Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39793 E. 2022/9766 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39793
KARAR NO : 2022/9766
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

I- TALEP;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2022 tarih ve 2022/127816 sayılı yazısı ile; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli … hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2020/50839 sayılı soruşturma dosyası kapsamında, şüpheliye ait … 48 49 numaralı GSM hattına ait iletişimin tespitine yönelik soruşturma savcılığı talebinin, şüpheli hakkında evvelce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmadığından bahisle reddine dair Bursa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/07/2021 tarihli ve 2021/4083 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/07/2021 tarihli ve 2021/4265 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, şüphelinin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Bursa Avukatlar mahrem imamı olduğu değerlendirilen bir şahsın kullanımında bulunan operasyonel hat ile irtibatı bulunduğunu öğrenen Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesi uyarınca şüpheliye ait GSM hattına ait iletişimin tespitine yönelik talebin, şüpheli hakkında evvelce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmadığından bahisle reddine karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Kanun’un 172/2. maddesinin, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklinde olduğu, Kanun’un Sulh Ceza Hâkimine verdiği yetkinin, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karardan sonra ortaya çıkan yeni delil kapsamında kamu davasının açılması için izin verilmesine ilişkin olduğu, yoksa savcılıkça soruşturma yapılması için bu madde kapsamında bir izne gerek bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun’un 160/1. maddesi gereğince, Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayabileceği, bu itibarla, somut olayda henüz kamu davasının açılmasını gerektirir yeni bir delilin ortaya çıkıp çıkmadığının belli olmadığı, Cumhuriyet savcılığınca talep edilen HTS kayıtlarının incelenmesi neticesinde yeni ulaşılan delillerin kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu kanaatine varılırsa, o aşamada 5271 sayılı Kanun’un 172/2. maddesi kapsamında kamu davası açılmasını gerektirip gerektirmediği hususunda Sulh Ceza Hâkimliğine başvuruda bulunulacağı nazara alınarak, Cumhuriyet savcılığınca yapılan iletişimin tespiti talebinin, 5271 sayılı Kanun’un 135. maddesi kapsamında şartlarının oluşup oluşmadığının esas yönünden denetlenerek bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 29/09/2022 … ve 94660652-105-16-18673-2021-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.

II-OLAY;

