Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39452 E. 2023/382 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39452
KARAR NO : 2023/382
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/245 E., 2022/249 K.
SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun reddi ile hükmün onanması

Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kars Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2016/7 Esas, 2016/17 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Kars Ağır Ceza Mahkemesi kararının O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26.04.2022 tarihli ve 2021/4606 Esas, 2022/2378 sayılı Kararı ile özetle; sanığın olay tarihinde yapılan nevruz kutlamalarında dosya arasında yer alan görüntü çözüm tutanağı ve uzmanlık raporundan da anlaşılacağı üzere kimliği tespit edilemeyen şahısların omuzlarına çıkarak elinde PKK terör örgütü lideri …’ın resmini açtığının tespiti karşısında sanık hakkında TCK’nın 215. maddesinde tanımlanan suçu ve suçluyu övme suçunun unsurları ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdiri yerine, yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, nedeniyle bozulmasına, karar verilmiştir.
3. Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu, 13.09.2022 tarihli ve 2022/245 Esas, 2022/249 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
4. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; Sanık …’ın olay tarihinde nevruz kutlamalarında kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahsın omzuna çıkarak PKK terör örgütü ele başı …’ın resmini açtığına, buna ilişkin tespitin dosya arasında mevcut uzmanlık raporları, kamera kayıtları ve çözüm tutanakları ile kesin olarak yapıldığına, yine olaydan sonra kollukça tanzim edilen tutanaklara göre sanığın eylemini gerçekleştirdiği sırada Kars il merkezinde gerçekleştirilen nevruz etkinliği sırasında birden fazla kişi tarafından terör örgütü PKK ve mensuplarını övücü pankartlar ile sloganların atıldığına, bu şekilde sanığın eylemi ile çok merkezi bir konumda bulunan ve binlerce kişinin de bulunduğu kamuya açık alanda kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmasına sebep olacak şekilde PKK terör örgütü ele başının resmini açarak üzerine atılı bulunan suçu işlediği anlaşılmasına karşın sanık hakkında mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay tarihi olan 20.03.2015 günü saat 10,00 sıralarında Kars … Cumhuriyet Meydanında … Halkların Demokratik Partisi il Başkanlığı tarafından Nevruz etkinliği düzenlendiği, etkinliğe yaklaşık 1200 kişinin katıldığı, Nevruz Etkinliği nedeniyle kurulan platform üzerine “…, …, …, …” yazılı ve resimlerin olduğu pankart, Bölücü terör Örgütü Elebaşı … ve terörist grubun resmi bulunan pankart, “MLKP yazılı üzerinde bir erkek bir bayan şahsın fotoğrafı bulunan pankart, üzerinde YPJ ibaresi ve bayan resmi bulunan … yazılı pankart, “… (… kadınlarının direnişini savunalım, yaşamı özgürleştirelim), “… ve …’de yükselen direniş ateşi ortadoğuyu özgürleştiriyor”, “…” (Artık yeter önder apoya özgürlük” Nevruz kutlu olsun”, “Özgür kadın demokratik ulusun güvencesidir KJA” yazılı pankartların asıldığı, grup içerisinde bulunan bazı şahıslar tarafından “Devrimci Yurtsever ölçülü köyü kürdistan nevruzu” yazılı döviz, PKK/KCK terör örgütü elebaşı …’ın posteri ve sözde PKK bayrağı açıldığı, “Biji Serok Apo”, Biji Bexwedana Kobane”, Biji Berx Wedana YPG”, “Selam Selam İmralı’ya Bin Selam”, Nevroz Piroz Be”, Be Serok Jiyan Nabe”, Berxwedana jiyane” şeklinde yasa dışı sloganlar atıldığı, olay tutanakları ve görüntü çözüm ve tespit tutanaklarına göre, sanık …’ın katıldığı bu toplantıda, grupla birlikte hareket ettiği, etkinlik sırasında PKK/KCK terör örgütü destekçisi olduğunu belli edecek şekilde üzerinde sarı kırmızı yeşil renklerin bulunduğu mont giyerek, kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahısların omuzuna çıkarak PKK/KCK terör örgütünün lideri olan …’ın fotoğrafını açtığının tespit edildiği; mahkememizce yapılan yargılama sonucu dosya kapsamından sanığın iddianame konusu sarı kırmızı yeşil renklerin bulunduğu mont giyerek, kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahısların omuzuna çıkarak PKK/KCK terör örgütünün lideri olan …’ın fotoğrafını açtığı sabit olmasına rağmen, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 09.02.2016 tarih, 2015/7466 E. 2016/1025 K. Sayılı ilamı ve 23.