Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39264 E. 2023/163 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39264
KARAR NO : 2023/163
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/270 E., 2022/338K.
SUÇLAR : Yalan tanıklık, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte
örgüt adına suç işleme
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet

Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2021/270 Esas, 2022/338 sayılı Kararının katılan … ve katılan … vekilinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu yönünden, sanık … müdafiinin ise yalan tanıklık suçu ile vekalet ücretiyle sınırlı kalmak üzere silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından kurulan hükümleri temyiz ettikleri görülmekle yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
1. Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak atılı suçun niteliği itibariyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatlarının bulunmadığı, verilen katılma kararlarının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla katılan … ve katılan … vekilinin temyiz taleplerinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanık … hakkında yalan tanıklık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile vekalet ücretiyle sınırlı kalmak üzere silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından kurulan beraat hükmünün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/74 Esas, 2016/127 sayılı Kararı ile;
1. Sanık … hakkında:
a)Yalan tanıklık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b)Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 inci maddesinin altıncı fıkraları delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesi, 53 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında:
a)Yalan tanıklık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b)Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 inci maddesinin altıncı fıkraları delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesi, 53 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c)Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272 inci maddesinin beşinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/74 Esas, 2016/127 sayılı Kararının sanıklar müdafileri, katılanlar …, … ve … vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18.07.2017 tarihli ve 2016/7162 Esas, 2017/4786 sayılı Kararı ile, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında uygulama imkanı bulunmayan 3713 sayılı Kanun’un 7 inci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla sanıkların cezalandırılmasına karar verilerek hükümle gerekçe arasında çelişki yaratılması, sanıkların FETÖ/PDY yapılanması ile bağlantılarının ilgili birimlerden araştırılarak temin edilecek delillerin duruşmada tartışılmak suretiyle sanıkların örgüt üyesi olduklarının tespit edilememesi halinde örgüt adına suç işlemekten karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, hakkında tefrik kararı verilen sanık Bayram Bozkurt (gizli tanık …) beyanına başvurularak sanıklar ile FETÖ/PDY arasındaki irtibatın tespiti, dosya kapsamında yer almayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.06.2016 tarihli ve 2014/37666 Soruşturma, 2016/24769 Esas, 2016/1632 sayılı iddianame içeriğinde yer alan tespitler ile gizli tanıklar Y. ve Ş.’in beyanlarının duruşmaya getirilip tartışılmadan ve gerektiğinde tanık olarak dinlenmeden hüküm kurulması, sanıkların daha önceki gizli tanık ifade içeriklerinin kendilerine ait olmadığını savunmaları ve tanık olarak dinlenen katipler S.G. ve L.Y.D.’in beyanları da dikkate alınarak sanıkların ifadelerinin duruşmaya getirilerek bir sahtecilik olup olmadığının araştırılmaması, yalan yere tanıklık suçu bakımından katılanlar hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri dışında diğer koruma tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığı araştırılmadan hüküm kurulması suretiyle eksik araştırma ile karar verilmesi ve kabul ve uygulamaya göre de tespit edilen diğer nedenlerle CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı itibariyle kazanılmış hak saklı tutularak hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bozma kararı üzerine, Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2018 tarihli ve 2017/265 Esas, 2018/57 sayılı Kararı ile;
1. Sanık … hakkında:
a)Yalan tanıklık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b)Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 inci maddesinin altıncı fıkraları delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında:
a)Yalan tanıklık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b)Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 inci maddesinin altıncı fıkraları delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesi, 53 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c)Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272 inci maddesinin beşinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
D. Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2018 tarihli ve 2017/265 Esas, 2018/57 sayılı Kararının sanıklar müdafileri, katılan … vekillinin temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 23.05.2019 tarihli ve 2018/3053 Esas, 2019/3779 sayılı Kararı ile gerekçeli kararın suçtan zarar gören ve katılma talebinde bulunan …’e tebliğinden sonra kararı temyiz etmesi halinde temyiz dilekçesi de eklenerek bu konuda ek tebliğname düzenlenerek iade edilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine kararı verilmiştir.
E. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin tevdi kararı üzerine eksiklikler giderildikten sonra dosya temyiz incelemesi yapılması için yeniden Yargıtaya gönderilmiş olup, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 04.02.2021 tarihli ve 2019/9535 Esas, 2021/880 sayılı Kararı ile sanık …’un eylemleri nedeniyle katılan … vekilinin örgüt adına suç işleme ve yalan tanıklık suçlarından açılan davalara katılmasına yasal olanak bulunmadığından bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının reddine; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, sanık … hakkında yalan tanıklık ve kişiye hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına; sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümler yönünden sanıkların örgütün hiyerarşik yapısına dahil üyesi oldukları tespit edilemediği gibi suç tarihi de nazara alındığında örgüt adına yalan tanıklık ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını örgütün talimatıyla ve ‘örgüt adına suç işleme’ kastıyla işlediklerine dair her türlü kuşkudan uzak kesin ve somut delillerin bulunmaması nedeniyle sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarını işledikleri sabit olmadığından beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile mahkumiyetlerine karar verilmesi, sanık … hakkında yalan tanıklık suçundan kurulan hüküm yönünden mahkemece tanık olarak dinlenen katiplerin beyanları da dikkate alınarak, sanığa ait olan 17.12.2009 tarihli gizli tanık ifadesinin ıslak imzalı aslının bulunuğu yerin tereddüde yer bırakmayacak şekilde titizlikle araştırılarak getirtilmesi, mahkeme huzurunda incelenip sanıktan sorularak beyanlarının duruşma tutanağında açıklanması ve uzman bilirkişilerden rapor aldırılarak bir sahtecilik olup olmadığının tespit edilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken bozma gerekleri yerine getirilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyete dair hüküm kurulması, kabul ve uygulamaya göre de gerekçeli karar başlığında suç adının silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme şeklinde yazılması gerektiği ve de sanık … hakkında örgüt adına suç işleme suçundan TCK’nın 61 inci maddesi uyarınca temel ceza tayininde teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmesi ve TCK’nın 220/6-2 nci cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca makul bir indirim yapılması gerektiğinin düşünülmeyerek fazla ceza tayini sebepleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
F. Bozma kararı üzerine, Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli ve 2021/270 Esas, 2022/338 sayılı Kararı ile;
1. Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
2. Sanık … hakkında yalan tanıklık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … vekilinin temyiz istemi, sanıklar … ve …’un silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi nedeniyle temyiz itirazlarında bulunulduğu, FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olduğu itirafları ve yargı kararları ile sabit olan B.B. (Erzincan İliç eski Cumhuriyet Savcısı ve Gizli Tanık Efe) ile o dönemde Erzurum Özel yetkili savcısı olan ve FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden mahkum olan O.Ş.’ın isteklerine ve baskılarına ve örgütün talimatlarına uygun olarak katılan … hakkında gizli tanık ifadeleri ile yalan ve iftiralarda bulunduklarını sanıkların defalarca itiraf ettikleri, katılan …’in terör örgütü mensubu eski hakimler tarafından tutuklanarak 5 yıl tutuklu kaldığı ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olurken tek somut suçlamanın Erzincan’a gelerek Ergenekon silahlı terör örgütünün bu ildeki yöneticileri oldukları iddia edilen dönemin Cumhuriyet başsavcısı ve ordu komutanına talimat verdiği iftirası olduğu, yalan ve iftiraları mahkeme huzurunda itiraf ettikleri ve mahkum oldukları, işledikleri suçları sabit olan sanıklar hakkında berat kararı verilmesinin mağdur olan gerçek kişilerin ve kamunun vicdanını sızlatan bir karar olduğu,