Şüpheli …, Bursa barosuna kayıtlı avukat olup adli sicil kaydında sabıkası bulunmamaktadır. UYAP sisteminde hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan derdest yahut sonuçlanmış “açık” dava bilgisi bulunmamakla birlikte iş bu uyuşmazlık kapsamında bahsi geçen ve takipsizlikle sonuçlanan kapalı soruşturma dosyaları ile uyuşmazlık konusu Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/54511 soruşturma numarasında açık kaydı bulunan dosya bilgileri bulunmaktadır.
Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan M.D adlı şahsın Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığına gönderdiği ihbar mektubunun, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23.10.2017 tarihli ve dağıtımlı yazısı ile mektupta adları geçenler yönünden gereği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine 2017/159598 soruşturma numarasına kayden şüpheli hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır.
Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2018 tarihli müzekkeresi ile ihbar edenin ayrıntılı beyanlarının alınarak, aralarında şüphelinin de adının geçtiği ve ihbarda isimleri yer alan şahısların açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma bulunup bulunmadığının araştırılarak hazırlanacak evrakın gönderilmesi ilgili kolluk biriminden istenilmiştir.
25.09.2018 tarihli İl Emniyet Müdürlüğü yazısı ekinde gönderilen 29.08.2018 tarihli tutanakta şüpheli … ile ilgili bir bilgi ve tespite yer verilmemiştir. Söz konusu tutanak Ankara C. Başsavcılığın 2014/37666 sayılı soruşturmasına konu örgütün tepe yönetiminde bulunan 72 şahıs ile 9 şahsın irtibatlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir ve tutanakta kimlik numaraları belirtilen dokuz şahsın kayıtlarına rastlanılmadığı belirtilmiştir. Aynı yazı ekinde gönderilen 29.08.2018 tarihli, aralarında ihbarcının da bulunduğu dokuz şahsın kimlik numaralarından yapılan bylock sorgulamasına ilişkin listede de şüphelinin kimlik numarası yer almamaktadır. 29.08.2018 tarihli tutanakta, İstanbul C. Başsavcılığının 31.05.2018 tarihli yazısı ekinde gönderilen on kişiye ilişkin EKİP projesinden yapılan araştırma sonuçlarına yer verilmiştir. Bu tutanakta da şüpheli … ile ilgili bir tespitte bulunulmamıştır. 22.03.2020 tarihli adres araştırmasına ilişkin sorgulama raporunda, şüphelinin Bursa ilinde ikamet ettiği bilgisi bulunmaktadır.
Süreçte, İstanbul C.umhuriyet Başsavcılığının 16.06.2020 tarih ve 2017/159598 soruşturma, 2020/5937 sayılı ayırma kararı ile soruşturma kapsamında Bursa ilinde ikamet ettikleri belirlenen aralarında şüphelininde bulunduğu, üç şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma evrakının tefrik edilerek 2020/77265 soruşturma numarasına kayıt edilmesine karar verilmiştir. Tefrik kararında suç tarihi “2017 yılı” olarak belirtilmiştir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2020 tarih ve 2017/77265 soruşturma, 2020/11606 sayılı yetkisizlik kararı ile özetle; silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olduğundan şüphelilerin en son yerleşim yerine istinaden soruşturma evrakının Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Yetkisizlik kararının, başlık kısmında, suç tarihinin “2017 yılı” ve suç yerinin “Bursa” olduğu belirtilmiştir.
Yetkisizlik kararı ile gönderilen soruşturma evrakı, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/50839 soruşturma numarasına kayıt edilmiştir.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2020 tarih, 2020/50839 sayılı yazısı ile İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünden şüpheliler B.Y., Ç.K. ve … haklarında, dosya sureti de gönderilerek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılarına ilişkin KOM Şube Müdürlüğü ile de koordineli şekilde “titiz, geniş kapsamlı ve gizli” araştırma yapılması istenilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2020 tarihli talebi üzerine, Bursa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/3092 değişik iş sayılı kararı ile soruşturma dosyasının incelenmesi ve suret alınması hususunda, CMK’nın 153 maddesi uyarınca kısıtlama kararı verilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2020 tarihli müzekkeresi ile Baro Başkanlığına silahlı terör örgütüne üye olma suçudan şüpheli hakkında soruşturma başlatıldığı ve dosyada kısıtlama kararının bulunduğu ve halen derdest olduğu bildirilmiştir.
