Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/6980 E. 2023/1843 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6980
KARAR NO : 2023/1843
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ :Anayasal düzeni ortadan kaldrımaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM :İlk Derece Mahkemesince hükmedilen mahkumiyet kararının kaldırılarak,silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK’nın 223/2-a, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan CMK’nın 223/2-c maddeleri uyarınca beraatine dair karar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2018 tarihli ve 2017/403 Esas, 2018/307 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan karar verilmesine yer olmadığına, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının c bendi ve 39 uncu maddesinin birinci maddesi delaletiyle 309 uncu maddesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının c bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları 58 inci maddenin dokuzuncu fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2…. Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 19.04.2019 tarihli ve 2018/2397 Esas, 2019/610 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafileri, O yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının c bendi uyarınca beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.01.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekillerinin ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemleri özetle;
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Sanığın sıkı yönetim direktifli emrini diğer birliklere gönderdiğine,
3.Müşterek fail olduğuna,
4.Eyleminin hata kapsamında değerlendirilemeyeceğine,
5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın … ili 9. Kolordu Komutanlığı Bölge Bando Komutanlığında Bölge Bando Komutanı olarak görev yaptığı, 15.07.2016 tarihinde saat 09:00’dan başlayarak 16.07.2016 tarihi saat 09:00’a kadar 9. Kolordu Komutanlığı Nöbetçi Amiri olarak görev yaptığı, darbe girişiminin başlamasının ardından sözde sıkıyönetim komutanları tarafından hazırlanan “Sıkıyönetim Direktifi” konulu yazının ilk olarak 15.07.2016 tarihinde saat 22:44’te EYS sistemi üzerinden … 9 Kolordu Komutanlığı’na ulaştığı, 9. Kolordu Komutanlığı nöbetçi amiri olan sanığın bu sıkıyönetim direktifini 22:54’te 9. Kolordu Komutanlığına bağlı bulunan 33 farklı birliğe yine EYS sistemi üzerinden havale ettiği, sıkıyönetim Direktifi’nin ikinci kez saat 23:05’te EYS sistemi üzerinden 9. Kolordu Komutanlığına geldiği, bu evrakın saat 00:03 te sanık tarafından bağlı olunan ast birimlere EYS sistemi üzerinden gönderildiği, yine aynı sıkıyönetim direktifinin üçüncü kez saat 23:08’de EYS sistemi üzerinden 9. Kolordu komutanlığına geldiği, bu evrakında saat 00:00’da bağlı bulunan ast birilmlere nöbetçi amir olan sanık tarafından EYS sistemi üzerinden gönderildiği, sıkıyönetim direktifi’nin hangi birliğe kaçkez gönderildiği hususunda yapılan yazışmalar neticesinde gelen cevabi yazılardan, söz konusu belgenin 15.07.2016 tarihinde saat 22:54’te, 16.07.2016 tarihinde ise saat 00:00’da ve 00:03’te bazı birliklere 2 kez bazı birliklere ise 3 kez gönderildiğinin anlaşıldığı, … İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce 9. Kolordu Komutanlığı Nöbetçi Amir odasının bulunduğu koridora ait güvenlik kameras kayıtlarına ilişkin düzenlenen 02.06.2017 tarihli görüntü inceleme tutanağından, sanığın 16.07.2016 tarihinde saat 00:00’da nöbetçi amir odasına girdiği ve yaklaşık 29 saniye burada kaldıktan sonra odadan çıktığı, kısa bir süre sonra saat 00:02’de yeniden nöbetçi amir odasına girdiği ve 00:09’da odadan çıktığı anlaşılmıştır. Sanığın EYS sistemi üzerinden gelen sözde sıkıyönetim bildirisini ilk olarak açıp okumadan göndermesi askerliğin genel ilkelerine uygun olduğu, emrin hızlı bir şekilde gönderilmesi amacıyla tam olarak değerlendirmesinin sanık tarafından