Sanık …’in mahkemede verdiği ifadelerde, kendisinin … İlinde Şömine Kafede ücretli işçi olarak çalıştığı, dosyası tefrik edilen B.B. ile burada tanıştığı, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden ergenekon terör örgütü davası sanıklarından olan katılan … tarafından hazırlandığı öne sürülen irtica ile mücadele eylem planı isimli belgede kayıt altına alınan hedeflerin gerçekleştirmesi amacı ile katılanın 2009 yılında yerel seçimler öncesinde Erzincan’a geldiği ve burada örgütün üyeleri olduğu iddia edilen 3. Ordu Komutanı S.B., İl Jandarma Komutanı R.G., C.Başsavcısı İ.C. ve … da MİT ve askeri personellerden oluşan örgüt üyeleri ile çevre illerden gelen askerler ile örgütün sivil kanal sorumlusu Y.B.ın birlikte toplantı yaptıkları ve irtica ile mücadele eylem planını uygulamaya koydukları iddia ettiği anlaşıldığı, sanık …’in .. kod adı ile 10.02.2009 tarihinde verdiği gizli tanık ifade beyanında, 2009 yılı Nisan ve Mayıs aylarında müşteki …’u kasdederek Şenol Komutanın yanına gelerek “Ankara’dan misafirler gelecek birlikte gidip helikopter ile gelecek olan misafirleri karşılayalım, gelen kişilerde aynı ekipten sen bunlarla tanış” dediği ve birlikte Erzincan havaalanına gittikleri, bekledikleri, bir jandarma aracının misafirleri getirdikleri ve kendi araçlarına aldıkları, kafeye gelip yemek yedikleri, Ankara’dan gelen kişilerin Erzincan’da … isimli otelde misafir oldukları, … komutanın otel görevlisine misafirlerden kimlik alınmaması gerektiğini söylemesine karşın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki beyanında ise Ş. Komutan ve …’i almak için havalanına gittiklerini, özel araçlar ile gidip aldıklarını, kafeye gidip … içtiklerini, oradan … otele gittiklerini, Ş. Komutanın isteği üzerine misafirlerin otel kayıtlarının yapılmadığını, … diye birisinin isminin geçtiğini, o kişinin daha sonra kafeye eğlenmeye gittiklerinde yanlarına çağırarak size verilen görevleri neden yerine getirmiyorsunuz dediğini, duruşma salonunda en başta oturan şahsın … olduğunu söylediğinin tespit edildiği, yine sanık …’in mahkemenin 2014/70 Esas sayılı dava dosyasında gizli tanık olarak dinlenmesi esnasında O.Ş.’ın yanında gizli tanık olmaya karar verdiğini, B.B. hakkında …’in soruşturma yaptığından haberi olmadığını, B.B.’u tanıdığını, …’i tanıdığını, kafesine Ş. komutan ile birlikte geldiğini, yanlarında dört kişi olduğunu, asker şahıs olduklarını ancak sivil giyindiklerini, …’in içeri girdiğinde arkadaşlarının ondan çekindiğini, rütbeli olduğunu sonradan anladığını belirttiği, Erzurum C.Başsavcılığınca gizli tanık olarak dinlenen sanık …’e fotoğraf teşhisi yaptırıldığı, 4 nolu fotoğrafın havalimanı yolunda karşıladıkları ve kafeye getirdikleri … olduğunu, …’i kafeden sonra 3. Ordu Nizamiyesine bıraktıklarını belirttiği ve söz konusu iddianamede … gizli tanık kodu ile dinlenen …’in teşhis tutanakları dışında …’in Erzincan’a geldiği iddiası dışında başkaca bir delil ortaya konmadığı, katılan …’in Erzincan’a gelip gelmediği ile ilgili Genel Kurmay, MİT ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan soruşturmalara verilen cevaplarda Erzincan iline geldiğine dair bilgiye rastlanılmadığı, yine Erzincan Konak …’a ait otel kayıtlarının incelenmesi sonucunda konaklama listesinde … ve … oğlu 01.01.1977 doğumlu Ankara … nüfusuna kayıtlı …’in 28.03.2009 tarihinde otele giriş yaptığı ve 29.03.2009 tarihinde çıkış yaptığı, bu hususun söz konusu şahıs ve yanında gelen tanık F.P. tarafından da doğrulandığı, ayrıca sanık …’ın Şömine kafede ücretli olarak çalışmasına rağmen gizli tanık olarak alınan beyanında gerçeğe aykırı olarak kendisini kafe sahibi olarak tanıttığı, dosyada mevcut Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2009 tarihli tutanağında 25 adet fotoğrafın teker teker gösterildiği