YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/40042
KARAR NO : 2023/503
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/597 E., 2021/1215 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2019 Tarihli 2021/70 Esas ve 2021/88 sayılı Kararı
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2021/597 Esas, 2021/1215 sayılı Kararı
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi;
Sanık …’in FETÖ/PDY silahlı terör örgütü elebaşısı …’in 25.12.2013 tarihli telefon konuşmasında örgütle bağlantılı Bank Asyadaki hesaplara para yatırılmasına yönelik talimatı sonrası; söz konsu bankada bulunan 1024605 nolu hesabından 31.12.2013 tarihinde Bank … hesap bakiyesi para yok iken, 24.12.2014 tarihinde bakiyesinin 26.476 TL olduğu, sanığın sözde örgüt liderinin talimatı üzerine dönem içinde bankada kayda değer artışının olduğu, dolayısı ile sanığın örgütsel tavır sergilediği; Sanık hakkında, tanık M.G.’in FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatına dair, “Sanık … 2011-2013 yılları arasında Sincan Zaman gazetesinde gazetelerin abonelere dağıtılıp dağıtılmadığı, gelen şikayetlerin değerlendirilmesi görevinde bulundu, tam … olmamakla birlikte 2013-2014 yıllarında gazeteden ayrıldı.” şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın üzerine atılı bulunan “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediği ve sübuta erdiği, sanığın tespit edilen devamlılık ve yoğunluk gösteren eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturması nedeniyle atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verilmesi ve bu karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık aleyhine gidilen istinaf talebinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi tarafından esastan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında M.G.’in 22/02/2017 tarihli ifadesinde; Zaman gazetesi Sincan bürosunda çalışırken, Zaman gazetesinde çalışan şahıslar arasında şüpheli …’in de bulunduğunu, bu şahsı kesin ve net olarak teşhis ettiğini, şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütü’nün yayın organı olan Zaman Gazetesi’nin Eryaman Bölgesinin dağıtım yetkilisi olduğunu belirtir beyanı üzerine başlatılan soruşturmada;
Sanık ile ilgili ByLock kullanımı tespiti olmadığı, sanıktan ele geçen dijital materyallerin incelenmesinde gazete dağıtım işi ile ilgili belgeler olduğu, suç teşkil eden unsur olmadığı, tanığın da sanık ile ilgili 2014 ten sonrasına ilişkin örgütsel faaliyet anlamında bilgisi olmadığı, sanık hakkında Bank Asyaya para yatırma eylemi iddiası ile ilgili olarak; sanığın yüklü para yatırma eyleminin Mayıs 2014’te olduğu, 2 ay sonra tamamına yakınının çekildiği, sonra artış olmuş ise de Mart 2015′ te tamamen çektiği, örgüt liderinin talimatının Ocak 2014 olduğu ve bankaya el koyma tarihi olan Mayıs 2015 ten sonra paraların genellikle çekildiği, bu sebeple sanığın eylemlerinin talimata uygun olduğu konusunda mahkemece tam bir kanaat oluşmadığı, tüm dosya kapsamı, sanıkta ByLock tespitinin olmaması, tanık beyanının örgütsel bir faaliyet içermemesi ve 2014 öncesine ait olması nazara alınarak tüm bu sebeplerle; sanığın müsnet suçtan mahkumiyetini gerektirir, her türlü şüpheden uzak mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden, şüphenin sanık lehine düşünülmesi gerektiğinden;sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlendiğinin sabit olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak İlk Derece Mahkemesince CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillerin, hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın savunmasının aksine örgüt üyeliğine delalet edecek delil bulunmaması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 2021/597 Esas 2021/1215 sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.