Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/38410 E. 2023/36 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/38410
KARAR NO : 2023/36
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2021/108 Esas, 2022/198 sayılı Kararı ile sanık hakkında;

FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, TCK’nın 62 nci maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı kısmi iptal kararındaki hususlar gözetilerek 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrası,TCK’nun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/846 Esas, 2022/1131 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.11.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık müdafiin temyiz istemi, sanığın ByLock kullanıcısı olmadığı, çalıştığı kurumdaki kişilerce yüklenilmiş olabileceği, mor beyin mağduru olabileceğinin dikkate alınması gerektiği, ByLock delilinin hukuka uygun elde edilmediği, tanık beyanlarının sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin olmadığı, tarih ve içerik itibariyle aleyhe değerlendirilemeyeceği, mahkemece dinlenen tanıklar … ve …’in hazırlık ifadelerine itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunun, terör örgütü üyeliğinin yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın örgütle arasında organik bağ bulumadığı, ByLock hususu aleyhe değerlendirilse dahi mahkemece temel cezadan hüküm tesis edilebileceği, soyut ve kalıplaşmış gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğu ayrıca hükmolunan ceza, dosya kapsamı, delil durumu, masumiyet karinesi dikkate alındığında sanığın tutuklu kalmasını gerektirecek neden ve kriterlerin bulunmadığı, sanığın babasının kanser hastası olması, eşinin ise verem rahatsızlığı, küçük çocuğunun kafatası rahatsızlığı nedenleriyle telafisi güç zararlar doğduğu ve belirtilen sebeplerle sanığın tahliyesi talebine ilişkindir.

2. Sanığın temyiz istemi, yakalama, tutuklama ve hakkındaki hükme ilişkin tek verinin yapıya ait dernekte çalışması olduğu, hükümdeki gerekçelerin suç kapsamında olmadığı, tanık beyanlarının yapıya ilişkin faaliyetinin olmadığı yönünde olduğu, bankasyaya ilişkin bilirkişi raporunun lehine olduğu, ByLock tespitinin delil niteliği olmadığı, kanunsuz elde edildiği, mahkeme kabul ve gerekçesinin yasal dayanak arayışından ibaret olduğu, ByLock iddiasına konu yazışmaların hiçbirinde suça konu içerik bulunmadığı, haksız tutukluluğunun sonlanması ve beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Yapılan yargılama neticesinde; sanığın, FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü tarafından örgüt mensuplarının kullanımına sunulan ve örgüt içi haberleşme ve örgüt talimatlarının iletilmesini sağlayan ByLock kullanıcısı olduğu, KOM Daire Başkanlığı ByLock Çalışma grubu tarafından; kullanıcı adı sacettin, şifresi …. olarak belirlenen … ID, kullanıcı adı …, şifresi … olarak belirlenen … ID, kullanıcı adı sacettinnn, şifresi …. olarak belirlenen … ID ve kullanıcı adı …, şifresi ….35 olarak belirlen …, kullanıcı adı .., şifresi …olarak belirlenen … ID numaralı ByLock kayıtlarının sanık tarafından kullanıldığının tespit edildiği, gizli tanık beyanında geçtiği üzere İzmir/ Buca’da ev imamlığı yaptığı, tanık …’in beyanından anlaşıldığı üzere, örgüte ait evlere gidecek öğrenci bulunması yönünde faaliyetlerde bulunduğu, Örgüt bağlantılı ve KHK ile kapatılan … Eğitim Gönüllüleri Derneği isimli kurumda çalışma kaydının olduğu, dosya kapsamında bulunan tüm bilgi, belge ve ByLock kayıtları, SGK kayıtları, tanık beyanları ile yapılan tespitler itibariyle sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettiği,silahlı bir terör örgütü olan FETÖ/PDY’nin kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettiği ve FETÖ Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğu anlaşıldığından sanığın sabit olan eylemine uyan TCK 314/2. maddesi, 3713 TMK’nın 5/1. maddesi uyarınca cezalandırılması talep ve mütalaa edilmiştir.

Somut olay itibariyle, birden fazla ID olmak üzere yoğun bir şekilde ByLock programını kullanan, tanık beyanlarına göre bir dönem ev imamlığı yapan, örgüt evlerine gitmesi için öğrenci toplanmasına yönelik faaliyetlerde bulunan, örgütle iltisaklı SGK kayıtları bulunan, örgütle iltisaklı kişilerle otel konaklama kayıtları bulunan, gaybubet evlerinde yakalanan sanığın üzerine atılı FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu kabul edilmiş, sanığın savunmasına delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiş, ByLock iletişim sisteminin kullanıcısı olması ve somut delillerle kanıtlandığı üzere, sanığın eylemleri silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermekte olup, sanık …’nun sempati ve iltisak boyutunu aşacak şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacını benimseyerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk etmek suretiyle üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kabul edilmiştir.
Sanığın cezası tayin edilirken eylem yoğunlunu, örgüt içerisinde ki konumu da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, duruşmadaki saygılı tutumu, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri gözönünde bulundurularak TCK’nın 62. maddesince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiş olup hüküm tesis edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge adliye mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetildiğinde; Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 5 farklı ID üzerinden Bylock kullanıcısı olduğu, ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları ile içerikleri itibariyle tespit edilen, ByLock kendisi gibi örgüt üyesi olan kişileri ekleyip onlar tarafından da eklenen, örgütsel içerikli yazışmaları bulunan, içeriklerde ismiyle hitap edilen ve telefon numarasının geçtiği anlaşılan, tanık beyanlarına göre bir dönem ev imamlığı yapan, örgüte ait evlere öğrenci kazandırılması adına öğrenci toplanmasına yönelik faaliyetlerde bulunan, örgütle iltisaklı SGK kayıtları ve iltisaklı kişilerle otel konaklama kayıtları bulunan, gaybubet evlerinde yakalandığı tespiti yapılan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi, gerekçelerin de cezaların şahsiliği ilkesine uygun bulunması, keyfilikten uzak olması, sanığın yargılama sırasında izlenen kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin oluşa ve tüm dosya kapsamına göre yerinde takdir edildiğini göstermesi gerekir.

Açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanık hakkında toplanan deliller ve dosya kapsamına göre örgütteki konumu ve kaldığı süre ile faaliyetlerindeki nitelik, yoğunluk ve çeşitlilik itibariyle temel cezanın tayininde asgari hadden kısmen uzaklaşılması yönündeki mahkeme kabulünde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/846 Esas, 2022/1131 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2023 tarihinde karar verildi.