ve teşhis etmesinin istenildiği, katılan …, … ve o tarihte bir kısım askerlerin Erzincan’a gelip gittiğini söylediği ve kesin şekilde ifade verdiği, Erzincan C.Başsavcılığınca ifadesine başvurmak üzere hazır edildiğinde 29.12.2009 tarihindeki teşhis tutanağına ekli 25 adet fotoğraf tek tek sanığa gösterildiğinde sadece 4 nolu fotoğraf olan …’i tanıdığını beyan ettiği ve diğerleri hakkında susma hakkını kullandığı, ifade vermek istemediğini beyan ettiğinin anlaşıldığı, sanık …’in gizli tanıklıkta ilk ifadelerini 2009-2010 yıllarında verdiği, daha sonra İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde ve iş bu davanın görüldüğü mahkemenin 2014/70 Esas sayılı dosyada 29.01.2015 tarihli duruşmasında da önceki ifadelerinden dönmediği ve kendi hür iradesi ile gizli tanık olduğunu belirttiği, her ne kadar mahkemedeki beyanında önceki ifadelerini kabul etmeyip “imzala dediler ben de imzaladım” şeklinde beyanda bulunmuş ise de C.Başsavcılığında 16.02.2016 tarihindeki ifadesinde dahi susma hakkını kullanarak beyanda bulunmadığı, sanığın bilerek ve isteyerek beyanda bulunduğu, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, sanık …’in eylemleri hukuki açıdan değerlendirilecek olursa, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda sanığın FETÖ silahlı terör örgütü hiyerarşisi içerisinde yer almayıp menfaatleri doğrultusunda, mahkemedeki beyanında gizli tanıklık ücreti aldığı, 5 yıllık süre zarfında da özellikle 2013-2014 yıllarında FETÖ örgütünün yaptıklarını apaçık bütün kamuoyunda tartışılmasına rağmen herhangi bir geri adım atmadığı, ayrıca kendi gizli tanık olarak verdiği ifadesinde de belirttiği üzere telefonda, R. albayın, Ş. komutana “Erzincan’da senden çok büyük bir operasyon istiyorum, benden silah mı istiyorsun, esrar mı istiyorsun, ne istiyorsan yerine gelecek yeter ki cemaat evlerini tespit et, bu cemaate yönelik dört ay içinde bir operasyon yapacağız, gerekirse cemaaat mensuplarına yönelik yaptığımız teknik takip dikkate alınarak bol bol ikna ettiğimiz öğrenciler ile cemaatteki insanların telefonla görüşmesini sağlayın, bol bol suç unsuru konuşulsun ayrıca hala bu İliç savcısından haber çıkmadı” dediğini, yine cemaatci çocuklarla irtibat kurup cemaat evlerine gidip bu silahların koyulmasının sağlanması için öğrenciler ile irtibata geçtiğini, ihtiyaç sahiplerine para verdiğini, paraları Ş. komutandan aldığını, yerleştirdiği öğrencilerin kendilerine yapılan yardımın ve fedakarlığın amacını, bunu nasıl ödeyeceğini sorduklarında, “biz samimi olduktan sonra, birbirimizi iyi tanıdıktan sonra, kaynaştıktan sonra Erzincan’da güzel rütbeli abilerim var, sizi onlarla tanıştıracağım, Erzincan’da iyi yiyip içip gezeceksiniz, isterseniz okula hiç gitmeyin, size diploma bile aldırabilirim” dediğini ve bu şekilde muhatap olduğu, kendilerine illegal planlar yaptıran kişinin Şenol komutan olduğunu, yine Ş. komutanın emirlerini kendi komutanı E. üsteğmen ve albay R.’den aldığını belirttiği, … cemaatine yönelik delil uydurmaya çalışan kişilerin mağdurlar Ş.B., Albay R.G. ve E.E. olduğu şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık hakkında yalan tanıklık yapmak suçunu işlediği anlaşılmakla TCK’nın 272/3 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilerek suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş şekli, yer ve zaman ile sanığın kastının yoğunluğu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşıldığı ve sanığın fiilden sonra ve yargılama sırasındaki davranışları dikkate alınarak sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi uygulanmadığı, yine yalan tanıklığına dayanılarak mağdurlar …, …, R.G., Y.B., Ş.B., E.E.’un gözaltına alınıp tutuklandıkları ve uzun süre tutuklu kaldıkları ve yargılama sonucunda beraat ettikleri anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 272/5 inci maddesi delaleti ile TCK’nın 