YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/38552
KARAR NO : 2023/341
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/327 E., 2022/38 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2019/333 Esas, 2020/443 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.01.2022 tarihli ve 2021/327 Esas, 2022/38 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğine, ByLock kullanımına ilişkin delillerin hukuki dayanaktan yoksun olmasına, tespit değerlendirme tutanağı, CGNAT ve log kayıtları dikkate alınarak bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesine, sanığın beyanlarının aksine örgüt liderinin talimatıyla Bank Asyaya para yatırdığını gösterir delil bulunmadığına, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve sanığın terör örgütü üyesi olmadığına, haksız bir şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak teşditle ceza verildiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, ByLock’a bağlandığı dönemlerde telefon hattını ve GPRS’i aktif olarak kullandığı, GSM ve GPRS bağlantısı ile ByLock bağlantısını aynı IMEI no.lu telefon cihazı üzerinden yaptığı, böylece oluşturulması kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock programını “…” ID numarası ile kullanarak örgüt hiyerarşisine dahil olup bu hiyerarşi içerisinde hareket ettiğinin sabit olduğu, tanık anlatımlarıyla sabit olduğu üzere sanığın örgüt içerisinde Büyük Bölge Talebe Mesullüğü (BBTM), il mezun mesullüğü, örgüt içerisinde doktor olarak tabir edilen şehir dışı talebe mesülleriyle ilgilenme, askeri öğrencilerle ilgilenme, örgüt içerisinde sanığın “…” ve “…” kod isimlerini kullanması, tanıkların anlatımları ve ByLock yazışma içeriklerinden anlaşıldığı üzere örgüt içerisinde tayin görmesi (… ilinden … iline tayin olması), tanıkların anlatımlarıyla da sabit olduğu üzere sanığın astsubaylık sınav sorularını sınav öncesi örgüt üyelerine vermesi ve sanık hakkındaki yukarıda belirtilen tüm deliller göz önüne alındığında; sanığın örgütle irtibatı ve iltisakının mevcut olduğu, örgütsel emir ve talimatlara tam ve eksiksiz olarak riayet ettiği ve üzerine atılı silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği yönünde mahkememizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 20.06.2017 tarih ve 2016/22169 başvuru numaralı kararında, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamına atıfta bulunarak FETÖ/PDY terör örgütünün şifreli haberleşme ağı olan ByLock uygulamasının hukuka uygun bir delil olarak kabul ettiği, yine Sanığın eğitim düzeyi ve mesleki konumu itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve kendisine isnat edilen suçu işlediğinin, yukarıda belirtilen diğer deliller, alınan savunmalar, tanıkların anlatımları, ByLock değerlendirme tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre sabit görülerek suçun işlenmesindeki özellikler, suçun sebep ve saikleri, kastın yoğunluğu, sanığın örgüt içerisinde aldığı görevler ve eylemlerinin yoğunluğu ile suçtan sonraki tutum ve davranışları da dikkate alınarak eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince takdiren ve teşdiden sanığın 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edildiği gözetildiğinde; … ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının sanığa ait olduğuna ve sanığın ByLock programını … ID numarası ile gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşmede kullandığı ile dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre, Büyük Bölge Talebe Mesulü (BBTM) ve il mezun mesulü olan, örgüt içerisinde doktor olarak tabir edilen şehir dışı talebe mesülleriyle ve askeri öğrencilerle ilgilenen, örgüt içerisinde kod isim kullanan, yine örgüt içerisinde tayin gören (… ilinden … iline tayin olması), askeri sınav sorularını sınav öncesi örgüt üyelerine veren sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna, örgütsel konum ve faaliyetlerindeki çeşitlilik sebebiyle temel cezanın tayininde teşdit uygulanmasına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.01.2022 tarihli ve 2021/327 Esas, 2022/38 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.