Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39540 E. 2023/192 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39540
KARAR NO : 2023/192
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1078 E., 2021/1110 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/14 Esas, 2020/31 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2020/1078 Esas, 2021/1110 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları, sanığın 2010-2011 yıllarında sohbet toplantılarına katıldığına, Bank Asyaya örgüt liderinin talimatı ile para yatırdığına, hesabından … Medyaya ve üyesi olduğu …’a birden fazla ödeme yapıldığına, örgütle irtibatlı olduğundan kapatılan …’a 30.01.2013 tarihinde üye olduğuna ve kapatılana kadar üye kalmaya devam ettiğine, örgütle bağlantılı olduğu bilinen sosyal medya sayfalarını beğendiğine ve takip ettiğine, örgüt üyeliğinden hakkında işlem yapılan 103 kişiyle irtibatının bulunduğunun HTS kayıtları ile tespit edildiğine, bu nedenlerle sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında “23.07.2016 tarihinde yapılan ihbarda sanığın da adının yer aldığı, ihbarın H.S. tarafından yapıldığı, H.S. hakkında aynı suçtan açılmış soruşturma dosyasının bulunduğu, Isparta TEM Şube Müdürlüğünce 01.08.2018 tarihinde şüpheli sıfatı ile ifadesi alınan H.S.’nin ifadesinde sanık ile ilgili olarak; “Sohbet hocasının R.A. olduğunu, örgüt tarafından düzenlenen sohbet grubunda …’ın da bulunduğunu” beyan ettiği, Mahkememizce ihbarcı H.S.’nin tanık olarak dinlenmesine karar verildiği, tanığın Mahkememiz huzurunda alınan ifadesinde ise; “Hatırladığım kadarıyla 2010 yılında veya o civarda … … sohbet gurubundaydı, ben BİMER’e yaptığım ihbarda sohbet gurubunda bulunan isimlerini belirtmiştim, biz o sohbet gurubunda alt grup gibiydik, bizden tecrübeliler vardı, sohbet hocamız hatırladığım kadarıyla R.A.’ydı haftada bir … toplanılıyordu, öğrenci evlerinin ihtiyaçları için bize ziyarete giderseniz eliniz boş gitmeyin deniyordu, bazen yakacak kira için para toplanıyordu, para … yanımızda sohbet ortamında toplanmıyordu, herkes haricen maddi gücü imkanında para veriyordu, bende buradan edindiğim kanaatle …’ın kendince yardımda bulunduğunu beyan ettim, benim bu hususta birebir gördüğüm herhangi bir şey yok. Kurban vs. verdiğini hatırlamıyorum, zaten maddi imkanı çok geniş değildi. Ben 2013 Ekim ayında sohbetlere gitmeyi bıraktım, bu tarihten sonra bir kaç kez işyerinde … ile görüştük, ona sohbetleri bırak dedim, çok kararsız değildi, bıraktığını tahmin ediyorum, benim son katıldığım sohbet grubunda … yoktu, ben en son 2010-2011 yıllarında sohbette gördüm, başkaca bilgim ve görgüm yoktur” şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın 28.11.2019 tarihli duruşmada alınan beyanında; tanık beyanına karşı bir diyeceğinin bulunmadığını beyan ettiği, tanığın sanık hakkındaki beyanlarının 2010-2011 yıllarına ilişkin olduğu, tanığın bu yapının örgüt olarak anılmadığı dönemdeki sohbetlere ilişkin beyanlarının sanık aleyhine değerlendirilmediği,
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı Bank … Katılım Bankasının kamuoyunda 17-25 Aralık olayları diye bilinen süreçten sonra ekonomik olarak sorun yaşamaya başladığı, örgüt talimatına istinaden örgüt üyelerinin bankaya yeni hesaplar açtırdıkları ve para yatırdıkları, sanığın örgütün para ve finans kaynağı olarak kullandığı bankada örgüt talimatı doğrultusunda ve talimata uygun şekilde hesap hareketi bulunup bulunmadığı yönünde yapılan inceleme sonucuna göre; sanığın sözü edilen bankada 24.12.2007 tarihinde açılmış bir hesabının bulunduğu, örgütün üçüncü destek çağrısından sonra 18.02.2015 tarihinde para yatırıldığı, 23.02.2015 tarihinde paranın çekildiği, bazı