109/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilerek suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş şekli, yer ve zaman ile sanığın kastının yoğunluğu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşıldığı, sanığın eylemini tek fiil ile birden fazla kişiye karşı gerçekleştirdiği anlaşılmakla sanığın TCK’nın 43/2 nci maddesi uyarınca cezasından arttırıma gidilip mağdur sayısı da göz önünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılarak arttırım yapıldığı ve sanığın fiilden sonra ve yargılama sırasındaki davranışları dikkate alınarak sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi uygulandığı,
Sanık …’un gizli tanık Hazar olarak vermiş olduğu ifadesinde, Şubat 2007 tarihinden bu tarafa Erzincan Jandarma İstihbarat ile görüştüğünü ve onlara çalıştığını, özellikle kırsal bölgede faaliyet yürüten PPK’lı teröristler konusunda bilgi akışı sağladığını, hatta bununla ilgili görüşmekte olduğu istihbaratçı komutanların kendisine tüm Erzincan bölgesinin haritasını ve bu bölgede faaliyet yürüten, takip edilmesi gereken teröristlerin fotoğraf ve kısa bilgilerini içeren belgeleri verdiklerini, irtibat halinde olduğu köylülerden ve çobanlardan oluşan haber kaynaklarının olduğunu, bu kişilerden almış olduğu bilgileri kendisi ile irtibat kuran istihbarat görevlilerine verdiğini, kendisi ile birlikte bu şekilde çalışan toplam dört kişi olduklarını, isimlerinin İ.K. (Sakaltutan TRT vericisinde güvenlik görevlisi, terfi ettirilip TRT Genel Müdürlüğünde görev verilen), E.A. ve O.D. olduğunu, kırsal bölgede topladığı istihbari bilgileri bazen direk istihbarat görevlilerine aktardığını, diğer taraftan Ankara Özel Kuvvetler Komutanlığında yüzbaşı olarak bildiği ancak ismini bilmediği bir kişiye sürekli rapor verdiğini, …’i kendisi ile beraber diğer üç kişinin de başkanı pozisyonunda olduğunu, …’in abisinin Valilik Özel Kaleminde çalıştığını ve Fetullah Gülen cemaatinin içinde istihbarat çalışması yaptığını, Mayıs 2008 tarihinde, görüştüğü S. astsubayın kendisine “Sen hafızsın, dini yönün kuvvetli tanıdığın çok, Gülen Cemaatini de iyi tanıyorsun. Bu cemaat mensupları nerelerde toplanıyorlar. Bunların başlarındaki isimden en aşağıya kadar kimlerden oluşuyor. Bunları bana söylersin” diyerek kendisine özel görev vermek istediğini, ancak bu teklifi kabul etmeyince tartıştıklarını, kendisine, bilgi istediği cemaat mensuplarının yanlış iş yapmadıklarını bundan dolayı haklarında olumsuz bir şey söyleyemeyeceğini söylediğini, kendisinden ısrarla bu cemaatin Erzincan yapılanması hakkında çalışma yapmasını istediğini, ancak kabul etmediğini, bu teklifi kendisinin kabul etmemesi üzerine aynı teklifi İ.K.’e yaptığını, onun vasıtası ile bu cemaat hakkında çok bilgi topladığını, bu bilgiyi toplayan E. ve O. olduğunu, bu iki kişiyi İ.K.’in yönlendirdiğini, hatta S. ve S. astsubayların kendi işyerlerinde oldukları sırada İ.K.’in Gülen Cemaatine mensup kişileri isim isim sayarak verdiğini, İ.K.’in 15 … vericide nöbet tutuğunu, 15 … istirahat ettiğini, istihrahat süresince tüpçüde çalıştığı için herkesin ve bu arada Gülen Cemaatine mensup olan esnafların isimlerini teker teker astsubaylara verdiğini beyan etmiş, bu beyan doğrultusunda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2010 tarih 2010/329-70 sayılı iddianamesinin 34-35-36. sayfalarında sanık …’un … kod adı ile vermiş olduğu ifadenin tamamına yer verilmek sureti ile iddianameye dayanak teşkil ettiği görülmüş, yine Zaman gazetesinin 03.03.2010 tarihli nüshasında olayın, “hukuk dışı dinlemeleri TRT vericisindeki görevli satmış” başlıklı haber ile yer aldığı, sanık …’un savunmasında, kendisinin … cemaati ile ilgili söylemediği sözleri kendi ifadesiymiş gibi tutanağa geçirildiğini beyan ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, kendisinin üç sayfa beyan verdiğini ısrarla belirtmesi üzerine gizli tanık ifade tutanağını imzalayan zabıt katibi S.G.’