Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/808 E. 2023/2556 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/808
KARAR NO : 2023/2556
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.04.2019 tarihli ve 2018/387 Esas, 2019/174 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada; yüklenen suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/1133 Esas, 2019/1440 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.12.2021 tarihli, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın örgüte müzahir … Tarım Orman Sendikasına bu yönünü bilerek üye olduğunun tespit edilmesi, Örgüt liderinin örgütün finans kurumu olarak bilinen … Katılım Bankasının içine düştüğü mali sıkıntıdan kurtarılması amacıyla mensuplarına bu bankaya para yatırılması ve kurumsal bünyesinin güçlendirilmesi yönünde talimat verdiği tarihten sonra adı geçen bankadaki hesabına 27.01.2014 tarihinde Şekerbanktan çekmiş olduğu 5500 TL’lik krediyi ve 19.02.2014 tarihinde aynı bankadan çekmiş olduğu 9000 TL’lik krediyi EFT yolu ile aktarmış olması, Tanıklar M. T., M. C. ve K. K.’nin beyan ve teşhislerine göre; sanığın örgüt üyesi olmayan kimsenin dışarıdan harici olarak katılamadığı, her ne kadar belli bir sürece kadar legal görünümle dini saiklerle yapılmış olsa da sonrasında aslında örgüte dair kararların alınıp, talimatların hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kulllandığı sohbet adı altında yapılan toplantılara katılması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu ve sanığın eyleminin silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu halde sanığın beraatine dair ilk derece mahkemesince verilen karar aleyhine o yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan istinaf talebine ilişkin verilen esastan ret kararının sanık aleyhine bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Tokat’ta ziraat mühendisi olarak çalışırken ihraç olan sanık … hakkında her ne kadar Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sohbete katıldığından ve örgütün içerisinde olduğundan bahisle silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TCK’nın 314/2, 53/1, 58/9, 63 üncü maddeleri ile ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, 7/1 maddeleri uyarınca kamu davası açılmış ise de; sanık hakkındaki isnatları kabul etmeyerek örgütsel faaliyetlerin içinde olmadığını belirttiği, bahsi geçen hususlara ilişkinde tanık A. Ö.’nün “ben Niksar’da dershaneye gittim sohbetlere. …’de geliyordu. Yıl olarak hatırlamıyorum. M. E. isimli müdür vardı. Kur’an okurdu, risale okurdu. Sanığın sorumlu olduğu bir grup olup olmadığını bilmiyorum. İşçi sorumluluğu olup olmadığını bilmiyorum.” şeklindeki beyanı, tanık K. K.’nin “sanık ile 2009 yılında birlikte sohbete gitmiştik. Sanık ilçe tarımda memurdu. Sohbet grubunda S. E., A. E., sanık … de vardı. Yurdun adı Şahikaydı. Yurt yapıya aitti. En son sanığı 2009-2010 yılında sohbette gördüm,

katıldığımız gruptan avukatlar vardı, sanık da o gruptaydı. Ben sanık hakkında Niksar ilçe abisi şeklinde bir beyanda bulunmadım.” şeklindeki beyanı, tanık M. C.’nin “Ben 2013 yılında Niksar Zaman Gaztesi dağıtım sorumlusu olarak görev yaptım. Ben gazete dağıtım işini yaparken Niksar’da İlçe Tarım Müdürlüğünde çalıştığını bildiğim A.Altuner’e zaman gazetesi götürüyordum. Bu şahsı zaman gazetesinin Niskar’da ki Zaman Gazetesi bürosuna gelip gidiyordu. Gazete abonesiydi, örgüt faaliyeti kapsamında başka bir eylemini bilmiyorum. Sohbete katılıp katılmadığını bilmiyorum, iddianame de bu şekilde geçmiş ise de ben sanığın sohbete katıldığını söylemedim. Benim şimdiki ifadem daha doğrudur.” şeklindeki beyanı, tanık M. T.’nin “Ben halıcıyım sanığı oradan tanırım. Fem Dershanesinde kendisini bir kaç kez gördüm. Dershanede konferanslar oluyordu. Genelde dini sohbette oluyordu, konferans verecek insanlar da çağırılıyordu. En son 2010 ya da 2011 olabilir sohbetlerde gördüm.” şeklindeki beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde tanık Muktedir sanığın gazete