esas, 2017/69 sayılı gerekçeli kararında, kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesinin gerekçesi belirtildiği şekli ile ve özetle;
“Mahkememizce de benimsenen bir kaç emsal Yargıtay kararına değinmek yerinde olacaktır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2012/4772 esas 2013/1790 sayılı kararında özetle, sanıkları 2911 sayılı Kanunun 28/1 maddesi uyarınca cezalandırılmalarına ilişkin açılan davada özel daire kararında “sanıklara yüklenen suçun, tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı ve anılan maddenin birinci fıkrasının “b” bendinde yer alan “kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir” şeklindeki düzenleme karşısında; sanıkların hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması” hususunun bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/4706 esas- 2013/1834 sayılı kararında özetle sanığı 2911 sayılı Kanunun 28/1 maddesi uyarınca cezalandırılmalarına ilişkin açılan davada özel daire kararında “sanığa yüklenen 14.10.2008 ve 21.10.2008 tarihli suçların tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı ve anılan maddenin birinci fıkrasının “b” bendinde yer alan “kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir” şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,” hususunun bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2012/11134 esas – 2013/2929 sayılı kararında özetle, sanıkları 2911 sayılı Kanunun 28/1 maddesi uyarınca cezalandırılmalarına ilişkin açılan davada özel daire kararında “sanıklara yüklenen suçun tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden sonra
05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı ve anılan maddenin birinci fıkrasının “b” bendinde yer alan “kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir” şeklindeki düzenleme karşısında; sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayininde zorunluluk bulunması” hususunun bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
Yukarıda da emsal olarak gösterildiği üzere, sanıklar hakkında açılan kamu davasının suçun tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmakla, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
Şeklindedir.
Kararın Cumhuriyet savcısınca görüldüsü 22.02.2017 tarihinde yapılmıştır.
Gerekçeli karar, suça sürüklenen çocuklar müdafiinin aynı büroda çalışan katibine, 06.03.2017 tarihinde, her iki suça sürüklenen çocuk yönünden ayrı ayrı tebliğ edilmiştir.
09.03.2017 tanzim tarihli ancak UYAP sisteminden 13.03.2017 tarihinde gönderilen ve 14.03.2017 tarihinde mahkeme hakimince havalesi yapılan dilekçesi ile suça sürüklenen çocuklar müdafii özetle; suçun yasal unsurları oluşmadığından ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek beraat kararı verilmesini gerektiren durum karşısında kovuşturmanın ertelenmesi yönünde karar tesis edilmesi nedeni ile kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına dair itiraz nedenlerini mahkemeye bildirmiştir.
Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ek kararı ile özetle; yapılan itiraz yerinde görülmeyerek reddedilmiş ve CMK’nın 268. maddesi gereğince dosyanın itirazı incelemeye yetkili olan Hakkari Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2017 tarih ve 2017/102 değişik iş sayılı kararı ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, itirazın reddine, oy birliği ile ve kesin olarak karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesi, belirtildiği şekli ile ve özetle;
“Hakkari Asliye Ceza Mahkemesi’nin 07.02.2017 tarih, 2016/407 esas ve 2017/69 karar sayılı ilamıyla suça sürüklenen çocuklar … ve … haklarında kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma suçundan 6352 sayılı Kanunun geçici 1/1-b maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Hakkari Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/407 esas sayılı dosyası, itiraz dilekçesi, isnad edilen eylemlerin niteliği ve suç tarihi hep birlikte değerlendirildiğinde, Hakkari Asliye Ceza Mahkemesi’nin suça sürüklenen çocuklar hakkında kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma suçundan 6352 sayılı kanunun geçici 1/1-b maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine dair verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından suça sürüklenen çocuklar müdafii tarafından yapılan itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. ”
Şeklindedir.
03.04.2017 tarihli kesinleşme şerhlerinde, kararın her iki suça sürüklenen çocuk yönünden de 27.03.2017 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.
21.06.2021 tarihinde sundukları dilekçelerle suça sürüklenen çocuklar, mahkemeden haklarında verilen kararının kaldırılarak kamu davasının düşürülmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Hakkari 1. Asliye Ceza Mahkemesince dosyanın yeni esas numarası olan 2021/291 esasa kayıt edilmesine karar verilmiş ve 28.07.2021 tarihli tensiple özetle, Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığından suça sürüklenen çocukların 27.03.2017 tarihi itibari ile üç yıllık sürede her hangi bir suç kayıtlarının bulunup bulunmadığının araştırılması istenilerek, duruşma günü tayin etmiştir.
Süreçte gelen cevabi yazılarla suça sürüklenen çocukların suç kayıtlarının olmadığı; işlem kayıtlarının bulunmadığı mahkemeye bildirilmiştir. 30.11.2021 tarihli dilekçesi ile de önceki yargılamada görev alan müdafi tarafından mahkemeye, önceki yargılamada zorunlu müdafi olarak bulunduğunu dosyanın karara çıkması ile görevinin sonlandığını, bu nedenle UYAP kaydının silinmesine ilişkin talepte bulunulmuştur.
