YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39986
KARAR NO : 2023/2060
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2019 tarihli ve 2018/334 Esas, 2019/268 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.12.2021 tarihli ve 2019/1959 Esas, 2021/1150 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunu 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.Lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine,
4.Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
5.Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna,
6.Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
7.Silahların eşitliği ilkesine aykırı davranılarak taleplerin gerekçesiz reddedildiğine,
8.Tanıkların yüz yüzelik ilkesi gereği huzurda dinlenmesi gerektiğine, huzurda dinlenmeyen ve sanığın soru sorma hakkı engellenerek savunma hakkı sekteye uğratılan sanık ile ilgili tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğine;
9.Etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına,
10. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık adına kayıtlı 0530..86 numaralı telefon hattının 0422 ..24 ve 0422… 2329 numaralı sabit-ankesörlü hatlardan 06.05.2013, 16.12.2013-14.01.2013 tarihlerinde arandığının tespit edildiği, ankesörlü aramalara ilişkin yapılan çalışmalar neticesinde düzenlenen bilgi notuna göre FETÖ PDY örgüt mensubu mahrem imamların askeri personeller ile iletişimini ankesörlü ve sabit hatlar üzerinden gerçekleştirdiğinin belirlendiği, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan bir çok kişi tarafından bu hususun doğrulandığı, bu sebeplerle sanığın kullandığı 0530…86 numaralı telefon hattına yapılan aramaların örgütsel arama olduğundan bahisle sanığın örgüt üyesi olduğunun iddia edildiği ve TCK’nın 314/2, TMK 5/1, TCK 53, 58, 63. maddeleri gereğince cezalandırılmasının talep edildiği anlaşılmıştır. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları reddetmiş, 0530…86 numaralı telefon hattını 2014 yılına kadar kullandığını, tanık beyanlarını kabul etmediğini ve ankesörlü hatlardan yapılan aramaların arkadaşları tarafından yapılan aramalara ilişkin olabileceğini söyleyerek beraatini talep etmiştir. Sanığın örgütün finans ayağı olan Bank …’da hesabının bulunmadığı ve örgüt üyelerinin gizli haberleşmede kullandığı Bylock programını kullandığına dair herhangi bir tespit yapılmadığı görülmüştür. Sanığın el konulan dijital materyallerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen 09.07.2019 tarihli raporda “herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı” bildirilmiştir. Tespit edilen ankesörlü aramalara ilişkin sanığın kullandığı telefon hattı üzerinden HTS kayıtları dosyaya getirilmiş, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde iddianameye konu tespitlerin düzenlenen raporla teyit edildiği görülmüştür. Soruşturma aşamasında beyanda bulunan tanık S. Dülek; 2013-2016 yılları arasında Malatya ilinde görev yaptığı dönemde katıldığı cemaat toplantılarında sanık … ile birlikte Sinan Kod isimli örgüt mensubunun grubunda yer aldıklarını söylemiştir. İstinabe yolu ile ifadesine başvurulan tanık S. Dülek; Sanık …’yı Malatya 7. Ana Jet Üs Komutanlığında birlikte görev yapmaları sebebi ile tanıdığını, sanık ile aynı grupta birlikte sohbet toplantılarına katıldıklarını beyan etmiştir. Soruşturma aşamasında beyanı alınan E. Özer; sanık ile 2010-2014 yılları arasında aynı cemaat evinde kaldığını, Yahya isimli örgüt mensubunun kendileri ile ilgilendiğini beyan etmiştir. Soruşturma aşamasında beyanına başvurulan E. Güzelaşık ifadesinde; İzmir’de Zafer isimli örgüt mensubu ile tanıştığını, Zafer’in kendisini sanık ve Ö. F. Göçmen isimli şahıslar ile tanıştırarak bundan sonra aynı grupta olacaklarını söylediğini, S. Çetinkaya’nın düzenlenen toplantılara katıldığını söylemiştir. Duruşmada dinlenen tanık E. Güzelaşık; önceki ifadelerini tekrar etmiş, Zafer Kod adlı örgüt mensubunun kendisini sanık ile tanıştırdğını ve aynı sohbet grubuna yerleştirdiğini, yaklaşık 15 günde bir Zafer isimli şahsın evinde sohbet toplantıları düzenlendiğini, sohbet günlerini sanık ile mesai saatleri içerisinde veya servislerin ortak kalktığı noktalarda buluştuklarında konuştuklarını, 15 Temmuz darbe girişiminin yaklaşık 1 ay öncesine kadar Zafer isimli şahısla görüşmeye devam ettiğini beyan etmiştir. Sanık ile aynı ankesörlü hattan aranan B. Cüce; sanığı tanımadığını, mahrem imamı olduğu iddia edilen H. Erol’un sanığa sohbet vermediğini söyledikleri anlaşılmıştır. Ülke çapında devam eden ve dosya içerisinde örnekleri bulunan bazı soruşturmalara ilişkin evraklarda “etkin pişmanlık” hükümlerinden faydalanan suç tarihi itibariyle askerlik mesleğini ifa eden şahısların örgütün mahrem imamları aracılığıyla gizliliğe riayet ederek TSK içerisindeki örgüt üyeleri ile örgütsel toplantılara katıldıkları, bu toplantılarla kişilerin örgütsel bağlılıklarının sürdürülmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Dosyadaki tüm belgeler, bilirkişi raporu ve birbirini destekleyen, kendi içerisinde tutarlı tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın suçtan kurtulmaya yönelen ve tümden inkar mahiyetindeki savunmasına itibar edilmemiştir. Açıklanan gerekçelerle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altındaki toplantılarına katılıp mahrem abisi ile gizlilik esasına son derece riayet ederek buluşup görüşen, terör örgütü ile irtibatını devam etrtiren ve örgütün mahrem hizmetler sınıfının en önemlisi olarak gördüğü Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan sanığın bu haliyle örgütün gayesini bilerek ve benimseyerek bu örgüte girip, örgüte katılmayı, bağlanmayı ve hiyerarşik gücün emrine girmeyi kabul ettiği anlaşılmış ve sanığın eyleminin “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak cezalandırılması yoluna gidilmiş, suç için kanunda öngörülen cezanın alt sınırından uzaklaşmayı gerektirir herhangi bir neden bulunmaması dikkate alınarak alt sınırdan ceza tayin edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Ayrıntıları Dairemizin 06/11/2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, tanık beyanlarına ve bilirkişi raporlarına göre, sanık tarafından kullanıldığı tespit edilen telefon hattının örgütün mahrem imamları tarafından sabit hattan arandığının tespiti, yine kendisi gibi askeri personel olan şahıslarla ardışık aranmasının bulunması, tanıklar ….’ın sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin beyanları, dosya kapsamındaki diğer deliller ve sanığın savunması karşısında, sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.12.2021 tarihli ve 2019/1959 Esas, 2021/1150 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.