yapılamayacağı kanaatiyle bu durumun sanık açısından suça ilişkin eylem olarak değerlendirilmemiş ancak artık yapılan eylemlerin bir darbe girişimi olduğunun netleştiği, Başbakanın saat 23:20 sularında NTV televizyonuna bağlanarak “ordu içindeki bir grubun kalkışma eylemidir” diyerek beyanda bulunduğu, emrin mahiyetinin birlik içerisinde bilinerek emir hakkında bilgi sahibi olduktan sonra, komutanın emir ve talimatı yokken, tekrar hiç gereği yokken, sanki sıkı yönetim emrinin geçerli bir emir olduğu, emrin uygulanması yönünde kolordunun ısrarının olduğu izlenimini verecek şekilde tekrar 2 kez 00:00 suları gönderilmesi eylemi artık hata sınırlarını aşan darbeye yönelik bir irade açıklaması olarak değerlendirilmiş ve sanığın bu suça yardım eden sıfatıyla iştirakinin olduğu yönünde tam bir vicdanı kanaat ile varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık müdafilerinin, O yer Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesinin ilamı CMK’nın 280/2 maddesi uyarınca kaldırılarak duruşmalı yapılan yargılama sonucunda “İlk Derece Mahkemesinin olayların gerçekleşme biçimi ve sanığın eylemine ilişkin kabulü, esas itibariyle Dairemizce de yerinde görülmüş olup, buna göre, … 9. Kolordu Komutanlığında Bando Komutanı yarbay olarak görev yapan sanığın, darbe girişiminin gerçekleştirilmeye çalışıldığı 15.07.2016 tarihinde … 9. Kolordu Komutanlığında kolordu nöbetçi amirliği görevini yürüttüğü ve EYS sistemi üzerinden saat 22.44, 23.05 ve 23.08′ de 3 kez gelen “Sıkıyönetim Direktifi” konulu emri 33 bağlı birliğe sırasıyla 22.54, 00.03 ve 00.00′ da göndermiş olduğu anlaşılmıştır.
Yine, sanığın harp okulu değil, konservatuvar mezunu olması ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 23 yıldır bando sınıfına mensup olarak görev yapması nedeniyle, olay günü tuttuğu ve ani tepki gösterilerek kararlar alınması gereken kolordu nöbetinin gerektirdiği mesleki tecrübe ve nitelikleri taşımadığının ve tanık O.S.’nın beyanından da anlaşıldığı üzere, kolordu komutanı Ş.Ö.’ın birliğe gelerek bahse konu emri görmek istediği anda bile söz konusu sıkıyönetim direktifi konulu emrin çıktısını almamış olduğu, bu nedenle sıkıyönetim direktifi konulu emri kolordu komutanı ile birlikte bilgisayar ekranı üzerinden okuduklarının ve tanık M.P.’ın beyanından, sanığın kendisine söz konusu direktifi okumadan alt birliklere gönderdiğini söylediği, hatta geri çekmeyi bilmemesi nedeniyle tanık M.’in bu emri sanığın açık olan bilgisayarını kullanarak sistem üzerinden geri çektiğinin anlaşılması ile emrin kolorduya gelişi ile sanık tarafından birliklere ilk gönderilişinin yaklaşık 10 dakika ara ile gerçekleşmiş olması karşısında, sanığın söz konus emri saat 22.54’te ilk olarak gönderdiğinde okumamış ve içeriğine vakıf olmadan göndermiş olduğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kabulünün yerinde olduğu Dairemizce de kabul edilmiştir.
Sıkıyönetim direktifi konulu emrin, darbe girişimini bilerek ve destek olmak amacıyla bağlı birliklere 00.03 ve 00.00′ saatlerinde 2 kez daha gönderilmesi eyleminin ise, sanığın darbe girişimini organize eden ve fiilen gerçekleştirmeye çalışan FETÖ mensubu olduğunun belirlenmesi halinde TCK’nın 37/1 inci maddesi kapsamında aynı Kanun’un 309/1 inci maddesinde düzenlenen Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna, aksi halde ise ilk derece Mahkemesinin kararında açıklandığı şekilde aynı Kanun’un 39/1 inci maddesi uyarınca Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yardım etme suçuna vücut vereceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, sanığın gerek İlk Derece Mahkemesince, gerekse Dairemizce aynı şekilde kabul edilen eylemi TCK’nın 309/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurunu meydana getirebilecek nitelikte olup, bu halde, tartışılıp açığa kavuşturulması gereken husus olayda suçun manevi unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesidir.
