YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39856
KARAR NO : 2023/689
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1354 E., 2022/784 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2021 tarihli 2021/141 Esas ve 2021/443 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. Maddesinin birinci fıkrası, TCK’ nun 62 inci maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı kısmi iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 58. Maddenin dokuzuncu fıkrası ve 63. maddesi uyarınca 6 Yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli 2021/1354 Esas ve 2022/784 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.11.2022 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
1. Sanık hakkındaki tek delilin … isimli şahsın beyanları olduğu,
2. Sanığın cep telefonunda tespit edilen bir ID bulunmadığı, iddia edilen tespit değerlendirme tutanağının sanıkla hiçbir ilgisinin olmadığı, sanığın … isimli bir çocuğunun olmadığı,
3.Tespit değerlendirme tutanağında Sati Yıldırım isimli şahıs tarafından SVG, SVG231, SVG231SVG gibi isimler verildi diye sanığın bylock kullandığını iddia etmenin asılsız bir iddia olduğu,
4.HTS kayıtlarındaki yer tespitlerinde ve HTS ile Log kayıtlarında çelişkiler bulunduğunu,
5.Tevsi-i tahkikat taleplerinin yerine getirilmediği, … ve … hakkında herhangi bir araştırma yapılmadan sanığa suç isnat edilmesinin kabul edilemeyeceği,
6.Sanığın bylock indirmediği ve kullanmadığı,
7.Bylock verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edildiği ve delil niteliğinin bulunmadığı,
8.Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasının şahsilikten uzak olduğu,
9. Kararın bozulması, sanığın beraatine karar verilmesi talebine ve sair sebeplere
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık … hakkında üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, … isimli şahıs adına kayıtlı …@ttnet numaralı ADSL hattı üzerinden, 08.11.2014 ile 17.05.2015 tarihleri arasında kullandığının, bu kapsamda tespit edilen Bylock içeriklerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, ID numarasının “…”, kullanıcı adının “…”, şifresinin “…@” ve uygulama içi adının “…” olduğunun, bu ID’yi ekleyenlerin (Roster bilgilerinin) “Aşkım, …” şeklinde isimlendirdiğinin tespit edildiği, her ne kadar sanık savunmalarında ByLock programını kullanmadığını iddia etmiş ise de, sanık tarafından kullanıldığı tespit edilen Bylock hesabına ilişkin düzenlenen Tespit ve Değerlendirme Tutanağında tespiti yapılan mesajlaşma içerikleri, hesaba ekli kişiler arasında sanığın eşinin de yer alması, sanığın eşinin kendi hesabında “…” ID numaralı kullanıcıyı “Aşkım” olarak ve yine “Eş” grubuna kaydetmiş olması birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu,22.03.2019 tarihli İnceleme ve Değerlendirme Tutanağı, tanık …’ün beyanları tüm dosya kapsamı ve özellikle sanığın münhasıran FETÖ/PDY üyelerinin bir kısmı tarafından kullanılan ByLock isimli gizli haberleşme programına dahil olarak Bylock programını kullandığı gözetildiğinde; sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemleriyle örgütün talimatlarını yerine getirebilecek konumda olduğu, müstakilen suç oluşturan bir eylemi tespit edilememiş olsa da devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, vehamet arz eden eylemler gerçekleştirdiği kabul edilen bir örgütün üyesi olması nedeniyle “tehlike suçu” olarak düzenlenmiş silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen, Yargıtay ( Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas ve 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, … ID üzerinden ByLock kullanıcısı olduğu, ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları ile içerikleri itibariyle tespit edilen, ByLock hesabında ekli kişiler arasında sanığın eşinin de bulunduğu ve eşi tarafından “aşkım” şeklinde eklendiği anlaşılan, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair ilk derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/1354 Esas, 2022/784 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.