Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/38878 E. 2023/456 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/38878
KARAR NO : 2023/456
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/198 E., 2022/320 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne bilerek isteyerek yardım etmek
HÜKÜM : CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine.

Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarih, 2018/242 Esas, 2019/123 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, TCK’nun 314/3 ve 220/7.maddesi delaletiyle 314/2. maddesi, TMK 5/1 ve TCK 62/1, 53, 63 maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezasına karar verilmiştir.
2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.05.2019 tarihli, 2019/692 Esas 2019/809 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Konya Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının sanığın temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde; Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 21.02.2022 tarih ve 2021/8312 E., 2022/777 sayılı Kararı ile özetle;
”Sanığa yüklenen suçun, 5237 sayılı TCK’nın 314/2. maddesinde düzenlenen ve 3713 sayılı TMK’nın 3. maddesinde tadat olunan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle aynı Kanunun 5. maddesinin zorunlu olarak uygulanmasını gerektiren silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunda cezanın alt sınırının beş yıldan fazla (7 yıl 6 ay hapis cezası) olduğu görülmektedir.
Bu nedenle sanık hakkında, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan yapılan yargılama sırasında, CMK’nın 150/3 maddesi gereğince isteğine bağlı olmaksızın hatta açıkça müdafii istemediğini beyan etse bile müdafii görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır.
Sanığın kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi uyarınca da hakkında re’sen müdafii görevlendirilmediği, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılandığı dikkate alındığında, CMK’nın 101/7 maddesinin 2. fıkrası ve 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu, Anayasanın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılama ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmada müdafii hazır bulundurulmaksızın hakkında mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK’nın 101/3., 150/3., 188/1., 197/1. ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde, Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2022 tarih, 2022/198 Esas, 2022/320 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle, sanığın Bank … hesabı incelendiğinde örgüt liderinin talimat verdiği tarihlerle uyumlu olarak 2014 yılı Ocak, Eylül ve 2015 yılı Mart ayında hesabında önemli miktarlarda para artışının olduğu bankaya TMSF tarafından el konulduktan sonra bankada mevcut paranın 2015 yılı Ekim ayında tamamen çekildiği, (29/01/2014 tarihinde 54,11 Gr altın alımı yapıldığı, 31.01.2014 tarihinde katılım hesabına 26.720,00 TL para yatırıldığı, 12.03.2015 tarihinde hesabından 20.000,00 TL para çektiği, 16.03.2015 tarihinde hesabına kasadan 45.700,00 TL nakit para yatırdığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olan ve öğretmenlerin üye olduğu Aktif Eğitim Sen Sendikasına 06.12.2012 – 22.02.2016 tarihleri arasında üyeliğinin bulunduğu, beyanında kabul ettiği üzere “Benim eşim … Lisesinde öğretmenlik yapıyordu, çocuğumda … okulunun sınavında dereceye girdi, özel indirim kazandı, kendisi de başka okula gitmek istemedi, bu nedenle 2014-2016 yılları arasında oğlumu Selçuklu … Ortaokuluna gönderdik, abisi bu okulda okuduğu için kızımı da yine aynı … Eğitim Kurumlarına bağlı … Anaokuluna bir dönem gönderdik” dediği, tanık A.D.’nin kolluk beyanında; “… isimli öğretmen ile 6 yıl kadar iş arkadaşlığımız oldu, bu süre zarfında okul içerisinde FETÖ/PDY yapılanması lehine çalışmaları yoktu, konuşmalarımız da bu yapılanmayı savunur desteklediğini gizlemedi…” şeklinde beyanda bulunduğu, tanık E.H.’nin kolluk beyanında; “… isimli öğretmen ile bir süre iş arkadaşlığımız oldu, bu süre zarfında FETÖ/PDY terör örgütü lehine yönlendirmeleri yoktu. Bu yapılanmaya sempati duyuyordu, Aktif Sen üyeliği mevcuttu…” şeklinde beyanda bulunduğu, açıklanan nedenlerle, sanığın eylemine uyan; TCK’nın 314/3 ve 220/7 yollamasıyla 314/2 ve 3713 sayılı TMK’nın 5/1 maddesi gereğince mahkumiyeti yerine hakkında beraat karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açılmış ise de, bu suçun oluşumu için kişinin örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, bu bilgi doğrultusunda hareket etmesi, örgüt üyeliğini oluşturan davranışlarının süreklilik, çeşitlilik ve belli bir yoğunluğa sahip olması ve aynı zamanda sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içinde her zaman emir ve talimat almaya hazır durumda bulunmasının gerekli ve zorunlu olduğu, somut olayda sanığın örgütle iltisaklı bankada bazı işlemler yaptığı, hakkında benzer suçtan işlem yapılan kişilerle görüşme kayıtlarının bulunduğu, yine örgütle iltisaklı sendikaya üye olduğunun tespit edildiği, bunların dışında sanığın örgüt üyelerinin kullandığı kriptolu haberleşme uygulamalarını kullanmadığı, örgütle iltisaklı dernek ve vakıflarda üyeliğinin bulunmadığı, örgüt üyeleri ile gezilere katıldığına veya konaklamalar yaptığına dair dosyaya yansıyan bir bilgi ve belge bulunmadığı, hiç kimsenin beyanında isminin geçmediği, dolayısıyla sabit olan eylemlerin örgüt üyeliği için gerekli olan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğa sahip olmadığı, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı, bu yönüyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olmadığı, sanığın örgütle iltisaklı sendikaya üye olduğu, örgütle iltisaklı bankada hesabının bulunduğu ve bazı işlemler yaptığı, ancak örgüt lideri ve yöneticilerinin talimat verdiği tarihlerde bankaya, rutin işlemlerin haricinde, para yatırdığına ve işlem yaptığına ilişkin bir delil bulunmadığı, benzer soruşturma ve davalarda çok sayıda kişinin etkin pişmanlık beyanlarının alındığı, bu beyanların hiçbirisinde sanığın isminin geçmediği, dinlenen tanıkların da sanığın örgüte sempati duyduğunu söyledikleri, bu yönüyle sanığın örgüte yardım ettiğini gösterir, sempati düzeyini aşan herhangi bir eylemini bulunmadığı, dolayısıyla sanığın sabit olan eylemlerinin hiyerarşik yapısına dahil olmadan örgüte bilerek ve isteyerek yardımda bulunma suçunu oluşturmadığı kanaatine varılmış ve CMK 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli Kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında;
İltisaklı sendika üyesi olan ve 21.10.2002 tarihinde Bankasya’da açmış olduğu hesabına ilişkin alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde; para yatırma ve çekme işlemleri rutin bankacılık işlemleri olan, bankanın TMSF’ye devrinden sonra da katılım hesabı açmaya devam eden sanığın, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda, örgüte yardım kastıyla hareket ettiği tespit edilemediğinden örgüte yardım suçundan mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilmekle; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2022 tarihli ve 2022/198 Esas, 2022/320 sayılı Kararında O yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 9. Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.