Kollukça yapılan araştırmalar kapsamında özetle; 18.08.2020 tarihli Müflis … Katılım Bankası İflas İdaresinin yazısı ile şüphelinin banka müşterisi olduğu ve hesabının bulunduğu, eşinin ise hesabının bulunmadığı; 23.07.2020 tarihli İl Milli Eğitim Müdürlüğü yazısı ile şüphelinin ve aile bireylerinin örgütle bağlantılı okul ve yurtlarda kayıtlarına rastlanılmadığı; 20.07.2020 tarihli Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazısı ile kapatılan vakıflarda kurucu yahut yönetim kurulu üye bilgilerinde adına rastlanılmadığı; 20.07.2020 tarihli İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü yazısında kapatılan yahut örgütle bağlantılı derneklerde üye kaydına rastlanılmadığı; Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Huduut Kapıları Şube Müdürlüğünün 16.07.2020 tarihli raporu ile 27.07.2013 tarihinde Artvin Sarp Kara Sınır Kapısından aynı … içerisinde ülkeden çıkış ve ülkeye giriş yaptığına dair kaydının bulunduğu; Siber Suçlarla Şube Müdürlüğünün 27.07.2020 tarihli araştırma raporu ile sosyal medya hesaplarının tespitinin yapılamadığı; Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 27.07.2020 tarihli raporu ile Şube Müdürlüğü uhdesinde soruşturma kaydının bulunmadığı, programdan HTS kaydı sorgulaması yapıldığından HTS arşivinin tutulmadığı, ilgili vakıf ve üniversiteye bağışlarının bulunmadığı, örgütün tepe yönetimi ile sorgulamasının yapılamadığı ve başkaca kaydının bulunmadığı; TEM Şube Müdürlüğünün 16.09.2020 tarihli TEMBİS sorgulama raporu ile de şüpheli ile ailesinin sorgulama modüllerinde kayıtlarına rastlanmadığı; 16.09.2020 tarihli Bank … Hesap İnceleme Tutanağı ile şüphelinin iki ayrı vadesiz mevduat hesabının olduğu fakat kredi kartının bulunmadığı, 2012 ocak ve 2016 yılı temmuz aylarında hesap hareketinin bulunmadığı TEM Şube Müdürlüğüne bildirilmiştir. Şüphelinin sigortalılık tescil belgesi ve hizmet kaydı celp edilmiştir.
16.09.2020 tarihli Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne sunulan raporda da özetle, şüpheli hakkında yukarıda belirtilen araştırmalar kapsamında elde edilen veri ve delillere yer verilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttüğüne dair ihbar dilekçesinin bulunduğu, örgütün finans kaynağı Bank …’da hesabının bulunduğu, yapılan diğer sorgulamarda kayıtlarına rastlanılmadığı belirtilmiş ayrıca şüpheli … ile ilgili TEM Şube Müdürlüğü Analiz Büro Amirliği ile yapılan yazışmada, Bursa ilinde faaliyet yürüten emniyet mahrem imamları ile gsm irtibatının teknik nedenlerden dolayı sorgulanamadığı belirtilmiştir.
16.09.2020 tarihli İl Emniyet Müdürlüğü yazısı ile düzenlenen yahut temin edilen raporlar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2021 tarih ve 2020/50839 soruşturma, 2021/11815 karar sayılı, Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Dair Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan,”2016 yılı ve öncesi”nin suç tarihi ve de suç yerinin de “Bursa” olduğu belirtilmek sureti ile şüpheliler B.Y., Ç.K., ve … haklarında kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verilmiştir. Bahse konu kararın şüpheli ile ilgili kısımları belirtildiği şekli ile ve özetle;
“Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan M.D’nin Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığına gönderdiği ihbar mektubunda, yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı …’ın FETÖ mensubu olduğunu,… ve …’ın da FETÖ/PDY ile iltisaklı olduklarını bildirmesi üzerine, … İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmaya başlandığı, şüphelilerin ikamet adreslerinin Bursa ili olduğundan bahisle Cumhuriyet Başsavcılığımıza yetkisizlik yazıldığı ve soruşturmaya iş bu numaralı evrakımız üzerinden devam edildiği, söz konusu ihbar sonrasında şüphelilerin FETÖ/PDY ile irtibatlarının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde bu irtibatın yoğunluğunun tespiti açısından yapılan araştırmalarda:
