YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/40158
KARAR NO : 2023/400
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/19 E. 2021/1441 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2020 tarihli ve 2019/37 Esas, 2020/344 Karar sayılı kararı
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 09.09.2021 tarihli ve 2021/19 Esas, 2021/1441 Karar sayılı kararı
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sızmış mensuplarının çok az kısmına kriptolu haberleşme programı ByLock, Eagle vb. gibi programlar yüklediği, geri kalan mensupları ile özellikle geçmiş yıllarda kullandıkları bir sistem olan büfe, market vb benzeri yerlerdeki ücretli telefonlar veya kontörlü telefonlar ile haberleştikleri, örgütsel irtibatta asıl olan iletişim metodunun yüz yüze görüşme olduğu ve bir sonraki görüşmenin tarih ve yerinin bu esnada belirlendiği, bu mümkün olmaz ise tedbir anlamında her asker şahsın farklı ankesör ya da sabit hatlardan(market-büfe-bakkal vb.) aranmak suretiyle örgütsel iletişimin kurulduğu, arama işleminin genellikle tek taraflı ve kısa süreli olduğu, sadece sorumlu şahısların ARAMA işlemini yaptığı, yapılan bu aramaların; örgütün “gizlilik” ve “deşifre olmama” kuralına uygun olarak Askeri Mahrem Yapılanmasının irtibat kurma yöntemlerinden biri olup FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün MAHREM İMAMLARI tarafından örgütsel amaçlı, örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla gerçekleştirilmektedir.
Hava Kuvvetleri Komutanlığında Astsubay rütbesinde görev yapmakta iken kendi isteği ile emekli olan sanık … adına kayıtlı 0536 … 88 88 numaralı GSM hattı ile ilgili olarak ayrıntısı bilirkişi bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 2010 ve 2018 yılları arasında HTS dökümlerinde bahse konu hattın büfelerde ve iş yerlerinde kullanıldığı değerlendirilen 0312 … 12 80, 0312 … 88 71 ve 0312 … 12 86 numaralı sabit kontörlü telefonlardan kendi baz kayıtlarına göre 10 kez, karşı numaraların baz kayıtlarına göre ise 9 kez değişik tarihlerde arandığı, yapılan aramaların 7 saniye ile 95 saniye arasında değişen ve mesai saatleri sonrasına denk gelen kısa süreli aramalar olduğu tespit edilmiştir.
Sanıkla ilgili yukarıda belirtilen açıklama ve tespitlere göre; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten örgüt mensuplarının, yine yapılanma içerisinde faaliyet yürüten diğer örgüt mensuplarıyla irtibat kurmak ve kurulan bu irtibatın deşifre edilmesini önlemek ve örgütsel gizliliği korumak maksadıyla telefon kulübesi, kontörlü telefon bayileri ve hususi sabit hatlar aracılığı ile irtibat kurdukları tespit edilmesi karşısında; sanığın FETÖ terör örgütün ideolojisini, amaçlarını ve faaliyetlerini benimseyip örgütle organik bağ kurup örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ederek isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşıldığından eyleminin FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşturması karşısında atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yazılı şekilde beraat kararı verilmesi ve bu karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık aleyhine gidilen istinaf talebinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu iddiası ile kararın sanık aleyhine bozularak cezalandırılması talep edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, iddianamede sanığın ardışık olarak arandığı belirtilen sabit veya ankesörlü hatlardan aranmanın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine yönelik mahkememizce BTK’ya resen yazılan müzekkereye verilen cevap içeriğine ilişkin kayıtların mahkememizce re’sen seçilen bilirkişi tevdii ile düzenlenen 30.06.2019 tarihli denetime elverişli raporun içeriği ile sonuç bölümünden anlaşılacağı üzere;
Sanığın adına kayıtlı olarak kullanılan 0536 … 8888 numaralı GSM hattının 312 … 1280 numaralı sabit hattan 26.10.2010 tarihinde Salı günü 20:53:34’te “95” saniye arandığında 10 dakika öncesinde ve sonrasında asker şahısların aranmadığı,
Sanık … adına kayıtlı 0536 … 8888 numaralı GSM hattını 26/05/2012 tarihinde Cumartesi günü 20:19:36’da 312 (…) (..) (..) numaralı sabit hattan “58” sn. arandığında 0505 … 4012 nolu hat sahibi F.B.’ un öncesinde ve sonrasında arandığı,
Sanığın adına kayıtlı olan 0536 … 8888 numaralı GSM hattı 30.10.2012 tarihinde Salı günü 19:25:22’de 0312 … 1280 numaralı sabit hattan “40” sn arandığında 10 dakika öncesinde ve sonrasında kimsenin aranmadığı,
