YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/40012
KARAR NO : 2023/2061
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/491 Esas, 2022/425 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.09.2022 tarihli ve 2022/1425 Esas, 2022/1507 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
4.Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna,
5.Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine,
6.Sendika üyeliğinin müsned suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine,
7.ByLock’un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,
8.ByLock kullanmadığına,
9. Mahrem yapılanma içinde yer almadığına,
10.Tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğuna,
11.Teşdit uygulanmasının kanuna aykırı olduğuna,
12.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsediği, örgüt ile organik bağ içinde olduğu, emniyet mahrem yapılanmasında öğretmen konumuna geldiği, eylemlerinin süreklilik içinde bulunduğu, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, örgütsel gizlilik esaslarına uygun kod adı kullanıp, ByLock gizli iletişim sistemine dahil olduğu, eylemlerin niteliği, işleniş biçimi bakımından örgütün amacı ve menfaatlerine katkı sağladığı böylece eylemlerinin TCK 314/2 nci maddesinde öngörülen silahlı terör örgütüne üye olma suçuna uygun olduğu kabul edilmiştir. Sanık hakkında temel ceza belirlenirken, kod adı kullanması, emniyet mahrem yapılanmasında görev alması, ByLock kullanıcısı olması, Bank Asyada destek mahiyetinde işlemlerde bulunması gibi birden fazla eylemi süreklilik ve çeşitlilik içinde işlediği, böylece eylemlerinin daha basit örgüt mensubuna göre mahiyeti bakımından ağırlaştığı ve oluşturduğu tehlikenin arttığı gözetilerek cezanın alt sınırından makul oranda uzaklaşılarak temel ceza belirlenmiştir. Sanığın yurtdışına kaçmak isterken 06.08.2021 tarihinde Türkükordu Piyade Hudut Karakolu mülki sınırları içerisinde 1 inci Derece Askeri Yasak Bölgede yakalandığı da gözetilerek, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, CMK 100/3 üncü maddesindeki katalog suça uygun oluşu, hükmolunan toplam ceza miktarı gözetilerek, CMK 100/2-a maddesinde öngörülen kaçması ve saklanmasının muhtemel oluşu, suçun sübutuna yönelik somut delillerin varlığı gözetilerek, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 13, 19, 23, 36 ve 38 inci maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5/1-c, 6, 7 ve 8 inci maddesinde öngörülen temel hak ve hürriyetler ile kamu düzeninin korunması, suçlulukla mücadele, orantılılık ve Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının huzur ve refahı kriterleri bakımından, bu tedbire hükmedilmesinin tedbirden elde edilecek kamusal menfaat ile netice arasındaki orantılılık ilkesine zarar getirmeyeceğine ve tedbirin mevcut aşamada kabul edilebilir olduğuna kanaat getirildiğinden sanığın CMK 100 ve devamı maddeleri gözetilerek hükümle birlikte mevcut tutukluluk halinin devamına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, tanık beyanlarına, Garson kod adli gizli tanıktan ele geçirilen diğital materyallerde sanığa ait olduğu tespit edilen verilere, bilirkişi raporu ile araştırma tutanakları ve ByLock tutanağına göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik öneme haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alıp kod adı kullanan, örgütsel sohbet toplantılarına katılan, polis memurlarına sohbet veren ve FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca haberleşme aracı olarak kullanılan ByLock yazılımını kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemekle yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşditin derecesinin tayininde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz talebi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.09.2022 tarihli ve 2022/1425 Esas, 2022/1507 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ve müdafiinin tahliye taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosyanın Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.