ün tanık olarak beyanı alınmış, tutanağın doğru olduğunu, imzanın kendisine ait olduğunu belirtmesi karşısında, ayrıca sanığın ifade verdiği tarihten sonra geçen süre zarfında herhangi bir kolluk birimine ve savcılığa başvurusunun olmadığı, ayrıca Erzincan İlinden kalkıp Erzurum’a gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın müştekiler İ.K., E.B. ve O.D.’nın … cemaatinin Erzincan yapılanması hakkında bilgi topladıkları, toplanan bilgilerin para karşılığında İ.K. tarafından satıldığı, bu bilgiler doğrultusunda katılan … tarafından Erzincan’da Fetullah Gülen cemaatine karşı operasyon yapılacağı yönünde delil oluşturulduğu, gizli tanıkların doğrulanmayan beyanları ile müştekiler İ.K., E.B. ve O.D. hakkında herhangi adli soruşturma açılmamasına rağmen söz konusu tanık beyanlarının Zaman gazetesinde yayınlanmak sureti ile İ.K. hakkında disiplin soruşturması açıldığı ve görev yeri değiştirilerek mağdur edildiği yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, sanık …’un eylemleri hukuki açıdan değerlendirilecek olunursa, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda sanığın FETÖ silahlı terör örgütü hiyerarşisi içerisinde yer almayıp menfaatleri doğrultusunda, 5 yıllık süre zarfında özellikle 2013-2014 yıllarında FETÖ örgütünün yaptıklarını apaçık bütün kamuoyunda tartışılmasına rağmen herhangi bir kolluğa veya savcılığa başvuru yapmadığı, mahkemedeki duruşmada verdiği ifadesinde, Jandarma İstihbarat elamanlarının gelerek kendisinden Erzincan’daki bütün cemaatcilerin isim listesini yapmalarını söylediğini ancak bunu kabul etmediğini, önce T. ve S. astsubayın geldiğini, Kemah’daki patlamadan önce bilgilerin geldiğini, bunları … aracılığı ile istihbarat görevlilerine bildirilmesini söylediğini, 2009 yılında B.B. ile tanıştığını ve B.B.’un konuşmalarına şahit olduğunu, kendisine Erzincan’daki tüm cemaatcilerin isimlerini sunmasını istediklerini ve kendisinin kabul etmediğini belirttiği ve B.B. ile samimi olmaya başladığını, çalıştığı ekip hakkında bilgi verdiğini ve B.B.’un Erzurum’a kendisini götürdüğünü, burada O.Ş.’a bilgi verdiğini belirtmesi karşılığında ve özellikle İ.K., O.D. ve E.A.’ın diğer kamu görevlileri tarafından bilinmesinin söz konusu olamayacağı, sanığın tamamen kendi insiyatifi ile bu kişilerin isimlerini verdiği ve bu şekilde Ergenekon yapılandırmasına dahil ederek mağduriyetine sebebiyet verdiği, kamuoyunda rencide ettiği, bu hareketi ile de … örgütü aleyhine delil toplandığı imajı yaratılmaya çalışıldığı ve bu hususun da iddianamede yer alarak zemin oluşturduğu, bu şekilde örgüt adına yalan tanıklık suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 3713 sayılı Kanun’un 7/1 ve TCK’nın 220/6 ncı maddesi delaleti ile TCK’nın 314/2 nci maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidildiği, sanığın fiilden sonra ve yargılama sırasındaki davranışları dikkate alınarak sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi uygulanmadığı, yine sanığın Erzurum C.Başsavcılığına verdiği ifade doğrultusunda müştekiler İ.K., O.D. ve E.B. hakkında yalan beyanda bulunarak bu kişilerin 3 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir soruşturma ve kovuşturma kapsamında gerçeğe aykırı olarak yalan tanıklık yapmak suçunu işlediği anlaşılmakla TCK’nın 272/3 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilerek suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş şekli, yer ve zaman ile sanığın kastının yoğunluğu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşıldığı, sanığın fiilden sonra ve yargılama sırasındaki davranışları dikkate alınarak sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi uygulanmadığı,
Açıklanan nedenlerle, sanıklar … ve … hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine dair verilen kararın düzeltilmesi, mahkeme aksi kanaatte ise işbu temyiz itirazlarının işleme konulması talebinden ibarettir.