30.11.2021 tarihinde çocuk mahkemesi sıfatı ile ve “açık” yapılan duruşmada, suça sürüklenen çocuklar hazır bulunmuşlar, başkaca gelen olmamıştır. İddianamenin okunması ve kimlik tespitlerinin yapılmasına müteakip hakları hatırlatılan ve müdafi eşliğinde savunma yapacaklarını da beyan eden suça sürüklenen çocuklar savunmalarında özetle; atılı suçlamayı kabul etmeyip, haklarında verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının denetim süresinde herhangi bir suç işlememiş olmaları nedeniyle kaldırılmasını talep etmişlerdir.
11.01.2022 tarihinde çocuk mahkemesi sıfatı ile yokluklarında, “açık” yapılan duruşma sonunda tefhim olunan hükümle özetle; suça sürüklenen çocukların taleplerinin ayrı ayrı reddine ve mahkemenin 2016/407 esas sayılı dosyasında verilen kovuşturmanın ertelenmesine dair kararın kanun yararına bozulması hususunda Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Tefhim olunan hüküm belirtildiği şekli ile;
“1)Her ne kadar SSÇ’ler … ve … hakkında “Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Düzenleme Yönetme Bunların Hareketlerine Katılma” suçundan dolayı kamu davası açılmış ve mahkememizin 2016/407 esas sayılı dosyasında suça sürüklenen çocuklar hakkında kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiş; bu karara itiraz edilmesi üzerine Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/102 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek kovuşturmanın ertelenmesine dair karar 27.03.2017 tarihinde kesinleştirilmiş; SSÇ’ler Ayşe ve Ronahi’nin 21.06.2021 havale tarihli talep dilekçeleri üzerine dosya yeni esasa kaydedilmiş ise de; suça sürüklenen çocukların eylemlerinin 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1/1-b. maddesi kapsamında kalması için suç tarihinin 31.12.2011 tarihinden önce olması gerektiği; suça sürüklenen çocuklar bakımından suç tarihinin 12.02.2016 olduğu, 6352 sayılı
Kanunun geçici 1/1-b. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dolayısıyla mahkememizin 2016/407 esas sayılı dosyasında verilen kovuşturmanın ertelenmesine dair verilen kararın usul ve kanuna uygun olmadığı anlaşılmakla suça sürüklenen çocukların taleplerinin ayrı ayrı reddine,
2)Mahkememizin 2016/407 esas sayılı dosyasında verilen kovuşturmanın ertelenmesine dair verilen kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi adına Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,”
Şeklindedir.
Hakkari 1. Asliye Ceza Mahkemesinin (Çocuk Mahkemesi sıfatıyla), 11.01.2022 tarih ve 2021/291 esas, 2022/5 sayılı kararının gerekçesi belirtildiği şekli ile özetle;
“Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar SSÇ’ler … ve … hakkında “Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Düzenleme Yönetme Bunların Hareketlerine Katılma” suçundan dolayı kamu davası açılmış ve mahkememizin 2016/407 esas sayılı dosyasında suça sürüklenen çocuklar hakkında kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiş; bu karara itiraz edilmesi üzerine Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/102 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek kovuşturmanın ertelenmesine dair karar 27.03.2017 tarihinde kesinleştirilmiş ise de; suça sürüklenen çocukların eylemlerinin 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1/1-b. maddesi kapsamında kalması için suç tarihinin 31.12.2011 tarihinden önce olması gerektiği; SSÇ’ler bakımından suç tarihinin 12.02.2016 olduğu, 6352 sayılı Kanunun geçici 1/1-b. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dolayısıyla mahkememizin 2016/407 esas sayılı dosyasında verilen kovuşturmanın ertelenmesine dair verilen kararın usul ve kanuna uygun olmadığı anlaşılmakla SSÇ’lerin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; Mahkememizin 2016/407 esas sayılı dosyasında verilen ve usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılan kovuşturmanın ertelenmesine dair verilen kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi adına Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
Şeklindedir.
Gerekçeli karar 01.02.2022 tarihinde suça sürüklenen çocuk …’nın aynı adreste ikamet eden babasına; 03.02.2022 tarihinde ise suça sürüklenen çocuk …’in bizzat kendisine tebliğ edilmiştir. Müdafilerine ise 20.02.2022 tarihinde elektronik tebligat yapılmıştır.
Cumhuriyet savcısınca 20.01.2022 tarihinde karar görüldüsü yapılmıştır.
02.03.2022 tarihli kesinleşme şerhlerinde, kararın istinaf edilmeden, 01.03.2022 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.
Hakkari 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığına kovuşturmanın ertelenmesine dair verilen karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talebiyle dosya gönderilmiştir.
Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2022 tarihli yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne Hakkari 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/407 esas ve 2017/69 sayılı kararının kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve görüşte bulunulmuştur.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14/09/2022 tarih 94660652-105- 30-11052-2022-Kyb sayılı yazısı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2017 tarih, 2017/102 değişik iş sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
12.02.2016 tarihli eylemleri nedeni ile Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Düzenleme Yönetme Bunların Hareketlerine Katılma suçundan yargılanan suça sürüklenen çocuklar hakkında, 6352 sayılı Kanunun geçici 1/1-b maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine dair verilen karar ile iş bu karara vaki itirazın reddine dair mercii kararında isabet bulunup bulunmadığına ilişkindir.
IV- HUKUKSAL DEĞERLENDİRME;
Uyuşmazlıkla ilgili yasal mevzuat şöyledir.
2911 sayılı Kanun’un Direnme başlıklı, 32 maddesi;
Direnme
Madde 32 – (Değişik: 22/7/2010 – 6008/1 md.)
Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur.
İhtara ve zor kullanmaya rağmen kolluk görevlilerine karşı cebir veya tehdit kullanılarak direnilmesi halinde, ayrıca 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesinde tanımlanan suçtan dolayı da cezaya hükmolunur.
23 üncü maddede yazılı hallerden biri gerçekleşmeden veya 24 üncü madde hükmü yerine getirilmeden yetki sınırı aşılarak toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin dağıtılması halinde, yukarıdaki fıkralarda yazılı fiilleri işleyenlere verilecek cezalar, dörttebire kadar indirilerek uygulanabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Çocuklar hakkında uygulanmayacak hüküm başlıklı 34/A maddesi;
Madde 34/A – (Ek: 22/7/2010 – 6008/3 md.)
Bu Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılarak direnme suçunu veya katıldıkları toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında propaganda suçunu işleyen çocuklar hakkında bu suçlara bağlı olarak ayrıca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
05.07.2012 tarih ve 8344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6352 sayılı Kanunun Dava ve cezaların ertelenmesi başlıklı geçici 1 maddesi şöyledir;
“(1) 31.12.2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;
a) Soruşturma evresinde, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,
b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,
c) Kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmünün infazının ertelenmesine,
karar verilir.
(2) Hakkında kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi halinde, kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi halinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya devam olunur.
(3) Mahkûmiyet hükmünün infazı ertelenen kişi hakkında bu mahkumiyete bağlı olarak herhangi bir hak yoksunluğu doğmaz. Ancak bu kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlemesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkum olunduğu takdirde, ertelenen mahkumiyet hükmüne bağlı hukuki sonuçlar kişi üzerinde doğar ve ceza infaz olunur.
(4) Bu madde hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesi hâlinde erteleme süresince ceza zamanaşımı durur; kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi hâlinde, erteleme süresince dava zamanaşımı ve dava süreleri durur.
(5) Birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmiş olması hâlinde dahi, bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı verilmiş mahkûmiyet hükmünün infazının tamamlanmış olması hâlinde bu mahkûmiyet hükmüne bağlı yasaklanmış hakların 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun 13/A maddesindeki şartlar aranmaksızın geri verilmesine karar verilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre verilen kamu davasının açılmasının, kovuşturmanın veya cezanın infazının ertelenmesi kararları adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(8) Bu madde hükümlerine göre kamu davasının açılmasının, kovuşturmanın veya cezanın infazının ertelenmesi kararlarının verildiği hâllerde, bu suçlar 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun erteleme ve tekerrüre ilişkin hükümlerinin uygulanmasında göz önünde bulundurulmaz.”
Hukuki düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 22.05.2018 tarih, 2018/16-195 esas ve 2018/225 karar sayılı kararında belirtildiği üzere; 2911 sayılı Kanunda “toplantı ve gösteri yürüyüşü” kavramlarının; “halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu
oluşturmak suretiyle o konuyu benimsetmek” olarak tanımlanması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Ollinger/Avusturya (29.09.2006, 76900/01) ve Barankevich/Rusya (26.07.2007, 10519/03) kararlarında toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin ifade özgürlüğü ile ilişkisinin açıkça vurgulanması karşısında, düşünce ve kanaat açıklamanın özüne uygun bulunduğu ve sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemlerinden biri olduğunda ve temel şekli itibarıyla öngörülen cezanın azami haddine göre, 05.07.2012 tarih ve 8344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6352 sayılı Kanunun Dava ve Cezaların Ertelenmesi başlıklı geçici 1 maddesi kapsamında değerlendirileceği hususunda kuşku bulunmayan kovuşturmaya konu suçların, 12.02.2016 tarihinde işlendiğinin iddia olunması karşısında, suç tarihi ölçütü bakımından uygulanma şartları oluşmayan 6352 sayılı Kanunun geçici 1 maddesi gereğince kovuşturmanın ertelenmesine yasal imkan bulunmadığı gözetilmelidir.
V- SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarih ve 2022/121645 sayılı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2017 tarih, 2017/102 Değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 20.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.