Sanığın bahse konu eylemini gerçekleştirirken amacının ne olduğu, kısaca bu eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu tamamen iç dünyasında gerçekleşen, bu nedenle somut, bilimsel ve kesin veri ya da delillerle ortaya konulabilmesi mahiyeti itibariyle mümkün olmayan bir husus olduğundan, bu konuda bir yargıya varılabilmesi ancak sanığın olay öncesi, sırası ve sonrasında dışarıya yansıyan söz, davranış ve genel olarak faaliyetleri ile eylemin asıl müsebbibi olan kişi ve/veya yapılarla olan ilişkilerinin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya konulabilecektir.
Dairemizce, sanık açısından bu değerlendirme aşağıda maddeler halinde gösterilen durum ve deliler itibariyle yapılmış olup, buna göre;
1-Gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse Dairemizce yapılan tüm araştırmalar sonucunda, FETÖ üyeliğinin delilerinden olarak kabul edilen ByLock programı kullanımı, Bank Asyaya talimat üzerine para yatırma, örgütsel yayınlara abone olma, sohbet adı verilen toplantılara katılma, ardışık arama sistemi içinde yer alma, örgüte müzahir dernek ve/veya sendika üyeliği, örgüt kurumlarında SGK kaydı, örgüt mensupları ile yoğun irtibat ve benzeri hususların sanıkta bulunmadığı anlaşılmış, bunların dışında da sanığın FETÖ ile hiçbir irtibatı da tespit edilememiş, aynı şekilde hükümete veya diğer devlet kurumlarına onlardan kurtulmak isteyecek derecede düşman olduğu ve husumet beslediğine ilişkin tanık beyanı veya başka bir delil elde edilememiştir.
2-Sanığın, hain darbe girişimin gerçekleştirilmeye çalışıldığı tarihin öncesinde ve özellikle sırasında, kendisini Yurtta Sulh konseyi olarak nitelendiren darbeci yapı tarafından … sıkıyönetim komutanı olarak ilan edilen ve hakkındaki TCK’nın 309 uncu maddesi uyarınca verilen mahkumiyet hükmü kesinleşen M.K. veya bu girişim içerisinde bulunan başka herhangi bir kimse ile irtibatı veya iletişimi tespit edilememiştir.
3-Karar Kuvvetleri Komutanlığı, 9. Kolordu Komutanlığının 06.03.2019 tarih ve 543659 sayılı yazısında, sanığın olay günü olan 15.07.2016 tarihinde, 28.06.2016 tarihinde yayınlanan emirle belirlenmiş olan mutad nöbetini tuttuğu ve herhangi bir nöbet değişikliği olmadığı belirtilmiş olup, yazı içeriğinin aksine herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı da gözetildiğinde bu durumun sanık lehine delil niteliği taşıdığı değerlendirilmiştir.