…Şüpheli …’ın ise avukat olarak görev yaptığının, örgütün ideolojik eğitim verdiği yer olan … Termal Otel’de konaklamadığının, Necati Uysal isimli şahsın ikametinde ve eklentilerinde ele geçen örgütsel doküman ve dijital materyallerde kişisel bilgilerinin bulunmadığının, yurt dışı giriş çıkış kaydının bulunduğunun, ancak şüpheli bir kaydın olmadığının, örgütün gizli haberleşme araçlarından ByLock isimli programı kullanmadığının, kendisinin ve çocuklarının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğundan bahisle KHK ile kapatılan eğitim kurumlarında öğrenim görmediğinin, sosyal medya hesaplarında FETÖ/PDY kapsamında paylaşımda bulunmadığının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğundan bahisle KHK ile kapatılan dernek ve vakıflara üye olmadığının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğundan bahisle KHK ile kapatılan kurumlarda SGK kaydının bulunmadığının, örgütün finans kaynaklarından Bank … isimli bankada hesabının bulunduğunun, ancak 2014 yılı ve sonrasına ait herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığının tespit edildiği,
Bu kapsamda, soruşturmaya konu olayda her ne kadar şüpheliler hakkında atılı suçtan tahkikata başlanılmış ise de, şüphelilerin soyut ihbar dışında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatlarının tespit edilemediği, bu hususun emniyet mensubu şüpheliler B.Y., ve Ç.K. hakkındaki veri inceleme raporu ile de doğrulandığı, bu tespitler dışında Yargıtay’ın yerleşik “kişilerin lekelenmeme hakkı” prensibi uyarınca makul sürede soruşturmaların tamamlanarak delillerin toplanması ve sadece mahkumiyetle sonuçlanacağı değerlendirilen hususların dava konusu yapılması beraatle sonuçlanacağı değerlendirilen eylemlerin dava konusu yapılmaması gerekir şeklindeki kararları göz önünde bulundurulduğunda bu aşamada şüphelilerin üzerilerine atılı suçu işlediklerini gösterir haklarında kamu davası açılması için yeterli her türlü şüpheden uzak, somut delilin bulunmadığı tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla;
Şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına,
Kararın ifadesi alınmayan şüphelilere tebliğine yer olmadığına,
Kararın bir suretinin soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Kararın bir suretinin …, … açısından ise Bursa Barosu Başkanlığına gönderilmesine,… itirazı kabil olmak üzere CMK’nun 172 ve 173. maddeleri gereğince karar verilmiştir.”
Şeklindedir.
Sonraki süreçte; bila tarihli araştırma raporu ile şüphelinin, Bursa Barosunda avukat olarak çalışmakta iken kullanmış olduğu 05…4869 numaralı GSM hattı ile Bursa avukatlar mahrem imamı olduğu değerlendirilen Mustafa Aksoy isimli şahsın kullanmış olduğu 05…9551 numaralı operasyonel hattı ile 01.2012 ile 01.2013 tarihleri arasında irtibatının olduğu tespit edilmiştir.
15.06.2021 tarihli İl Emniyet Müdürlüğünün yazısı ile, Terörle Mücadele Daire Başkanlığının 16.04.2021 ve de İltisaklı Kurumun 13.04.2021 tarihli yazıları ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyetlerinin tespit edilerek deşifresine yönelik sürdürülen çalışmalar sonucu bildirilen ve geçmiş yıllarda FETÖ/PDY “Avukat Mahrem Yapılanması” içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten mahrem imamlar ve kullandıkları operasyonel hatlar ve irtibatlarına ilişkin hazırlanan bilgi notu ve ekleri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Yargılaması yahut soruştuması olanların dosyalarına bildirilmesi, takipsizlik kararı alanlar yönünden yeniden değerlendirilmek üzere ayrı soruşturmaya kayıt edilmesi hususunda 17.06.2021 tarihinde ilgili Cumhuriyet savcısınca havalesi yapılan evrak, şüpheli yönünden 2021/54511 soruşturma numarasına kayıt edilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2021 tarih, 2021/54511 soruşturma nolu yazısı ile Bursa 1.Sulh Ceza Hakimliğinden, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, şüphelinin …4869 nolu telefonunun 01.01.2012- 01.08.2016 tarihleri arası tüm iletişim bilgilerinin, yürütülmekte olan soruşturmaya esas olmak üzere tespitine 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesi kapsamında karar verilmesi talep olunmuştur.
Bursa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.07.2021 tarih ve 2021/4083 değişik iş nolu kararı ile talebin reddine, itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Kararın gerekçesi belirtildiği şekli ile ve özetle;
“Evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı talep yazısı incelendiğinde 5271 sayılı CMK’ nun 135-1 maddesi (Değişik fıkra: 21/02/2014-6526 S.K./12. md) uyarınca bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda iletişimin tespitine karar verilecek olup, talebe konu dosya kapsamı, yapılan soruşturma içerisindeki belgeler dikkate alındığında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve KYOK kararının kaldırılmadığı anlaşıldığından talebin reddine, itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.”
Şeklindedir.
07.07.2021 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcısı, Bursa 1. Sulh Ceza Hakimliğine kararın kaldırılmasına yönelik itirazda bulunmuştur. Bahse konu yazıda itiraz nedenleri belirtildiği şekli ile ve özetle;
“…5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 172/2 maddesinde ”…Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağının…” belirtildiği,
CMK’nun 172/2 maddesindeki amir hükme göre, bir şüpheli hakkında daha önceden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasının şüpheli hakkında yeniden dava açılabilmenin ön şartı olduğu, iş bu soruşturma dosyasının henüz delil toplama ve değerlendirme aşamasında olduğu, bu nedenle şüphelinin HTS kayıtlarının temini için hakkında daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına gerek bulunmadığı, Ceza Muhakemesi Kanununda hakkında daha önce takipsizlik kararı verilen herhangi bir şüpheli açısından Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden soruşturma yürütme ve delil toplama konusunda daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılmasının gerektiği yönünde herhangi bir amir hüküm de bulunmadığı, şüpheli hakkında delillerin toplanması sonrasında yeniden takipsizlik kararı verilmesi ya da daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılıp dava açılması yönündeki takdirin Cumhuriyet Başsavcılığımıza ait olduğu anlaşıldığından itirazımızın kabulüne karar verilmesi…” Şeklindedir.
Bursa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.07.2021 tarih ve 2021/4083 Ceza Değişik İş Dosyası kararı ile de verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kararda bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek, itirazın reddi ile 5271 sayılı CMK’nın 268/3-a. maddesi uyarınca evrakın incelemeye yetkili Bursa 2. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bursa 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 09.07.2021 tarih ve 2021/4265 değişik iş sayılı kararı ile Cumhuriyet savcısının itirazının reddine, kesin olarak karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir;
“Bursa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.07.2021 tarih 2021/4083 D.İş sayılı kararı, itiraz dilekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; Bursa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.07.2021 tarih 2021/4083 D.İş sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kaldırılmadan soruşturmaya devam edilemeyeceğinden, itiraz edenin itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.”
10.08.2021 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne, Bursa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.07.2021 tarih ve 2021/4265 d.iş sayılı red kararının kanun yararına bozulması hususunda görüş ve ihbarda bulunmuştur. Söz konusu yazıda özetle, dosya safahatınden bahsedilerek, hakkında daha önce takipsizlik kararı verilen şüpheli açısından yeniden soruşturma yürütebilmesi ve delil toplanabilmesi için daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılmasının gerekmediği, CMK’nın 172/2. maddesine göre takipsizlik kararının kaldırılmasının şüpheli açısından dava açmanın bir ön şartı olduğu, soruşturma aşamasında delil toplamak için takipsizlik kararının kaldırılmasının gerekmediği gibi şüpheli hakkında delillerin toplanması sonrası yeniden takipsizlik kararı verilebileceği belirtilerek, daha önce takipsizlik kararı verilmiş ve yeni delil nedeniyle hakkında yeni bir soruşturma başlatılmış olan şüpheliye ait tüm iletişim bilgilerinin tespitine yönelik talebin reddine ilişkin itirazımızın reddine dair kararın, usul ve yasaya aykırı olduğu görüşünde bulunulmuştur.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 29.09.2022 tarih 94660652-105- 16-18673-2021-Kyb sayılı yazılı istemleri ile 5271 sayılı CMK’nın 309 maddesi uyarınca Bursa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.07.2021 tarih ve 2021/4265 değişik iş sayılı kararının bozulması istenilmiştir.

