Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39363 E. 2023/206 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39363
KARAR NO : 2023/206
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/520 E., 2021/867 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve
isteyerek yardım etme
niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır.
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiş,

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2018 tarihli ve 2018/61 Esas, 2018/334 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220 inci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle, 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanunun 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 03.12.2020 tarihli ve 2018/3698 Esas, 2020/1292 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280 inci maddesinin biricni fıkrasının (e) bendi, 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a-e) bendleri uyarınca bozulmasına karar vermiştir.
3. Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2020/281 Esas, 2021/112 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.05.2021 tarihli ve 2021/520 Esas, 2021/867 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve İlk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finans kaynaklarından olan Bank … adlı bankada hesaplarının bulunduğu, örgüt yöneticileri tarafından yapılan çağrıdan sonra, mali destekte bulunmak amacıyla 2013 yılı Aralık ayında 20.169,33 olan hesap bakiyesini, 2014 yılı Ocak ayında 30.002,96 TL’ye yükselttiğinin, ikinci çağrıdan sonra ise 2014 yılı Aralık ayında 33.145,68 TL’ye yükselttiğinin, ilgili bankaya TMSF tarafından el konulmasında bir süre sonra 2015 yılı Aralık ayında ise hesap bakiyesini 658,62 TL’ye düşürdüğünün tespit edildiği, ilerleyen tarihlerde de ilgili bankada mevduat işlemleri yapmış olsada, çağrı tarihlerinden sonra para artışı eylemlerinin örgüte maddi destek sağlama kastıyla yapıldığının anlaşıldığı, Ankara Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü ile yapılan yazışma sonucu gönderilen cevabi yazısında “…?” isimli kuruluşun dernek gelirleri belgeleri listesi incelenmiş, 08.07.2017 tarihli tutanağa göre sanık …’un kendisi, eşi ve çocuğu adına 2014/2015 tarihli yardım makbuzlarının bulunduğunun tespit edildiği, sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olması nedeniyle KHK ile kapatılan … Eğitim Sen sendikasına 07.09.2012 – 23.07.2016 tarihleri arasında üye olduğunun tespit edildiği, sanığın tespit edilen eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince “sanığın her ne kadar FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu iddia olunan ve bu örgütün finans kurumu olduğu belirtilen Bank … isimli finans kuruluşunda örgütsel talimat ile hesap açtırıp para yatırdığı iddia edilse de; örgütsel talimata göre hareket eden faillerin genel olarak 2013 yılı Aralık ve 2014 yılı Ocak ayı döneminde hesap açıp bu hesaba para yatırdıklarının bilindiği, ancak yukarıda da izah edildiği şekilde sanığın bu yöndeki işleminin iddia ile benzer eylemi yapan şahısların fiil tarihi ile tam olarak uyuşmadığı, sanığın tam aksine örgütsel talimat tarihinden çok daha önce bu banka nezdinde hesabının olduğu ve hesap bakiyesinden rutin dışında bir artışın gerçekleşmediği; yine sanığın bu banka nezdinde bulunan hesabındaki parayı TMSF tarafından banka yönetimine müdahil olunduktan sonra çekmediği, hesap bakiyesinde bu tarihten sonra da artış ve azalışların olduğu, örgütsel talimat ile hareket eden faillerin ağırlıklı olarak 2015 yılı Mayıs-Haziran döneminde banka nezdindeki paralarını çektikleri; sanığın gerek para yatırma tarihinin gerekse de hesabındaki parayı çekme tarihinin örgütsel talimat tarihleri ile uyuşmadığı; bu anlamda sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kurucu ve yöneticisi olan …’in iletmiş olduğu örgütsel talimata uyduğu yönünde yeterli kanaatin oluşmadığı; yine sanığın her ne kadar FETÖ/PDY ile bağlantılı olan sendikaya üye olduğu ve bağlantılı derneğe bağışta bulunduğu görülse de bu eylemlerini destekler yönde başkaca bir faaliyette bulunmadığı; bu itibarla sanığın üzerine atılı bulunan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede kanaatin oluşmaması sebebiyle beraatine” karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden İlk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına iseörgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, … Eğitim Sendikasına üye olan sanığın, … Katılım Bankası A.Ş nezdinde 20.10.2009 tarihinde açtığı hesaptaki mutad bankacılık işlemleri dışında örgüte yardım kastıyla hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olmasına nazaran, müsnet suçun sanık tarafından işlendiğinin ispat edilemediğinin ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.05.2021 tarihli ve 2021/520 Esas, 2021/867 sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 21 . Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.