4-Beyanlarına yukarıda İlk Derece Mahkemesinin deliller bölümünde ayrıntılı olarak yer verilen tanıklardan; Ş.Ö.’ın, sanığın o sırada aşırı heyecanlı yahut şaşkın olduğuna dair bir şey hatırlamadığını, fakat o gece gelen Harekat Yıldırım emrini gören herkes gibi biraz endişeli ve telaşlı olduğunu, olay günü sanığa çeşitli emirler verdiğini, gece boyunca kendisinin verdiği emirleri yerine getirdiğini ve sıkıyönetim emrinde belirtilen başka bir şahsa bağlı olmasının söz konusu olmadığını, G.G.in, sanığın olay günü yalnızca kışla emniyeti için emir verdiğine tanık olduğunu, R.K.’in, olay günü 9. Kolordu nöbetçi amiri olan sanığın saat 22.45 sıralarında kendilerinden sıkı yönetim ile ilgili emir geldiğini hem bu hususu hemde birliklere havale edildiğini cerideye kaydetmelerini istemesi üzerine bunları kaydettiklerini, saat 00:30 sıralarında ise sanığın yeniden bulundukları odaya gelerek, bağlı tugaylardan dışarıda olan birlik varsa içeri girmeleri konusunda ikaz edip ve bilgi alarak cerideye kaydetmelerini istediğini, kendilerinin de birlikleri arayarak dışarıda olan tugayların içeri girmesini tebliğ ettiklerini ve bunları cerideye işlediklerini, sanığın darbeyi destekler nitelikle herhangi bir söylemi olduğuna şahit olmadığını, aksine dışarı çıkan birliklerin geri dönmeleri hususunda telkinler verdiğini, fetö ile bir irtibatı bulunduğu hususunda herhangi birşeye şahit olmadığını, A.O.K.’in, olay günü sanığın sakin olduğunu, bütün gece orada olduklarını ve darbe lehine olacak bir davranışını görmediğini, yine fetöyle ilgili olduğuna dair hiç bir şeye tanık olmadığını, E.T.’nın, olay günü nöbetçi amiri olan sanığın kendilerine herhangi bir talimatı olmadığını, gelen yıldırım harekat emrinin olağanüstü haller dışında her zaman gelen bir emir olmadığını ve buna ilişkin evrakın 5 dakika içerisinde ilgili yerlere dağıtılması gerektiğini, bu yüzden sanığın da ne yapacağını bilememiş olabileceğini, sanığın bu emri bilerek ve isteyerek göndermediğini düşündüğünü, zira o … çeşitli yerlerden arayarak Kolordu komutanını sorduklarında sanığın hemen kolordu komutanının evini ve habercilerini arayarak ona ulaşmaya çalıştığını, bu emri bilerek gönderseydi, kolordu komutanının evini ve habercilerini aramayacağını düşündüğünü, M. N. B.’un, olay tarihinde hazırlık ve birlik intikali adlı bir mesaj emri geldiğini, bu mesajın öncelik derecesi olarak harekat yıldırım öncelik derecesinde olduğunu, harekat yıldırım öncelik derecesindeki mesajlara 10 dakika içerisinde işlem yapılması gerektiğini, telefonla 9. Kolorduda nöbetçi amiri olan sanığı arayarak harekat yıldırım önceliğinde bir mesaj geldiğini, tüm birliklerin teyakkuz halinde olması gerektiğini, konunun da hazırlık ve birlik intikali olduğunu söylediğini, telefonu kapattıktan sonra herhangi bir iletişimleri olmadığını, O.S.’nın, sanığın bandocu subay olduğu için esasen askeri operasyonlar, terör ve benzeri konularda tecrübeli olmadığını, özel eğitim ve bilgisi bulunmadığını, gördüğü kadarıyla sıkıyönetim emri karşısında oldukça şaşkın olduğunu, korgeneralin emrin nerde olduğunu sorması üzerine sanığın bilgisayarda dediğini, henüz bilgisayardan çıktı alınmamış olduğunu, kolordu komutanının bilgisayar ekranından sanıkla birlikte emri okumaya başlarken kendisinin dışarıya çıktığını, M.P.’ın, olay günü saat 23.40 sıralarında karargaha gittiğini, sanığın sıkıyönetim direktifini alt birimlere gönderdiğini duyunca evrak içeriğini okuyup okumadığını sorduğunu, sanığın ise alt birimlere çekin denmesi üzerine içeriğini okumadan havale ettiğini söylediğini, sanığın nasıl yapılacağını bilmediğini ifade etmesi nedeniyle kendisinin sanığın bilgisayarında açık olan sistemden bildiriyi kendisinin geri çektiğini,
İfade ettikleri görülmüş olup, söz konusu beyanların gerek birbirleriyle gerekse sanığın savunmaları ile uyumlu olduğu ve tanık Reşet Kaner’in anlatımlarının ceride defteri içerikleri ile doğrulandığı görülmüş, bu haliyle sanığın olay gecesi darbe girişimini desteklediğini gösteren, en azından böyle bir şüphe oluşturabilecek herhangi bir eylemi olmadığı noktasında örtüşen bahse konu tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
5-Sanığın söz konusu sıkıyönetim direktifinin gönderilmesi dahil, olay günü yaşanan tüm olayların ceride defterine kaydedilmesini sağladığı, darbe girişiminin bertaraf edilmesinden sonra da bu kayıtların yok edilmesine yönelik bir niyeti veya faaliyeti bulunduğuna dair hiçbir iddia veya delil bulunmadığı görülmüş olup, bu durumun sanığın darbe girişimini desteklemediği, başarılı olması için gayret göstermediği ve aslında acemisi olduğu kolordu nöbetini iyi niyetle yerine getirmeye çalıştığına ilişkin savunmalarını doğrular nitelikte olduğu, zira aksi niyetle hareket eden birisinin darbenin başarısız olması halinde kendi aleyhine delil olabilecek hususları ceride defterine kaydettirmesinin, bir şekilde kaydedilmesi halinde ise, ortamın karışıklığından istifade ederek yok etmemesi veya buna çalışmamasının hayatın olağan akışına uygun bir durum olmadığı değerlendirilmiştir.