aylarda Bank … hesabından … Medyaya birden fazla ödeme yapıldığı, üye olduğu …’a aidat ödemesi yapıldığının tespit edildiği, sanığın Bank … hesap hareketleri hususunda 18.06.2019 tarihli duruşmada alınan savunmasında; sadece dört adet Gonca Dergisi aldığını, yeğenlerine de bu dergiyi verdiğini, Isparta Sanayici ve İşadamları Derneğine üye olması nedeniyle aidat ödediğini, destek çağrısına uygun olarak nitelendirilen hesap hareketinin ise kredi kartlarına ilişkin borç ödemesine ilişkin olabileceğini, artan parasını ise çekip kuyumcudan altın aldığını beyan ettiği, Bank … hesap hareketlerinin 2007 tarihinden itibaren olması, sanığın bu bankaya ait kredi kartı kullanımı, örgütün destek çağrısı dönemine uygun para yatırmış olduğu düşünülse dahi talimata aykırı olarak bu paranın 23.02.2015 tarihinde çekilmesi birlikte ele alındığında, sanığın hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olarak değerlendirildiği,
Isparta Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün 24.01.2019 tarihli yazısı ve ekindeki kayıtlara göre; sanığın Isparta Sanayici ve İşadamları Derneğine üye olduğu, sözü edilen derneğin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğundan bahisle 15 Temmuz Darbe teşebbüsünden sonra yayımlanan 667 sayılı OHAL KHK ile faaliyetine son verildiği, sanığın bu derneğe 30.01.2013 tarihinde üye olduğu ve derneğin kapatılmasına dek üye kalmaya devam ettiği, ancak derneğin herhangi bir organında görev almadığı, sanığın 18.06.2019 tarihli duruşmada alınan savunmasında; …’a üye olduğunu, değişik kurum ve kuruluşlardan esnaf ve işadamlarını bilgilendirmek için gelenler olması nedeniyle bu derneğe üye olduğunu beyan ettiği, Isparta’da esnaf olarak faaliyet gösteren sanığın sosyal çevre edinmek ve işi gereği söz konusu derneğe üye olduğu yönünde mahkememizde oluşan kanaat nedeniyle kayıtların sanık aleyhine değerlendirilmediği,
Sanığın sosyal medya hesabı üzerinde yapılan inceleme sonucu Isparta Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 21.05.2018 tarihli araştırma ve tespit raporuna göre; FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu bilinen A.Y., E.K., A.D. ve F.A.’ye ilişkin sayfaları beğendiği ve takip ettiği, sanığın 18.06.2019 tarihli duruşmada alınan beyanında; bu şahısları örgütsel saikle takip etmediğini, F.A.’yi herkesin takip etmesi nedeniyle, E.K.’yi basketbolcu olması nedeniyle takip ettiğini beyan ettiği, sanığın FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı bu şahısları sosyal medya hesabı üzerinden takip etmesi ve beğenmesinin tek başına örgüt üyesi olarak nitelendirilmesine yeterli ve kesin delil olarak nitelendirilemeyeceği, ancak sanığın FETÖ/PDY terör örgütüne sempati beslediği şeklinde değerlendirilebileceği kanaatine varıldığı,

Sanığın üzerine kayıtlı (0535) (…) (..) (..) numaralı GSM hattının HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, bilirkişi A.A. tarafından düzenlenen 06.02.2019 tarihli HTS analiz raporuna göre, sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan hakkında işlem yapılan 103 kişi ile irtibatının tespit edildiği, irtibatı tespit edilen şahıslar arasında FETÖ/PDY terör örgütünün mahrem yapılanmasında mahrem imam sıfatıyla yer alan herhangi bir kimsenin bulunmadığı, ancak H.S.’nin ifadesinde geçen ve sanığın tanımadığını beyan ettiği sohbet hocası R.A. ile HTS irtibatının tespit edildiği, sanığın 18.06.2019 tarihli duruşmada alınan savunmasında; rapora göre 13.01.2014 ve 05.10.2014 tarihlerinde R.A. tarafından kendisine mesaj gönderildiğinin tespit edildiği, bu şahsı tanımadığı, Cuma mesajı vs şeklinde mesaj gönderilmiş olabileceğini, diğer şahıslarla ise örgütsel bir irtibatının bulunmadığını beyan ettiği, içerikleri tespit edilemeyen HTS kayıtlarının sanık aleyhine değerlendirilmediği,
