Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39239 E. 2023/1892 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39239
KARAR NO : 2023/1892
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2017 tarihli ve 2017/16 Esas, 2017/179 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.

2. …Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.07.2018 tarihli ve 2018/866 Esas, 2018/1064 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 02.07.2020 tarihli ve 2019/1533 Esas, 2020/3246 sayılı Kararı ile özetle;
”… Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanıkların, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilip ve UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında herhangi bir itirafçı ifadesi yahut tanık beyanı olup olmadığı araştırılarak, tespiti halinde ifadelerinin onaylı örneklerinin dosya içerisine alınması, gerekirse, ilgili şahısların tanık olarak dinlenilmeleri, ayrıca dosya içerisinde bulunan sanık A.Y. ile ilgili beyanda bulunan Ş.Ö. ve sanık M.S.Ş. ile aynı örgüt evinde kaldığını ifade eden M.N.Y. Adlı kişilerin duruşmaya çağırılıp, yer, zaman ve mekan belirtilmek suretiyle ne tür örgütsel faaliyetlerin yapıldığı ve sanıklar ile ilgili etraflıca beyanları alındıktan sonra tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, kabul ve uygulamaya göre de; sanık M.S.’nin eşinin Bank Asyadaki hesap hareketlerinin ‘suç ve cezaların şahsiliği’ ilkesi gereğince sanık yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilememesi…’ nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
4. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 25.05.2022 tarihli ve 2020/451 Esas, 2022/206 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının(aleyhe) temyiz istemi özetle;
1. ByLock programını kullandığına,
2. Sanığın örgütün sohbet adı altında düzenlenmiş olan toplantılara katıldığına,
3. Usul ve yasaya aykırı karar verildiğine,
4. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın iddianamede ayrıntılarıyla anlatıldığı üzere FETÖ terör örgütünün en çok önem verdiği kurumlardan birisi olan yargı teşkilatına sızan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinde Zabıt Katibi olarak çalışmakta olan kişilerden birisi olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilmek istenen darbeden sonra FETÖ terör örgütü ile ilişkisi şüpheli görülüp açığa alındığı ve Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edildiği, başlatılan soruşturmada sanığın kendi üzerine kayıtlı olan ve bizzat kendisinin kullandığını beyan ettiği 0531 (…) (…) (…) numaralı GSM hattında münhasıran FETÖ terör örgütü mensuplarının bir kısmı tarafından kullanılan ByLock programını kurup 23.08.2014 ile 20.03.2015 tarihleri arasında kullandığı, ByLock’un sunucusuna bağlandığının teknik olarak toplam 112 sinyal tespiti ile şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildiği, T.E.U. ve S.A.’nın beyanına göre abla konumundaki T.E.U.’ya tabi olarak S.A. ve N.S. ile aynı grupta FETÖ’nün sohbet adı altında düzenlediği örgütsel toplantılara süreklilik arz edecek şekilde katıldığı, bu haliyle sanığın FETÖ/PDY örgütünün kriptolu haberleşme programı olan ByLock uygulamasını kullanması nedeniyle üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunundan cezalandırılması talep edilmiş ise de; sanığın savunmasında suçlamayı kabul etmeyerek, 1993 yılından beri İstanbul’da ailesinin yanında ikamet ettiğini, tüm öğrenim hayatını devlet okullarında ve ailesinin yanında geçirdiğini, 2011 yılında İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde göreve başladığını, ByLock programını kesinlikle yüklemediğini, kullanmadığını, Bank … hesabını evine yakın olduğu için açtığını, hesap açtığı yıllarda bu bankanın örgütle iltisakını bilmediğini, 17/25 Aralık sürecinden sonra bankanın FETÖ ile bağını öğrendikten sonra mevcut parasını çekip hesabını kapattığını, kimseden talimat almadığını, suçlamaları kabul etmediğini, 0531 (…) (…) (…) numaralı GSM hattının kendisine ait olduğunu ancak ByLock kullanmadığını beyan ettiği, tanık T.E.U.’nın ifadesinde özetle …2011 yılında iki ay kadar zabıt katiplerine sohbet verdiğini, sanığı simaen tanımadığını, sohbet verdiği katiplerin Bölge İdare Mahkemesinde çalıştıklarını, sohbetlere sanığın katılıp katılmadığını ya da düzenli gelip gelmediğini hatırlamadığını beyan ettiği, tanık A.