Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39428 E. 2023/623 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39428
KARAR NO : 2023/623
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/110 E., 2021/2023 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2020/12 Esas, 2020/248 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada; yüklenen suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2021/110 Esas, 2021/2023 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun, sanığın beraatine karar verilmesine ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 232/2-c maddesi hükmüne nazaran; suç tarihi ve yerine dair bilgilerin karar başlığından mahallinde çıkartılması mümkün görülerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın Bank Asyada hesabının bulunduğu, hesabı 19.02.1999 tarihinde açtırdığı, 03.02.2014 tarihine kadar hesabında hareket görülmediği, terör örgütü lideri …’in 15.01.2014 tarihinden sonra kamu oyu ile paylaşılmaya başlanan “Bank Asyaya para yatırın” çağrısı ile uyumlu bir şekilde 03.02.2014 tarihinde ise 45.265,00-TL tutarında bir para yatırıldığı, bu paranın 11.04.2014 tarihine kadar parça parça olarak çekildiğinin tespit edildiği, FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen kişiler ile örgütün Zonguldak emniyet mahrem imamı olan A.K., örgütün Zonguldak akademisyenler imamları olan M.K. ve H.A. örgütün Zonguldak mütevelli heyeti üyesi olan H.T ve örgütün Zonguldak asker mahrem imamı olan M.B isimli kişilerle çeşitli tarihlerde çok sayıda irtibat kaydının bulunduğu, sanığın FETÖ/PDY terör örgütüyle organik bağ kurduğu, bu organik bağ içinde süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren eylemlerinin bulunduğu, sanığın müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olması nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken beraatine karar verildiği, vaki kararıda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 06.12.2021 … ve 2021/110 Esas ve 2021/2023 sayılı Kararı ile esastan reddine karar verildiği, sanık hakkında kurulan hükmün usul ve esas yönünden Kanun’a aykırı bulunduğu, kararın sanık aleyhine bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık R.Ç üzerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasına ilişkin, aleyhine herhangi bir tanık beyanının bulunmaması, Bank Asyada bulunan hesabına ilişkin artışlar noktasında samimi beyanlarda bulunması ve yatırılan paranın kısa bir süre sonra çekilmiş olması, HTS kayıtlarına ilişkin görüştüğü iddia edilen kişilerle olan görüşmelerin hayatın olağan akışına uygun olması ve bu kişilerin de yargılandıkları dosyalarda etkin pişmanlık kapsamında vs. sanığın aleyhine herhangi bir beyanlarının olmaması, sanıktan ele geçen dijital materyaller üzerinde yapılan incelemede herhangi bir suç unsuruna rastlanılmamış olması, sanığın örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock kaydının olmaması, sanığın örgüte ait derneklere herhangi bir yardımının olmaması, sanığın isminin de geçtiği soyut ihbar mektubunda sanığa izafe edilen somut bir isnatta dahi bulunulmamış olması, sanık hakkında yapılan idari soruşturma kapsamında beyanlarına başvurulan tanıkların sanık hakkında aleyhe bir beyanda bulunmamış olmaları ve beyanlarıyla sanığın savunmalarını desteklemiş olmaları, sanığın örgütle organik bağ kurduğuna ve bu bağı gösteren süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerinin tespit edilememiş olması, sanığın örgüt ile herhangi bir somut irtibatının tespit edilememiş olması hususları beraber gözetilerek, her ne kadar sanık hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/2.e maddesi gereğince sanığın müsnet suçtan beraatine dair hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın Banka Asyada bulunan hesabına ilişkin artışlar noktasında samimi beyanlarda bulunması, savunmasının gelen kayıtlar ile de desteklenmesi, yatırılan paranın kısa bir süre sonra çekilmiş olması nedeniyle söz konusu örgüte aidiyet, dayanışma ve finansal katkı sağlama düşüncesiyle adına hesap açtırdığına ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ele başı …’in talimatı doğrultusunda Bank Asyaya para yatırdığına dair kesin ve inandırıcı delilin bulunmaması, HTS kayıtlarına ilişkin görüşmelerin örgütsel saikle yapıldığına dair herhangi bir tespitin yapılmaması, ele geçen dijital materyallerde suç unsuruna rastlanılmamış olması, sanığın örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock kaydının olmaması, sanığın isminin de geçtiği soyut ihbar mektubunda sanığa izafe edilen somut bir isnatta bulunulmamış olması ve sanığın samimi ve istikrarlı savunmaları karşısında örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin deliller bulunmaması nedeniyle, müsnet suçu işlediği sabit olmayan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2021/110 Esas, 2021/2023 sayılı Kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karabük Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.