YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39521
KARAR NO : 2023/781
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/654 E., 2021/1225 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/507 Esas, 2020/234 sayılı Kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 62 nci, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları ile 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2020/654 Esas, 2021/1225 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname eklenerek dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın örgütle ilgili tüm bildiklerini samimi bir şekilde anlatmasına rağmen mahkemenin etkin pişmanlık oranını en üst hadden uygulamamasına ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğine, temel ceza belirlenirken teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılmasının yasa ve hakkaniyete aykırı olduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince, sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişim amaçlı kullandıkları ByLock programını 0553 (…) (..) (..) nolu GSM hattı üzerinden indirip kullandığı, ByLock aboneliği ID numarasının “…”, kullanıcı adını “…” olarak oluşturduğu, şifresinin “….” olduğu, adı “…” olduğu, bu profile ByLock programı kullanıcılarına eklendiği gibi kendi profiline de başka kullanıcıları eklediği, bağlı kişi ve mail listesini oluşturduğu, ByLock programını mesajlaşarak, mailleşerek ve arama yaparak kullandığı, söz konusu hattın takılı olduğu cihaz üzerinden ByLock programına ait IP numarasına çok sayıda erişim yaptığının internet trafik kayıtlarından tespit edildiği,
Sanık hakkında A.Y.’nin ifade ve teşhisine ilişkin tutanaklarda özetle; sanığı … kod adıyla tanıdığını, kendisini arayarak buluşmak istediğini, buluştuklarında kendisini alarak FETÖ/PDY evine götürdüğünü, bu evin ihtiyaçlarını zaman zaman gelerek karşıladığını, askeri okul sınavlarına burada hazırlandıklarını, sınavı kazandıktan sonra Balıkesir’de eğitime başladığını, sanığın da Ankara’dan Balıkesir’e gelerek kendisiyle görüştüğünü, mahrem abiliğini yaptığını beyan ve teşhis ettiği, aynı konu kapsamında ifadesi alınan H.İ..D.’da beyan ve teşhisine ilişkin tutanaklarda özetle; sanığı … kod adıyla tanıdığını, askeri okullarda eğitim aldığı dönemde ona bağlı olduğunu, abiliğini yaptığını beyan ve teşhis ettiği, sanığın da savunmalarında bu beyanları doğruladığı,
Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınan C.D. beyan ve teşhisinde özetle; 2014 yılında şüphelinin Ankara büyük bölge eğitim sorumlusu olduğunu, ayrıca Balıkesir’de bir askeri öğrenci ile ilgilendiğini beyan ve teşhis ettiği, yine, A.D. alınan beyan ve teşhisinde sanığı Yavuz kod adıyla tanıdığını, FETÖ evinde tanıştıklarını ve kendisiyle onun ilgilendiğini beyan ve teşhis ettiği, sanığın da savunmalarında bu beyanları doğruladığı,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında ifadesi alınan U.S.’nin de, şüpheliyi FETÖ abisi ve üyesi olarak teşhis ettiği,
Sanığın savunmasında etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini beyan ederek etkin pişmanlık kapsamında örgütle ve örgüt içerisinde yer aldığını bildiği ve tanıdığı kişiler ile ilgili beyan ve teşhiste bulunduğu,
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock ile birlikte savunmasında belirttiği üzere tango ve kakao talk isimli programları kullandığı, buna dair ByLock değerlendirme ve tespit tutanağı bulunması, yine tanık anlatımlarında da sanığın “yavuz” kod adıyla tanındığını, öğrencileri askeri okul sınavlarına hazırladığı, askeri öğrencilerin mahrem abiliğini yaptığı ve Ankara büyük bölge talebe mesullüğünü yaptığına ilişkin C.D., A.D., H.İ.D., U.S. ve A.Y.’nin ayrıntılı beyanları ve bu beyanları teyit eden sanığın ikrarını içeren savunmaları da dikkate alındığında; sanığın silahlı terör örgütünün nihai amacından haberdar olduğu, kuruluş amaçlarını, faaliyetlerini benimsediği ve iradi olarak örgüt hiyerarşisi içerisine girdiği, bu şekilde örgütün yapısına dahil olduğu, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılarak sürekli, çeşitli ve yoğunluk oluşturan eylemleri bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanığın eğitim düzeyi ve konumları itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve atılı suçu işlediğinin sanığın samimi ikrarını içeren savunmaları, ByLock değerlendirme tespit tutanağı içeriği ile HTS analiz raporu, beyan ve teşhis tutanakları ile bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre sabit görülerek, suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın amaç ve saikleri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, örgüt içerisindeki görevleri ve çeşitliliği ile askeri mahrem hizmetlerdeki eylemlerinin niteliği ve örgütte kaldığı sürenin uzunluğu da dikkate alındığında, tercihen alt sınırdan ayrılmak suretiyle, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince cezalandırılmasına, ancak, sanık hakkında başlatılan soruşturma kapsamında yakalandıktan sonra yargılama sırasında karar verilmeden önce sanığın etkin pişmanlık göstererek yargılama sırasında örgüt ile ilgili bildiklerini belli ölçülerde somut olgusal ve kişisel eylemlerle destekleyerek anlattığı anlaşılmakla olayın oluş şekli ve sanığın verdiği bilgilerin niteliği ile bu bilgilerin örgüt içerisinde kaldığı süreyle ve aldığı vazifeler uyumu, bu yapı içerisinde aldığı görevler ve teşhis içeriğindeki kişilerin örgüt içerisindeki konumları, faaliyetleri ile eylemsel yer, zaman ve dönemleri ve sanığın kişilik özellikleri, 15 Temmuz 2016 öncesi ve sonrasındaki tutum davranış ve eylemleri de dikkate alınarak, sanığa verilen cezadan 5237 sayılı TCK’nın 221/4 üncü maddesinin son cümlesi gereğince mahkemece takdiren ve tercihen 2/3 oranında indirim yapılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
3. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 217001 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan ve örgütün askeri mahrem yapılanması içerisinde yer alan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
a) Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurunun ağırlığı bağlamında, sanığın örgüt içindeki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği ile faaliyet alanı gözetilerek, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi,
b) Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve TCK’nın 221/4-2 nci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun olarak, örgütün yapısı, faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili faydalı bilgiler verdiğinin anlaşılması karşısında, belirlenen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören TCK’nın 221/4-2 nci cümle maddesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun üst hadde yakın adil oranda bir indirim yapılması gerekirken, dosya kapsamı ile uyuşmayan ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2020/654 Esas, 2021/1225 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.
Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.