6-“Sıkıyönetim Direktifi” konulu emri 33 bağlı birliğe 00.00 ve 00.03’te gönderdiği anlaşılan sanığın, bu emirleri darbeye destek olmak amacıyla bilerek ve isteyerek tekraren göndermiş olması halinde, dosyaya yansıyan yeni ve önemli bir gelişme olmadığı halde, saat 00.30’da yani emirlerin gönderilmesinden yaklaşık 27 dakika sonra, yukarıda açıklandığı şekilde anlatımlarına itibar edilen tanık …’den, bağlı tugaylardan dışarıda olan birlik varsa içeri girmeleri konusunda ikaz etmesini ve bilgi alarak cerideye kaydetmelerini istemesinin beklenemeyeceği, bu nedenle söz konusu davranışının sanığın savunmalarını destekler nitelikte olduğu kabul edilmiştir.
7-Benzer şekilde, sanığın darbe girişimini destekleyerek, başarılı olması için söz konusu sıkıyönetim direktifini bağlı birliklere göndermiş olması halinde, tanık E.T.’nın beyanından anlaşıldığı üzere, bu girişimin karşısında olduğu anlaşılan ve terfi ederek halen TSK bünyesinde önemli bir görevde bulunan korgeneral Ş.Ö.’a ulaşmaya ve onu durumdan haberdar etmeye çalışmasının beklenemeyeceği, bu nedenle söz konusu davranışının da sanığın savunmalarını destekler nitelikte olduğu düşünülmüştür.
8-Tanık M.P.ın, olay günü saat 23.40 sıralarında karargaha gittiğini, sanığın sıkıyönetim direktifini alt birimlere gönderdiğini duyunca evrak içeriğini okuyup okumadığını sorduğunu, sanığın ise alt birimlere çekin denmesi üzerine içeriğini okumadan havale ettiğini söylediğini, sonrasında sanığın nasıl yapılacağını bilmediğini ifade etmesi nedeniyle kendisinin sanığın bilgisayarında açık olan sistemden bildiriyi kendisinin geri çektiğine ilişkin anlatımının, sanığın kesin olarak hatırlamamakla birlikte, görevi itibariyle elektronik yönetim sistemine (EYS) yabancı olduğu ve kullanmayı iyi bilmediği için söz konusu mesajları hataen göndermiş olabileceğine ilişkin savunmalarını destekler mahiyette olduğu değerlendirilmiştir.
