YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37789
KARAR NO : 2023/237
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2031 E., 2021/821 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2019 tarihli ve 2018/393 Esas, 2019/89 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2019/989 Esas, 2019/1469 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulüyle,
”Yapılan UYAP incelemesinde; sanık hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/13287 soruşturma sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması karşısında, suç vasfının tayini ve mükerrer cezalandırmanın önlenmesi açısından bahse konu soruşturma dosyası incelenerek onaylı örneğinin dosya içerisine alınması ve dava açılması halinde bu dava ile birleştirilmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması” gerekçesiyle, CMK’nın 289 ve 280/1-d maddeleri uyarınca sair yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2019 tarihli ve 2019/220 Esas, 2019/348 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
4. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2019/2031 Esas, 2021/821 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 soruşturma nolu dosyası üzerinden yapılan soruşturmada ele geçirilen SD kartın incelenmesi sonucunda hazırlanan veri inceleme raporuna göre sanığın örgüt içerisinde … (FETÖ-PDY içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan kişileri ifade eder) olarak kodlandığı, destekleyici nitelikteki sanığın geçmişinde örgütün sohbet adı altında düzenlediği toplantılara katıldığına dair tanık beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer alarak atılı suçu işlediği, bu haliyle mevcut deliller kapsamında sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekir iken aleyhe istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın usul ve esasa aykırılık teşkil ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
… İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından 15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY mensubiyeti veya iltisaklı yahut irtibatlı olduğu gerekçesiyle 677 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile kamu görevinden çıkarılan sanık … savunmasında, süreç öncesi yapılan sohbetlere katıldığını daha sonra sohbetlere katılmayı bıraktığını, örgütle bağı bulunmadığını ve hakkında yapılan kodlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Sanığın süreç öncesi sohbete katıldığını kabul ettiği, mahkemece dinlenen tanıklar da sanığın süreç öncesi sohbetlere düzensiz bir şekilde katıldığını ancak daha sonra sohbetlere gelmeyi bıraktığını doğruladığı, hatta soruşturma sırasında ifade veren ve mahkememizce de tanık olarak dinlenen Yusuf’un beyanına göre sanığın sohbetlerde örgütün özellikle son dönemdeki dershane kapatma vs. gibi görüşleriyle uyuşmaması nedeniyle sohbet hocası ile tartıştığını ve bunun üzerine sohbetten çıkıp gittiğini ve bir daha da sohbete katılmadığını söylediği, bu ifadesinin soruşturma aşamasındaki beyanıyla da uyuştuğu, sanığın örgütten 17/25 sürecinden önce koptuğunun anlaşıldığı, dolayısıyla sanığın iddia olunan silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin dosyaya yansıyan himmet verme, ByLock kullanma vb. eylemlerine rastlanmadığı, süreç öncesi sohbete katılmanın ve süreç sonrası birkaç kez sohbete katılmanın Yargıtayca yeterli delil olarak kabul edilmediği de göz önünde bulundurulduğunda süreç öncesi sohbete katılmanın ve süreç sonrası bir kaç kez sohbete katılmanın örgüt üyeliği için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca mahrem imam yapılanmasına yönelik yürütülen 2017/68532 soruşturma sayılı dosya kapsamında ele geçirilen Emniyet Müdürlüğü personeline ilişkin fişleme bilgilerinde sanığa, “FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen, ancak bazı zaafları olan (himmet vermek, kampa kalma, her çağrıldığında gelme, sigara, karşı cins, namaz) kişileri” ifade eden “…” kodunun verildiği anlaşılmaktadır.
Sanığın veri inceleme raporu dışında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna delalet edecek bir delilin bulunmadığı, veri inceleme raporunun tek başına sanığın üzerine atılı suçun sübutunu ispat eder nitelikte olmadığı, aksi durumun ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralına aykırılık teşkil edeceği, sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği, bu bağlamda tek başına veri inceleme raporuna dayanarak mahkumiyete karar verilemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemlerinin bulunmadığı, üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair, cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; … İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak çalışmaktayken ihraç edilen, gizli tanık … tarafından sunulan digital materyallerdeki örgütün emniyet mensupları arasındaki kendi üyelerine ilişkin listede ismi bulunan ve hakkında … kodlaması dışında hakkında aleyhe bir delil bulunmayan sanığın, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin kamuoyuna cemaat olarak bilindiği dönemde söz konusu yapı içerisinde bulunduğu ancak bu yapının kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra yapıyla irtibatını kestiği şeklindeki savunmasının aksine bir delil
bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2019/2031 Esas ve 2021/821 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bayburt Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.