abonesi olduğunu bildiğini ve soruşturma aşamasındaki bir kısım beyanının yanlış yazıldığını belirterek düzeltme yaptığı ve bu düzeltmenin dosya kapsamı ve hayatın olağan akışı ile de uygun olduğu, tanık M. T.’nin sanığı sohbetlerde en son 2011 yılında gördüğünü belirttiği, tanık A. ile K.’nin beyanlarının da sanığın sohbetlere katıldığına ilişkin olduğu, fakat sohbetlere katılma tarihinin 17/25 Aralık sürecinden önce 2010 yıllarına ilişkin olduğu ve bu süreçten sonra sanığın sohbetlere katıldığını görmediklerini beyan ettikleri ve yine tanık A.nın sanığa ilişkin işçi grubu sorumluluğu şeklindeki beyanlarının da görgü, bilgiye dayalı olmayıp, tahminen söylediğini belirtmesi neticesinde sanığın 17/25 Aralık sürecinin 3 yıl öncesinde en son 2011 yılında sohbetlere katıldığının istikrarlı tanık beyanlarından anlaşıldığı; sanığın 2013 yılının öncesinde katıldığı anlaşılan sohbetlerde örgütle alakalı önemli bir kararın alındığı veya örgütle alakalı önemli bir faaliyetten bahsedildiği hususunda bir iddia, bilgi belge olmayıp, sanığın bulunduğu ortamlarda ByLock yükleme, Bank Asyada hesap açtırıp talimatla para yatırma gibi talimatların verilmiş olduğuna dair bir iddianın ve tanık beyanının da bulunmadığı, tüm bu hususlardan dolayı tanıkların istikrarlı ve birbirinin doğrulayan beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanığın 2013 yılı öncesinde iştirak ettiği sohbetlere dini saikler taşıyarak katıldığının değerlendirildiği, çünkü sanık hakkında yapılan araştırmalarda örgüte ait kriptolu haberleşme programlarından herhangi birini kullanmadığı, kod adı kullanmadığı, örgüte müzahir otellerde ve kurumlarda kaydının olmadığı, örgüte yardım maksadıyla himmet vermediği, şüpheli bir yurt dışı hareketinin olmadığı, evinde ele geçen yasak bir yayının bulunmadığı, sanıktan el konulan dijital materyallere ilişkin düzenlenen raporda bir suç unsuruna rastlanmadığı, sanığın talimat tarihinden çok uzun süre önce açtırdığı Bank … hesabında sanığın savunmasıyla çelişen şüpheli bir durumun bulunmadığı ve hesabın açıldığı 2009 tarihinden 2016 yılının Temmuz ayına dek süregelen kullanımını gösteren rutin bankacılık işlemlerinin bulunduğu, ayrıca sanığın diğer bankalara ait hesaplarını da kullanıp Bank … hesabına Havale – EFT şeklinde para gönderip hesabını kullandığı ve 2009 yılından 2016 yılına dek açtırdığı katılım hesaplarının da bulunduğu anlaşıldığından bu hususun örgütsel mahiyette şüpheli olarak değerlendirilmediği, aksine mezkur bankanın TMSF’ye devrinden sonra dahi örgüt liderinin bankadaki paraların çekilmesine yönelik talimatına aykırı şekilde sanık tarafından işlem yapıldığının ve hesabında paranın bulunduğun görüldüğü, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas 2017/5155 sayılı kararı da gözetilerek sanığın çoğunluğu kamuoyu nezdinde örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan, hukuki kılıflarla kamu görevlileri ve sivil şahıslara yönelik bir kısım operasyonlara başlandığı ve legal görünümlü illegal bir örgüt olduğunun halk nezdinde de anlaşılmaya başlandığı 2013 yılının 2 yıl öncesinde katıldığı örgütün düzenlemiş olduğu sohbetlerin, Zaman Gazetesi aboneliğinin ve örgüte müzahir Kimse Yok Mu Derneğine yaptığı bağışların

sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği hususunda tam bir vicdani kanaat hasıl olmuş olup tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt üyeliği kanaati oluşturacak örgütsel eylemleri işlediği konusunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve net bir kanı hasıl olmayıp suçu işlediği sabit olmadığından, sanığın üzerine atılı TCK’nın 314/2, 53/1, 58/9, 63 üncü maddeleri, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, 7/1 maddeleri uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK’nın 223/2-e maddeleri uyarınca beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, karar gerekçelerine göre Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/1133 Esas, 2019/1440 sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.