Katılan …’in temyiz istemi, sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan verilen ayrı ayrı beraat kararlarının eksik incelemeye dayalı olup hukuka aykırılık teşkil ettiğinden kararların bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir.
Sanık … müdafisinin temyiz istemi, sanık …’un silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan beraatine dair karara itirazının olmadığı, ancak sanığın bu suçtan beraat ettiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden hükmün düzeltilerek onanmasını talep ettiği,
Sanığın yalan tanıklıktan cezalandırılmasına dair verilen karar yönünden ise, mahkemece bozma ilamına uyularak sanığın gizli tanık ifade aslının temin edildiği, ancak sanığın duruşmada ifadesine ekleme yapıldığını, kendisinin 3 sayfalık bir ifadesinin olduğunu 4 sayfa ifade vermediğini beyan ettiğini, ifadenin akışı incelendiğinde de 3 üncü sayfada 2 nci paragraftan sonra alakasız hususların yazıldığı, son paragrafta sayfanın başındaki anlatımın devam ettirildiği, bu kapsamda sanığın ifadesinin arasına eklemeler yapılıp imzalatıldığının anlaşılmakta olduğunun, 2009 yılında dönemin Erzurum özel yetkili savcılığı tarafından yürütülen “Ergenekon Erzincan Soruşturması” adlı soruşturma kapsamında hazırlanan davaya, usuli süreç ve işlemlerin ardından Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, yargılama sonunda atılı suçların oluşmadığından bahisle tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildiği ve gizli tanıklar hakkında sadece koruma kararlarının kaldırılmasına karar verildiği, sanık …’un bu dosyada tanık olarak dinlenilmediği, ancak bu karar akabinde …’in gizli tanıklar B.B. ve … hakkında şikayeti ve yine İ.K.’in ise gizli tanık … hakkında şikayeti üzerine Erzincan C. Başsavcılığınca ayrı ayrı soruşturma başlatılıp ve dosyalar 2015/8322 Srş üzerinden birleştirilerek bu dosya üzerinden yürütülen soruşturma akabinde Erzincan Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığı, sanığın Erzurum’da verdiği ifadesinde adı geçen mağdurlar sadece İ.K., O.D. ve E.A. olup bu kişiler hakkında hiçbir adli işlem yapılmadığı, dosyadaki diğer mağdurlar ile sanığın bir ilgisi veya haklarında beyanı olmadığı halde bu kişilerin dosyaları da alakasız şekilde birleştirilip tek bir davada görüldüğü, dava sonunda sanık …’un kime karşı yalan tanıklıktan olduğu dahi somut olarak ortaya konulmadan cezalandırıldığı ve alakası olmayan kişiler lehine vekalet ücretine hükmedildiği, sanığın Erzurum İlinde dönemin özel yetkili savcısı O.Ş.’a verdiği 17.12.2009 tarihli ifadesi, yalan tanıklık suçundan cezalandırılmasına dayanak yapıldığı, sanığın kısmen reddettiği ifadesi ile hiç bir kimse (ifadesinde ismi geçen E., O. ve İ. ) hakkında savcılık soruşturması açılmadığı, zira sanığa atfedilen ifadelerde ilgili dosyanın sanıkları hakkında isnat da bulunmadığı, yine ayrıca İ.K. hakkında TRT tarafından soruşturma başlatılmış ancak işlem yapılmamış olduğu, kaldı ki bu idari soruşturma sanığın ifadesine istinaden olmayıp, diğer sanık B.B. ( gizli tanık ve dönemin İliç savcısı) un beyanlarına dayanılarak Zaman gazetesinde çıkan habere istinaden başlatıldığı, dolayısıyla bu idari soruşturma ile de sanığın alakasının olmadığı, bu kapsamda yasada öngörülen şekilde unsurları itibariyle oluşmuş bir yalan tanıklık