III- HUKUKİ UYUŞMAZLIK;

Terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma neticesinde verilen ve kesinleşen kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı, 5271 sayılı CMK’nın 172/2 maddesi gereğince Sulh Ceza Hakimliğinden alınan bir kararla kaldırılmadan, elde edilen yeni delile istinaden aynı suçla ilgili olarak soruşturma açılmak suretiyle iletişimin tespitinin istenemeyeceğine ilişkin verilen karar ile iş bu karara vaki itirazın reddine dair verilen kararda isabet bulunup bulunmadığına dairdir.

IV- HUKUKİ MEVZUAT;

Konu ile ilgili yasal düzenlemeler şu şekildedir;
A-) 5271 sayılı CMK’nın;

İhbar ve şikayet:
Madde 158 – (1) Suça ilişkin ihbar veya şikayet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.

(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikayetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikayet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikayetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü halinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından görülebilir.

Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi:
Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.

Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri:
Madde 161 – (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adli görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.
(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hallerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/24 md.) Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
(4) Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.

(8) (Ek:21/2/2014–6526/15 md.) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314,315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.

Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hakim kararı istemi:
Madde 162 – (1) Cumhuriyet savcısı, ancak hakim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.

Kamu davasını açma görevi:
Madde 170 –(1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler…

Kamu davasını açmada takdir yetkisi:
Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)
(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
..

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar:
Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.)
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.

B-) 5271 sayılı CMK’nın 172 ve de 173 maddeleri ile değişiklik gerekçeleri ise şu şöyledir;