9-Dosya içeriğinden, sıkıyönetim direktif konulu emirlerin bazı birliklere 2, bazılarına ise 3 kez gönderidiği 15 Temmuzu 16 Temmuza bağlayan gece yarası saatleri itibariyle, sanığın 22.54’te gönderdiği mesaj da dahil olmak üzere Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 3. Ordu Komutanlığı gibi farklı yerlerden söz konusu mesajın zaten bu birliklere gönderilmiş olduğu ve bölgedeki bazı birliklerin darbe faaliyeti kapsamında dışarı çıktıkları, kısacası o saat itibariyle bağlı birliklerin taraflarını belli etmiş oldukları ve mesajların sanık tarafından tekraren gönderilmesinin pratik bir anlamı ve faydasının bulunmadığı, bu şekilde ispatlanabilen hiç bir sebep ve fayda yokken bu mesajların gönderilmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmekle ve aynı zamanda bahse konu sıkıyönetim direktifi konulu emrin bazı birliklere 2 kez bazılarına ise 3 kez gönderilmiş olduğu, yine darbe girişimi ile ilgisi olmayan başka rutin emirlerin de gönderilmeye devam edildiği anlaşılmakla, bu durumun sanığın savunmaları ile uyumlu şekilde, mesaj gönderiminin özellikle darbeye ilişkin emirler ile sınırlı tutulmadığı yani bu emirlere özel bir önem verilmediği ve mesaj gönderiminde bir acemilik ya da özensizlik bulunduğu sonucunu ortaya koyduğu düşünülmüştür.
10-Sanık hakkında, konu ve işleyiş hususlarında bilgi sahibi asker şahıslar tarafından yapılmış olan idari tahkikatlarda, sanığın doğrudan darbe girişimini desteklediği veya başarılı olması için çalıştığına ilişkin bulguya ulaşılamadığı, söz konusu mesajları birden fazla kez göndermiş olmasının o saat itibariyle hiç bir anlam ifade etmediği, bu durumun tutmuş olduğu nöbetin özellikleri itibariyle bilgi, beceri ve mesleki tecrübelerini aşmasından kaynaklı hata sonucu oluştuğunun değelendirildiği ifade edilmiş olup, bu hususunda sanığın savunmalarını güçlü şekilde desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.
Buna göre, yukarıda maddeler halinde gösterilen ve önem derecesi farklı olabilmekle birlikte esas itibariyle tamamının sanık lehine olduğu değerlendirilen hususlar karşısında, sanık aleyhine olarak, yalnızca bahse konu emrin okumadan gönderildiği daha önce açıklandığı şekilde gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse Dairemizce kabul edilen ilk gönderilişinden sonra, gece yarısı itibariyle bazı birliklere 1 bazılarına ise 2 kez daha gönderilmiş olduğu gerçeği bulunmaktadır.
Dairemizce, yukarıda açıklanan hususların yanısıra, sanığın duruşmada gözlemlenen hal, tavır ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, olay gecesi FETÖ mensubiyeti veya sempatizanlığı nedeniyle yada hükümete karşı beslediği husumet, gelecek kaygısı ve benzeri sebeplerle darbe girişimine bir şekilde katkı sağlamak amacıyla söz konusu sıkıyönetim direktifi konu emrin sanık tarafından bilerek ve isteyerek tekrar gönderildiği hususunda ciddi bir kuşkuya düşülmüş olup, sanığın savunmaları doğrultusunda olay anındaki psikolojik durum ve baskılar ile sanığın yerine getirdiği nöbetin gerekleri ve EYS konusundaki tecrübe ve bilgi eksikliği gibi nedenlerle farkında dahi olmadan söz konusu mesajları göndermiş olma ihtimalinin ortadan kaldırılamadığı kabul edilmiş, dolayısıyla mevcut deliller çerçevesinde yapılan her türlü değerlendirme sonucunda bu şüphe yenilememiş ve bu konuda sanık aleyhine olarak tam bir vicdani kanıya ulaşılamamıştır.
Bu halde, şüpheden sanık yaralanır evrensel hukuk ilkesi ve hakkaniyet gereği sanığın üzerine atılı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs veya bu suça yardım suçlarını işlemek hususunda kastının bulunmadığı kabul edilerek, CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.
Sanığın üzerine atılı terör örgütüne üye olma suçu yönünden ise, sanık aleyhine FETÖ üyesi olduğunu gösterebilecek hiç bir delil elde edilememesi ve hiç delil bulunmayan bu halde delil yetersizliğinden söz edilmesinin de mümkün olmaması hususları gözetilerek sanığın, CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde,
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın atılı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suç açısından kastının olmadığı ve silahlı terör örgütüne üye olma suçu açısından atılı fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı gerekçe gösterilerek beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılanlar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 19.04.2019 tarihli ve 2018/2397 Esas, 2019/610 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.