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 13. maddesi ile 3713 sayılı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkrasına 4. cümle olarak; “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” şeklindeki düzenleme kapsamında olay tarihi ve yeri, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, toplantının olaysız dağılmış olması da gözetildiğinde ve sanığın attığı sloganların içeriği incelendiğinde, sloganların sempati ve sevgi gösterisi seviyesinde kalarak PKK/KCK terör örgütü mensuplarının cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterme veya övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme amacını taşıyan içerik bulundurmadığı, sloganların eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklaması kapsamında kaldığı, bu kapsamda müsnet terör örgütü propagandası yapmak suçunun unsurlarını oluşturmaya yeterli olmadığı değerlendirilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9-69-99 sayılı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.06.2002 tarih 5079-6668 sayılı kararlarında da işaret olunduğu üzere TCK’nın 215. maddesinde düzenlenen “kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde suçu ve suçluyu övme” suçunun oluşacağı, sanığın katıldığı gösteri yürüyüşünde sarı kırmızı yeşil renklerin bulunduğu mont giyerek, kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahısların omuzuna çıkarak PKK/KCK terör örgütünün lideri olan …’ın fotoğrafını açması sonrasında, yürüyüş bitiminde kalabalığın olaysız bir şeklinde dağıldığı dolayısıyla açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmakla; sanığın eyleminin TCK’nın 215. maddesinde yazılı “suç ve suçluyu övme” suçunu da oluşturmadığı hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.
IV. GEREKÇE
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;
İfade özgürlüğü T.C. Anayasası’nın 26 ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşme’nin 10. maddesi ile teminat altına alınmıştır.
İfade özgürlüğünün kullanımına meşru bir müdahale için;
1-Müdahalenin yasalarda öngörülmüş olması,
2-Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması, ahlakın, başkalarının şöhret ya da haklarının korunması, gizli tutulması kaydıyla alınmış bilgilerin açıklanmalarının engellenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanmasına ilişkin değerlerden bir veya bir kaçını korumaya yönelik olmalıdır.
3-Müdahale demokratik bir toplumda gerekli bulunmalıdır.
İfade özgürlüğü terörle mücadele kapsamında en çok müdahale ve sınırlamaya maruz kalan temel haklardandır. Nitekim 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesindeki propaganda yasağı bu duruma örnek teşkil etmekle birlikte kanun koyucu maddede zaman zaman yaptığı değişikliklerle özgürlüğü genişletmiştir. Bu amaçla 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için; örgütün “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde” yapılması zorunlu kılınarak, sınırlamanın AİHS’ne uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Ancak, aynı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkranın b bendinde ise; toplantı ve gösteri yürüyüşünde gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1-Örgüte ait resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2-Slogan atılması,
3-Ses cihazları ile yayın yapılması,
4-Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi, şeklindeki fiil ve davranışlar propaganda suçundan cezalandırılacaktır. Bu düzenleme ile kanun koyucu herhangi bir unsurun varlığına bağlı olmaksızın bu suçun oluşacağını kabul edilmek suretiyle ifade özgürlüğü parametrelerini dışlayan tipe uygun eylem tanımlaması yapılmıştır.
T.C. Anayasası’nın 90/son maddesine göre “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”
Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10. maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirmektedir(Zana v. Türkiye). Devletlerin terör ile mücadelesinin zorluklarına vurgu yaparak, müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hedeflenen meşru amaca uygun olup olmadığını, devlet yetkililerince ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır (Yılmaz ve Kılıç/ Türkiye davası).
Terör ile mücadele kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte terör ile mücadelede bir hukuk rejimidir. Uluslarası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin ihmal edilebileceği bir alan değildir.
Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.
İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde sanığın Kars ilinde düzenlenen Nevruz etkinliğine katılanlar arasında yer aldığı, grup içerisinde bulunan kimliği tespit edilemeyen şahısların omuzlarına çıkarak PKK/KCK terör örgütü liderinin fotoğrafını açtığı, söz konusu eylemin ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki potansiyel etkisinin sınırlı olduğu, ciddi bir tehlike yaratmadığı, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı anlaşılması karşısında; yapılan yargılama sonunda yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olmasına ilişkin gerekçelerin karar yerinde gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 13.09.2022 tarihli ve 2022/245 Esas, 2022/249 sayılı Kararında o yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.