Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39324 E. 2023/238 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39324
KARAR NO : 2023/238
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1561 E. 2021/1173 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.09.2019 Tarihli 2019/82 Esas ve 2019/334 sayılı kararı

Sanık hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.07.2021 tarihli ve 2019/1561 Esas, 2021/1173 sayılı kararı

Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; Tanık H. A.’nın ilk derece yargılamasındaki beyanlarının “sanık … benim uzaktan akrabamdır, kendisi ile aramda bir husumet yoktur. İhbar tutanağında söylediklerim kısmen doğrudur sadece ben 2 Milyon TL Bank …’ya para yatırmış diye birşey söylemedim. Ben sanığın dükkanına 15 Temmuz darbe girişimi öncesi bir tarihte araba parçası almak için gitmiştim, kendisi ve yanında olan bir arkadaşı …’e övgü dolu sözler söylüyorlardı, hatta sanık …’i kastederek “ben sevdiğim kişiye hiçbir şekilde kimseye laf söylettirmem, laf söyleyenin en sevdiğine de ben laf söylerim” şeklinde konuşuyordu. Ben sanığın … cemaatine bağlı olduğunu biliyordum çünkü çocukları cemaate ait kolejlerde okuyordu. Ancak sanık benim cemaate karşı olduğumu bildiği için benimle bu cemaatle ilgili konuşmuyordu. Bu nedenle bu örgüt içerisindeki konumunu bilmem. Ben sanığı FETÖ silahlı terör örgütünü desteklediği için ve onların yanında olduğu için ihbar ettim. Diyeceklerim bundan ibarettir.” şeklinde olması; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin ve yöneticilerinin 2013 yılı Aralık ayında Bank …’da hesap açılması ve para yatırılması yönündeki talimatı üzerine sanığın ilgili bankadaki hesabında 2013 yılı Aralık ayında para bulunmazken, yapılan çağrıya uyarak mali destekte bulunmak amacıyla 24.12.2014 tarihinde hesap bakiyesini 8.652,66 TL’ye çıkardığının tespit edildiği, sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında “okulun düzenlediği toplantılara ve dini sohbetlere katıldığını, kurban parası adı altında istenilen parayı verdiğini, örgüt üyesi olmadığı için etkin pişmanlıktan faydalanmak istemediğini” şeklindeki beyanı nazara alınarak sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Sanığın … Sanayisi’nde tornacı olarak çalıştığı, mahkememizdeki savunmasında; bir çocuğu olduğunu, çocuğunu ana okulundan lise eğitiminin sonuna kadar Samanyolu’nda paralı okuttuğunu, iyi eğitim verildiğinden dolayı bu okula

gönderdiğini, Bank …’da hesabının olduğunu, çocuğu okula başladığı zaman Bank …’daki hesabı açtırdığını, ayrıca kredi kartını da kullandığını, 2014 yılındaki hesap artışın nedenini hatırlamadığını, birinin talimatı ile yatırmadığını beyan ettiği, sanığın atılı suçu işlediğinin kabul edilebilmesi için sürekli, çeşitli ve yoğunluk arz eden eylemlerinin bulunması gerektiği, sanığın suçun unsurlarının sübutuna elverişli eylemleri gerçekleştirdiği yönünde tam bir vicdani kanaatle mahkumiyetine yeterli ve nitelikli delil bulunmadığı, keza bahsi geçen terör örgütünün üyeliğine ilişkin nitelikli delillerden biri olan ByLock vb. isimli kapalı devre haberleşme sisteminin sanık tarafından kullanılmadığının anlaşıldığı, 15.01.2014 tarihinde ulusal medyada yayınlanan …’e ait 25.12.2013 tarihli bir telefon konuşmasında, … isimli kişiyle konuşan kişinin bankanın likidite durumuna ilişkin bilgi vererek örgüt içerisindeki kişilerle bu kişilerin çevrelerinin bankaya yönlendirilmesi hususunda …’den onay aldığı ve akabinde bahse konu görüşmenin medyaya …’den “Bank …’ya para yatırın” talimatı olarak yansıtılması üzerine örgüt üyelerinin Bank … hesaplarında para artışı yaptıkları farklı soruşturma dosyalarından anlaşıldığı,

Sanığın hesap hareketleri incelendiğinde örgüt liderinin talimatından sonra hesaplarında artış olmadığı, yeni hesap açma eyleminin bulunmadığı, sanığın süregelen bir hesap kullanıcısı olduğu, MASAK raporunda detaylı olarak belirtildiği üzere sanığın hesabına Mayıs 2014’te 7.400,00 TL nakit girişi olduğu, ayrıca “takastan gelen çek” açıklamalı para girişi de olduğu, ancak bu miktarların 2 ay sonra çekildiği, diğer bankalarda da aktif hesaplarının olduğu, hesabın aktif bir ticari hesap olduğunun anlaşıldığı, sanığın müsnet suçtan ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden ve şüphenin sanık lehine düşünülmesi gerektiğinden sanığın 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e madde ve fıkrası gereğince beraatine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak sanığın beraatine dair hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillerin, hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt

üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:

Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın savunmasının aksine örgüt üyeliğine yahut yardım eden sıfatına delalet edecek delil bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı eleştiri konusu dışında mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.07.2021 tarihli ve 2019/1561 Esas, 2021/1173 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.