Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/777 E. 2023/2555 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/777
KARAR NO : 2023/2555
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/369 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada; yüklenen suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/255 Esas, 2019/1409 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle, sanık hakkında yapılan adli işlem sürecinde: 15.05.2018 günü kayıtlı ikametine gidildiğinde, ikametinde olmadığının tespiti ile kolluk ekibinin cep telefonu ile sanık …Ö.’yü aradığında; kendisinin Hava Radar Kıta Komutanlığında görevli olduğunu beyan etmesi üzerine; kolluk ekibinin Hava Radar Kıta Komutanlığına gitmeyerek, sanık …Ö’yü ilgili karakola veya adli kolluk birimine gitmesinin/tesliminin sağlanması süreci izlense idi; TCK’nın 221/4 üncü maddesinin 1 inci cümlesi uygulama alanı bulacağını ancak: adli kolluğun ısrarlı şekilde sanık …Ö’yü takibi ile bulunduğu yerin tespiti ve devamında teminin de yakalama adli işlem süreci gerçekleştiğinden, TCK’nın 221/4 üncü maddesinin 2 nci cümlesi uygulama alanı bulduğu, bu sebeple hükmünün bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, suçun unsurlarının oluşmadığına, 17/25 Aralık sürecinden sonra sanığın örgütle irtibatını kestiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 05.05.2014 tarihi öncesinde dini duygularla, o dönem kamuoyunda cemaat olarak bilinen örgütün kendisinden sorumlu üyeleriyle toplantılara katılma şeklindeki eylemler gerçekleştirerek örgütle bağ kurmuş olan sanık …Ö.’yü, örgütün gerçek niteliğine ilişkin bilgilerin üst düzey kamu görevlilerince kamuoyuyla paylaşıldığı, Milli Güvenlik Kurulunca söz konusu örgütün gerçek yapısına ilişkin kararlar alındığı ve söz konusu kararlarla uyumlu olacak şekilde söz konusu örgüt yönetici ve üyelerine yönelik olarak “Silahlı terör örgütüne üye olma” ve “Silahlı terör örgütüne yönetici olma” suçlarından ülke genelinde yapılan ve kamuoyuna da yansıyan adli soruşturmaların başladığı, bir başka deyişle söz konusu örgütün gerçek niteliğinin artık kamuoyunca da bilindiği süreci müteakip örgütle kurmuş olduğu bağı koparttığı, sanığın örgütle olan bağlarını kopartmadan önce söz konusu örgütün gerçek niteliğini bildiğine veya örgütün hukuka aykırı eylem ve işlemlerine iştirak ettiğine dair dosyada herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, bu nedenlerle 05.05.2014 tarihinden önce gerçekleştirilen ve hukuka aykırı nitelik taşımayan söz konusu eylemlerin, sanığın örgüt içerisinde bulunduğu dönemde en alt tabakada yer aldığı da dikkate alındığında suç unsuru olarak değerlendirilemeyeceği veya en azından sanığın TCK’nın 30/4 üncü maddesi bağlamında kaçınılmaz bir hata içinde olduğunun kabulünün gerektiği, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin dosyaya yansıyan başkaca bir bilgi, belge veya beyan da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık …Ö.’yü üzerine atılı “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarıca beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve beyanlar birlikte incelendiğinde, sanığın ikrarı ve tanık S.Y.’nin beyanına göre, sanığın lisedeyken örgüt yurdunda kaldığı, 2011 yılında astsubay okulunu kazanınca örgüt üyesi Çağrı isimli bir şahsın sanıkla irtibata geçtiği ve buluşarak sohbet yapıldığı, sanığın 2013 yılı ağustos ayında Datça’ya atanması sonrasında Çağrı’nın kendisini Hamza isimli öğretmenle tanıştırdığı, onun da Engin isimli öğretmenle tanıştırdığı, sanığın Datça’dan Marmaris’e gelerek buluştukları, daha sonrasında bu sohbetlere tanık S.’nin de gelmeye başladığı, E.’nin kendilerini sabit hattan arayarak buluştukları, İzmir’deyken 20 civarında, Marmaris’teyken 10-15, Datça’dayken 1-2 kez evlerinde buluşarak sohbet olduğu, tanığın beyanına göre tanığın evlendiği 2015 yılı Eylül ayına kadar sanığın sohbetlere katılmaya devam ettiği, ancak sonrasını bilmediğini belirttiği görüldüğünden, astsubay olup örgütün mahrem yapısı içinde yer alan sanığın tanık beyanına göre 2015 eylül ayına kadar örgütle bağlantısını sürdürdüğü sabit olduğundan, sanığın örgütle bağlantısını ve örgüt içerisindeki hiyerarşik konumunu gösterecek eylemleri nedeniyle, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne katıldığı ve üyesi olduğu kabul edilmiştir. Sanığın aşamalar itibariyle verdiği beyanlarında geçen kod adı Hamza olarak belirttiği ve O.Y. olarak teşhis ettiği kişi hakkında, Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/207 Esas 2018/308 kararıyla mahkumiyet kararı verildiği, bu kişinin astsubaylardan sorumlu olan kişilerin sorumlusu olduğunun mahkeme kararında kabul edildiği, sanığın aynı birlikte çalıştığı halde örgütün gizlilik prensibi gereği örgütten olduğunu bilmediği tanık S.Y.’yi abileri tanıştırdıktan sonra örgütten olduğunu öğrenmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, mahrem yapı içerisinde yer alan sanığın gizlilik ve örgütün yapısı itibariyle bildirdiği kişi sayısı ile teşhis ettiği iki kişinin, sanığın örgüt içerisindeki konumuna uygun olduğu kabul edilmiştir. Kolluk tutanağına göre, sanığın evine gidilip bulunamaması üzerine kolluk güçlerinin sanığa telefonla ulaştıkları, sanığın kolluk güçlerine görevli olduğu hava meydan komutanlığındaki askeri birliği içerisinde olduğunu beyan etmesi üzerine, kolluk güçlerinin hava meydan komutanlığına giderek sanığı yakaladıkları anlaşıldığından, bu husus hakkında soruşturma olan sanığın gönüllü olarak kolluk güçlerine teslim olduğu şeklinde kabul edilmiştir. Zira sanık kendini arayan kolluk güçlerine bulunduğu yeri bildirmeyebilir, ya da hatalı bildirerek kaçıp hakkındaki soruşturma ve yakalama işleminden kurtulabilirdi. Belirtilen nedenlerle sanığın hakkında soruşturma varken kendiliğinden kolluk güçlerine teslim olduğu kabul edilerek, sanık hakkında TCK’nın 221/4-1 inci cümlesi gereğince, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında beraat kararı verilmesi nedeniyle, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hüküm kaldırılarak, duruşma açılıp, yeniden hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına, karar gerekçelerine göre Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz talebinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ….Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/255 Esas, 2019/1409 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise…Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.