I-CMK Madde 172 Gerekçesi;
1412 sayılı Kanunun l64 üncü maddesinde, yeterli delil bulunmaması veya keyfiyetin takibe değer görülmemesi halinde, takipsizlik kararı verilmesine dair hüküm yer almaktadır. Tasarı ilk olarak bu işlemi belirlemek üzere “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” terimini getirmiştir. Soruşturma evresinden kovuşturmaya geçip geçmeme söz konusu olduğundan bu terim değişikliği uygun görülmüştür. Madde ayrıca kamu davasının açılması için şüpheyi haklı kılacak yeterlikte ve kuvvette delil, iz, eser ve emarenin elde edilmemesi ölçütünü kullanmaktadır. Yeterli kuvvette makul şüphe bulunduğu anlaşılacak olursa, kovuşturma evresine geçilecektir.
Maddenin ikinci fıkrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, kamu davasının, aynı eylem ve aynı kişi hakkında açılabilmesi yeni delil, iz, eser ve emarenin meydana çıkmasına veya şüphe nedenlerinin takdirinde ağır hata olmasına bağlanmıştır. Böylece kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların zamanaşımı süresince şüphelinin başında, tabir yerinde ise Demoklesin Kılıcı gibi durması ve onun özgürlükler bakımından bir tehdit oluşturması önlenmek istenmektedir. Bazı usul kanunlarında mahkemelerin beraat kararlarının temyize tabi tutulmadığı görülüyor.
Bu yeni düzenleme neticesinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar verdikten sonra yeni delil, iz, eser ve emare bulunmadıkça artık Adalet Bakanı da Cumhuriyet savcısından kamu davası açmasını isteyemeyecektir. Maddenin son fıkrasında yeni delil, iz, eser ve emarenin ne olduğu tanımlanarak uygulama açısından getirilmiştir.
(https://mevzuat.tbmm.govtr/mevzuat/faces/kanunmaddelerijsessionid=ggxvEjp0- GrHz61eWgCb5T6jEehlXCeWicVc5yis5rToORf-ar-i!174179356?pkanunlarno= 23594&pkanunnumarasi=5271).

II- CMK Madde 173 Gerekçesi
…Maddenin (3) numaralı fıkrasına göre, Cumhuriyet savcısının yeni delil, iz, eser ve emarelerin varlığı nedeniyle kamu davası açması ağır ceza mahkemesi başkanının bu hususta karar vermesi koşuluna bağlanmıştır. Bu düzenlemenin nedeni 175 inci maddede kovuşturma açılmaması kararına bağlanan otoritedir.

III- CMK Madde 172 ve Madde 173 Değişiklik Gerekçeleri;
(2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md)
(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10 md.)
680 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/805) ile İçtüzük’ün 128 inci maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi;
Genel Gerekçe

Yargı bölümü içinde bir diğer önemli başlık, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil gerekçesiyle soruşturma başlatılması “delilin yeterli şüphe oluşturacak derecede önemli olması” kriteri ile bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmesi şartına bağlanmasıdır. Böylece kişilerin sürekli olarak adli soruşturma tehdidi altında tutulmasından dolayı temel insan haklarından olan “adil yargılanma hakkı” başlığı altında yer bulan lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesine yönelik aykırılıkların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madde Gerekçeleri
Madde 10- Madde ile, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağı hükmü konulmaktadır.
Kişilerin sürekli olarak adlî soruşturma tehdidi altında tutulması, temel insan haklarından olan “adil yargılanma hakkı” başlığı altında yer bulan lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesine aykırılık oluşturmaktadır. Soruşturma aşamasına egemen olan “kısalık ve gecikmezlik” ilkesine göre, bu aşamanın bir an önce tamamlanarak kişinin “şüpheli” durumundan çıkması, hakkında yeterli şüphe bulunanlar bakımından kamu davası açılması veya delil bulunmayanlar bakımından ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilerek adlî takibattan kurtulması büyük önem taşımaktadır.
Kişilerin hukuki güvenlik içinde yaşama hakkı, Anayasa ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası insan hakları belgeleriyle de teminat altına alınmıştır. Hakkında soruşturma yapılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kişilerin, kuvvetli bir hukuki dayanağı olmayan çeşitli gerekçelerle defalarca aynı olay nedeniyle adli soruşturma yapılma tehdidi altında tutulması, savcılığın temel görevi olan kamu düzenini korumak yerine, aksi bir tesirle kamu düzenini bozucu etki gösterebilecektir.
Mevcut uygulamada, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği sırada var olmasına rağmen bilinmeyen veya sonradan elde edilen delil, yeni bir delil olarak kabul edilmektedir. Bu durumda, her yeni delilin, sadece yeni veya önceden değerlendirilmemiş olması gerekçesiyle tekrar soruşturma başlatılması söz konusu olmaktadır. Ancak, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni delil ortaya çıkması nedeniyle aynı konuda tekrar soruşturma açılabilmesi, ilk soruşturmada gösterilen ihtimamın üzerinde bir titizlik gerektirmelidir. Çünkü kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirken, Cumhuriyet savcısı soruşturma konusu olayı tüm yönleriyle araştırmış ve mevcut bütün delilleri değerlendirdikten sonra bir sonuca ulaşmıştır.
Maddede yapılan değişiklikle, daha önce hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kişilere ilişkin tekrar soruşturma başlatılabilmesi, elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak derecede önemli olması kriterine bağlanmaktadır. Ayrıca, bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi şartı da getirilmektedir. Böylelikle, salt yeni delil elde edildiği gerekçesiyle kişilerin defalarca adlî soruşturma tehdidinden kurtarılması ve hukuki güvenlik içinde yaşamalarının temini amaçlanmaktadır.
Madde 11- Madde ile, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı sulh ceza hakimliğine yapılan itirazların reddedilmesi halinde Cumhuriyet savcısı tarafından yeni delil gerekçesiyle soruşturma açılabilmesi de, elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak derecede önemli olması kriterine ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi şartına bağlanmaktadır (https:// www5.tbmm.gov.tr/ sirasayi/donem26/yil01/ss449.pdf).