Ş.’nin ifadesinde özetle …Sanığı tanımadığı için üzerine atılı suç kapsamında bilgisinin ve görgüsünün olmadığını, sanığın ismiyle ilgili verdiği beyanı hatırlamadığını, 2010 yılında Adıyaman’da üniversitede okurken evde birlikte kaldığı Rabia isimli bir şahsın olduğunu ancak soyadını hatırlamadığını, Fen Bilimleri Bölümünü okuduğunu, kaldığı evin örgüt evi olduğunu beyan ettiği, ByLock isimli haberleşme programının sanığın kendisi tarafından kullanıldığı tespit edilen 0531 (…) (…) (…) numaralı GSM hattıyla kullanıldığının iddia edildiği, dosya kapsamında mevcut ByLock CGNAT araştırma tutanağına göre, sanığın ev ve iş yerine ait baz bilgileri ile ByLock programının kullanıldığı anda alınan baz bilgileri birbiriyle örtüşmekte ise de; dosya kapsamına gelen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün yazı cevabı uyarınca sanığın ByLock kullandığı iddia edilen 0531 (…) (..) (..) numaralı GSM hattına ait BTK verilerinin bulunduğu, ancak ID eşleştirmesinin ve dolayısıyla içerik/mesajlaşma verilerinin bulunmadığının bildirildiği, mahkememizce sanığa ait GSM hattının CGNAT kayıtları, tüm internet trafik kayıtları ve iletişimin tespiti kayıtları BTK’dan celp edilerek bu kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişiler S.G., M.D. ve E.Ç. tarafından hazırlanan 30.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre de; CGNAT kayıtlarının erişim isteği sinyali ya da paketlerinin gösterilmesi sonucu oluşan kayıtlar olduğu, BTK tarafından gönderilen CGNAT (HIS) kayıtları içerisinde ”oturum başlama tarihi” isimli sütunun yer aldığı, Hedef IP sütununda ”46.166” ile başlayan IP adreslerine bağlantı yapılabilmesi için talepte bulunulduğunun tespit edildiği, ancak CGNAT kayıtlarında oturum süresi ve oturum bitiş zamanı olmaması nedeniyle hangi kayıtlarda başarılı bir login veya mesaj gönderme/alma işleminin gerçekleştiği, hangi kayıtların ise kovuşturmaya konu uygulama işleyişi açısından deneme aşamasında kaldığı veya eksik ya da hatalı olduğunun ayırt edilemeyeceğinin değerlendirildiği, bunun yanında CGNAT kayıtlarında yer alan ”özel ip” adresi alanının servis sağlayıcı tarafından abonelerine paylaştırılan ip adresi olduğu anlaşıldığından bu ip adresleri ile GPRS kayıtlarında yer alan ”kaynak ip” adresleri ile eşleştirilmek istendiği, ancak GPRS kayıtlarında Kaynak IP adrresi sütunu bulunmadığından mukayese işlemi gerçekleştirilemediği, sonuç olarak tespitler, veriler ve bilgiler doğrultusunda CGNAT ve GPRS kayıtları üzerinden yapılan incelemeler sonucunda sanığın ByLock programını kullanıp kullanmadığına yönelik kesin bir yargıya varılamayacağı, kesin tespit için GPRS kayıtlarında yer alan “byte” cinsinden ölçeklendirilen veri transferlerine ait hedef IP adresi ile erişilen sayfalar ve URL’ler bilgisine ihtiyaç duyulduğu görüş ve kanaatine varıldığının belirtildiği, bu kapsamda ByLock kullanıcılarının kesin ve net tespitinin GPRS kayıtlarında yer alan hedef IP adresi ile erişilen sayfa ve port bilgisine ihtiyaç duyulduğu gözetilerek, sanığın ByLock kullandığının dosya kapsamında her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilemediği, diğer yandan dinlenen tanığın beyanlarında geçen hususun da dönem itibariyle sanığa suç isnad edilemeyeceği, tanık anlatımından sanığın eylemlerine ilişkin yoğunluk, süreklilik barındırmadığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin bilgi barındırmadığı, MASAK raporuna göre sanığın örgütün finans kuruluşu olan Bank Asyada hesabı bulunmakta ise de; hesap hareketleri incelendiğinde, sanığın Bank … hesabında 2014 Mart ayından sonra bakiyesinin ve hesap hareketlerinin olmadığı, bu hususun bilinen örgütsel tavra aykırı olduğu, bu haliyle Bank … hesap hareketlerinin terör örgütünün talimatları doğrultusunda gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, havuz sorgusuna ilişkin KOM raporuna göre de; sanığın içerikleri tespit edilemeyen ByLock programı ve yukarıda belirtilen hususlar dışında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatına dair herhangi bir kayda ulaşılamadığının anlaşıldığı, bu haliyle yapılan yargılama sonucunda sanığın savunmasının aksine üzerine atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil elde edilemediği anlaşılmış olup, açıklanan tüm bu nedenlerle yüklenen suçun sanık tarafından işlediği sabit olmadığından sanığın beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, karar gerekçelerine göre o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 25.05.2022 tarihli ve 2020/451 Esas, 2022/206 sayılı Kararında o yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE BERAATE İLİŞKİN HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.