suçu bulunmayıp sanığın beraati gerekirken, İlk Derece Mahkemece mahkumiyetine karar verilmesinin hukuki ve fiili dayanaktan tamamen yoksun olduğu, diğer katılanların sanıkla bir ilgisi bulunmadığından sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, atılı suç nedeniyle esasında hiçbir sonuç ve mağduriyet doğmamış olmasına rağmen ve mahkemede tüm bu hususları kabul etmesine rağmen sanığı yalan tanıklık suçundan cezalandırırken şartları oluşmamasına rağmen alt sınırdan oldukça uzaklaştığı ve bunun somut gerekçelerinin hukuka ve fiili duruma uygun olarak açıklanması gerekmesine rağmen mahkeme bu hususta tatmin edici bir gerekçe de sunamadığı, sanığın süreçteki rolünü tüm samimiyeti ile mahkemede anlatmasına, kendisini ifadeye götüren kişinin diğer sanık olan dönemin Erzincan … İlçesi savcısı B.B. olduğunu ve ne şekilde götürülüp ne şekilde ifadesi alındığını izah etmesine rağmen yani etkin pişmanlık gösterip mahkemeye delillerin ve maddi gerçeğin ortaya çıkması için yardımcı olmasına ve de tüm duruşmalarda tamamen saygılı tutum ve davranışlar içinde olmasına rağmen hakkında teşdit uygulanması hukuki dayanaktan yoksun olup hükmün bu yönüyle bozulmasını gerektiği, yine taktiri indirim uygulanmaması nedeniyle kararın bozulmasının talep edildiği, birleşen dosya katılanları E.S., …, …, R.G. ve Y. B. ile sanığa isnat edilen eylemler arasında hiç bir bağlantı bulunmadığı gözetilmeksizin bu kişiler lehine sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi de hukuki dayanaktan açıkça yoksun olup bu yönüyle de hükmün bozulmasının talep edildiği, hukuka ve dosya kapsamına aykırı ilk derece mahkemesi kararının (yalan tanıklık suçundan verilen mahkumiyet hükmü ve hatalı vekalet ücretleri yönünden) temyizen sanık lehine bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir.
III. GEREKÇE
A. Sanık … hakkında yalan tanıklık suçundan kurulan hüküm yönünden
Sanığa yüklenen suç (5237 sayılı Kanun’un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrası) için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, zamanaşımını düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihi olan 17.12.2009 tarihi ile inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … müdafisinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hüküm ile ilgili olarak temyizin kapsamına göre vekalet ücreti talebiyle sınırlı temyiz istemi yönünden
Sanığın yalan tanıklık suçundan mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesince verilen hükmün, temyizen dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş olmakla, birlikte yargılandığı beraatle sonuçlanan iş bu suç yönünden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

IV. KARAR
A. Sanık … hakkında yalan tanıklık suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2021/270 Esas, 2022/338 sayılı Kararına yönelik sanık müdafisinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanık … müdafisinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hüküm ile ilgili olarak temyizin kapsamına göre vekalet ücreti talebiyle sınırlı temyiz istemi yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2021/270 Esas, 2022/338 sayılı Kararına yönelik sanık müdafisinin temyiz isteği yerinde görülmediğinden vekalet ücretine yönelik temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.