V- HUKUKİ DEĞERLENDİRME;

Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK. 160/1 m.). Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilir (CMK. 161/1 m.). Soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmemesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı süresi ve mercii gösterilir. (CMK. 172/1 m.).
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 13.03.2018 tarih, 2018/19-74 esas ve 2018/86 sayılı kararında belirtildiği üzere; 1412 sayılı CMUK’da Cumhuriyet savcısının verdiği takipsizlik kararları, yargı otoritesi göstermeyen, idari bir karar niteliğinde düzenlendiğinden Cumhuriyet savcısı, bu kararını kendiliğinden, Adalet Bakanı ve adalet müfettişinin talebi ya da ilgilinin isteği üzerine geri alıp soruşturma yapabilmekte ve hiçbir şarta bağlı olmadan, takipsizlik kararından sonra, dava zamanaşımı süresi dolmadan kamu davası açabilmekteydi. Ancak bu düzenleme öğretide hukuk güvenliğine aykırı olduğu düşüncesiyle eleştirilmekte, takipsizlik kararından sonra yeni bir dava açılması için yeni delil şartı aranması gerektiği ileri sürülmekteydi.
Öğretinin bu eleştirileri de göz önüne alınarak düzenlenen ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 172. maddesinin ikinci fıkrasıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni bir delil meydana çıkmadan Cumhuriyet savcısınca kendiliğinden kamu davası açılamayacağı hüküm altına alınmış, ancak 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 680 sayılı KHK ile ayrıca, elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hakimliğince bu konuda bir karar verilmesi şartlarına bağlanmıştır. Bu husus kanun koyucu tarafından ceza muhakemesi şartı olarak düzenlenmiştir. Yine 1412 sayılı CUMK’da yer verilen takipsizlik kararlarından farklı olarak CMK’nın 173. maddesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı suçtan zarar gören tarafından itiraz edilebileceği hükme bağlanmış, böylelikle bu kararlara yargısal bir nitelik kazandırılmıştır.
CMK’nın 173. maddesinin birinci fıkrasının ilk halinde suçtan zarar görenin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kendisine tebliğ edildikten sonra on beş … içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebileceği hükme bağlanmış iken, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun ile itirazı incelemeye yetkili merci ağır ceza mahkemesi olarak belirlenmiş, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile de bu incelemeyi yapma yetkisi sulh ceza hakimliğine verilmiştir. CMK’nın 173. maddesinin 680 sayılı KHK’nın 11. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki altıncı fıkrası uyarınca itirazın reddedilmesi üzerine Cumhuriyet savcısının kamu davası açabilmesi, yeni delilin varlığı ve önceden verilen dilekçeyi değerlendiren merciin bu hususta karar vermesine bağlı iken, anılan değişiklikle kamu davası açılabilmesi CMK’nın 172. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen usule tabi tutulmuştur.
Hukuk Devleti ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukuk devletinin görevlerinden biri de kişinin hukuk güvenliğini sağlamaktır. Hukuk güvenliği, temel hak güvencelerinde korunan ortak değerdir. Bu noktada hukuk devletinin yaratacağı hukuki güven ortamı, sadece normların öngörülebilir olmasını, karar ve işlemlerin yargı denetimine bağlı olmasını değil, aynı zamanda kesin bir hükümle yargılanması sona eren kişinin, tekrar ceza muhakemesine konu olmasını engellemeyi gerektirir. Kişinin iç huzurunu bozan ömür boyu sürebilecek hukuki belirsizlikler hukuk güvenliğini tehdit eden unsurlardır. Diğer bir anlatımla kişinin tekrar yargılanma ihtimali altında yaşaması, hukuk güvenliğini ihlal eden bir durumdur. Bu anlamda kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Cumhuriyet savcısı tarafından her zaman ve koşulsuz olarak yeniden canlandırılabilir olması, zamanaşımı süresince şüphelinin başında ‘Demoklesin Kılıcı’ gibi durması, bireyin özgürlüklerini ve hukuk güvenliğini tehdit eder niteliktedir. Nitekim bu husus CMK’nun 172. maddesinin gerekçesinde de açıkça belirtilmiş ayrıca 680 sayılı KHK ile düzenlenip, 7072 sayılı Kanunla aynen kabul edilen değişiklik gerekçesinde de hakkında soruşturma yapılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kişilerin, kuvvetli bir hukuki dayanağı olmayan çeşitli gerekçelerle defalarca aynı olay nedeniyle adli soruşturma yapılma tehdidi altında tutulmasının kamu düzenini bozucu etki gösterebileceğine işaret edilmiştir. Diğer yönden, Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar adli-idari nitelikte bir işlem olup başka bir anlatımla karma nitelikte bir karardır. Bu nedenle beraat kararında olduğu gibi kişi hakkında verildiği fiile ilişkin olarak kesin hüküm sonuçlarını doğurmayacaktır. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesin hüküm sonuçlarını doğurmaması, soruşturma makamının bu karardan her zaman keyfi biçimde dönebileceği ve kamu davası açabileceği anlamına da gelmemektedir. Kanuni düzenleme ve madde gerekçesinden de açıkça anlaşıldığı üzere, fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra aynı fiile ilişkin olarak yeniden soruşturma yapılabilmesi kanun koyucu tarafından “yeni delilin meydana çıkması” ile 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 10. maddesiyle “bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi” şartlarına bağlanmış ve bu hususlar ceza muhakemesi şartı olarak belirlenmiştir. Nitekim öğretide bu hususun ceza muhakemesi şartı olduğu açıkça vurgulanmıştır. (Bahri Öztürk-Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Özge Sırma-Yasemin Saygılar Kırıt-Özdem Özaydın-Esra Alan Akcan-Efser Erdem, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2013, s. 65.)
Şu hale göre, gerek ilgili bölümde yer verilen usule ilişkin yasal düzenlemeler, gerek anılan normlarda gerçekleştirilen değişikliklere dair gerekçeler ve gerekse hukuk güvenliği ilkesinin emredici gerekleri birlikte değerlendirildiğinde; kamu (menfaati) adına soruşturma yapma yetkisini haiz cumhuriyet savcısının yetkilerini kullanması ile aynı ithama dayanan soruşturma tehdidi altında kalan bireyin hukuki güvenlik hakkından kaynaklanan menfaati arasındaki adil dengenin, kesinleşen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın 5271 sayılı CMK’nın 172/2 maddesi gereğince Sulh Ceza Hakimliğinden alınan bir kararla kaldırılmadığı sürece ilgili hakkında yeni delil elde edildiğinden bahisle aynı suçla ilgili olarak soruşturma açılamayacağı sonucuna ulaşılarak kurulması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgüne üye olmak suçundan şüpheli hakkında 2016 yılı ve öncesindeki faaliyetlerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tespit edilen olay ve olguların kamu davası açılması için yeterli ve somut delil olarak kabul edilemeyeceği gerekçeleri ile 25.02.2021 tarihlerinde verilen ve kesinleşen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, 5271 sayılı CMK’nın 172/2 maddesi gereğince Sulh Ceza Hakimliğinden alınan bir kararla kaldırılmadığından, elde edilen yeni delile istinaden aynı suçla ilgili olarak soruşturma açılmak suretiyle iletişiminin tespitinin istenemeyeceğine ilişkin verilen karar ile iş bu karara vaki itirazın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

VI- SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2022 tarih ve 2022/127816 sayılı kanun yararına bozma isteğinin, CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.