Sanık yönünden soruşturma ve kovuşturma aşamalarında yapılan tüm araştırmalarda; sanığın terör örgütü üyesi olup örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir başkaca bir delil bulunmadığı, zira sanığın ByLock kullanıcısı olmadığı, FETÖ/PDY tarafından il genelinde düzenlenen protestolara katılmadığı, kapatılan eğitim kurumlarında aile fertlerinin öğrenim görmediği, diğer FETÖ/PDY şüphelileri ile aynı tarihte aynı işletmede konaklamadığı, digitürk abonesi olmadığı, yurt dışı giriş çıkış kaydının bulunmadığı, Bank Asyada hesabı mevcut ise de yukarıda izah edildiği üzere rutin bankacılık işlemleri olarak değerlendirilen bu hesabın ve dernek üyeliğinin sanık aleyhine örgüt üyeliğine ilişkin delil olarak nitelendirilemeyeceği hususlarından hareketle sanığın terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olduğuna ve örgütsel konumuna ilişkin mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bu suçun sanık aleyhine oluşmadığı ortadadır. Diğer yandan sanığın eylemini silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçu bakımından irdelemek gerekirse; sanığın yukarıda değinilen eylemlerinin ve dosyaya yansıyan delillerin örgüte sempatisini gösterdiği ancak bilerek ve isteyerek yardım etme eylemi açısından mahkumiyet için yeterli olmadığı, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme eylemi noktasında mahkememizde şüpheye neden olunduğu, sanık yönünden mevcut delillerin yukarıda ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği, dosyada mevcut delillerin sanığın örgütsel konumuna ilişkin mahkumiyete yeter delil olarak kabul edilemeyeceği, Mahkememizce bu hususların sanık yönünden lehine yorumlanması gereken bir şüphe olarak değerlendirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.04.2006 … 2006/3-35 Esas ve 2006/97 Karar sayılı ilamıyla “…ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan ‘in dubio pro reo’ kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkumiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği, ceza yargılamasında mahkumiyetin, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması gerektiği, adli hataların önüne geçilmesinin tek yolunun bu olduğu; bu itibarla sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, birbiriyle çelişkili, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın cezalandırılmasına karar verilemeyeceği…” belirtilerek kuşkunun sanık yararına yorumlanması gereğinin içtihaden vurgulanması göz önüne alındığında, sanığın yüklenen suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli delilin elde edilemediği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle hakkında beraat kararı vermek gerektiği anlaşılmakla, Mahkememizde oluşan vicdani kanıya uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” kabulü ile beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a)Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
b)BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir.
c)Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın mutad Bank … hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği belirlenmiştir.
d)Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükumet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek;
Dosya kapsamına göre; sanığın eylemlerinin, örgüte sempati düzeyini aşıp örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterecek derecede çeşitlilik devamlılık ve yoğunluk göstermemesi karşısında, silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit olmayan sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2020/1078 Esas, 2021/1110 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.