Sanığın adına kayıtlı olarak kullanılan 0536 … 8888 numaralı GSM hattının 0312 … 8871 numaralı sabit hattan 12.09.2013 tarihinde Perşembe günü 18:38:51’de 6 sn., 18:39:36’da “8” sn, 18:40:04’te “86” sn., arandığında, Y.G.’ ın adına kayıtlı 0533 … 3399 numaralı GSM hattı 18:42:17’de 31 sn., H.C.’ in adına kayıtlı 0533 … 7025 numaralı GSM hattı 18:46:06’da “0” sn arandığı,
Sanığın adına kayıtlı olarak kullanılan 0536 … 8888 numaralı GSM hattının 17/09/2019 tarihinde Salı günü 0312 … 1286 numaralı sabit hattan 19:27:20’de “52”sn., 19:28:33’te 27 sn., arandığında, öncesinde M.E.P.’ in adına kayıtlı 0507 … 5481 numaralı GSM hattının 19:24:31’de “62” sn., 19:25:36’da 52 sn., arandığı,
Sanığın adına kayıtlı olarak kullanılan 0536 … 8888 numaralı GSM hattının 25:09:2013 tarihinde 19:02:43’te “38” sn., arandığında, öncesinde M.E.P.’ in adına kayıtlı 0507 … 5481 numaralı GSM hattının 19:00:39’da 55 sn arandığı,
Sanığın adına kayıtlı olarak kullanılan 0536 … 8888 numaralı GSM hattının 21/04/2014 tarihinde Pazartesi günü 21:22:48’de 0312 … 1286 numaralı sabit hattan arandığında, öncesinde M.E.P. adına kayıtlı 0507 … 5481 nolu GSM hattının 21:20:22’de “65” sn., arandığı, eksik tuşlandığı değerlendirilen 532…7523, 535…4515, 536…7512 nolu GSM hatları, sonrasında 0312 … 4748 nolu TTNET A.Ş’nin 21:23:27’te “27” sn., 21:24:23’te “0” sn., K.Ü. adına kayıtlı 0542 … 6140 numaralı GSM hattının 21:25:23’te “22”sn., 21:25:55’te “1” sn., 21:25:58’de 12 sn., 0312 … 1542 numaralı Ö.Z.E.E. ve R.M.İNŞAAT Gıda TE’nin 21:23:55’te “27”sn, 21:24:23’te “0” sn., arandığı,
Hususları göz önüne alındığında, sanığa yönelik “95, 58, 86” saniye süren aranmaların olduğu, aranmaların kısa süreli (örgüt üyesi askerlerin mahrem imamlarla yaptıkları görüşme süresinin genel olarak 25 ile 50 saniye arasında olduğu, telefon görüşmelerinin, örgüt toplantısının yapılacağı, iptal edileceği veya örgüt üyesinin gelmeyeceği zamanlarda yapıldığı ve ne zaman geleceksin, ev müsait mi, halı saha maçı iptal, aynı yerde görüşelim, bu hafta sinemaya gitmiyoruz gibi kısa ve şifreli konuşmalar olduğu) görüşmeler olarak kabul edilemeyeceği, her ne kadar aramaların mesaj saatleri dışında gerçekleştiği bildirilmiş ise de iddianame içeriğinde de belirtildiği üzere sanığın ardışık arandığı şahısların askeri personel olmadıkları dolayısıyla da sanığa yönelik aramaların öncesinde veya sonrasında asker şahısların aranmadığı hususları da göz önüne alındığında söz konusu aramaların örgüt kapsamında yapılan aramalar olarak değerlendirilemeyeceği,
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütün “gizlilik” ve “deşifre olmama” kuralına uygun olarak Askeri Mahrem Yapılanmasının irtibat kurma yöntemlerinden biri olan sabit/ankesörlü hatlardan aranma sistemine dahil olduğunun kesin olarak ortaya konulamadığı, sanıktan ele geçirilen dijital materyaller incelenerek düzenlenen 05.03.2020 tarihli bilirkişi raporu içeriğine göre FETÖ/PDY kapsamında delil oluşturacak bulguya rastlanılmadığı ve sanığın Türk Silahlı Kuvvetlerinde uzun süre görev yaptığı örgüt içinde bulunuyor olması halinde etkin pişmanlıkta bulunan örgütün askeri yapılanması içerisindeki asker şahısların sanık hakkında beyanda bulunması ve sanığı teşhis etmesinin makul olacağı ancak sanık hakkında itirafçı sanık / tanık beyanı da olmadığı anlaşıldığından sanığın atılı suçtan cezalandırılmasını gerektirir her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, ”şüpheden sanık yararlanır” ilkesi de göz önünde bulundurularak yüklenen suçun işlendiğinin sabit olmadığı kanaatiyle İlk Derece Mahkemesince CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi olduğunu veya yardım ettiğini ortaya koyacak her türlü şüpheden uzak, kesin – inandırıcı delil ve emare elde edilemediğinden “şüphe sanık lehine yorumlanır” şeklindeki Ceza Hukuku Genel Prensibi de gözetildiğinde verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, bilirkişi raporlarına, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın savunmasının aksine örgüt üyeliğine yahut yardım eden sıfatına delalet edecek delil bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı eleştiri konusu dışında mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 09.09.2021 tarihli ve 2021/19 Esas, 2021/1441 Karar sayılı kararında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.