Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2023/10332 E. 2023/7460 K. 19.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10332
KARAR NO : 2023/7460
KARAR TARİHİ : 19.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/155 E, 2020/93 K.,
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Yargıtay 16 Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/6676 Esas, 2021/4229 Karar … ilamı ile sanık yönünden verilen Onama kararının kararının kaldırılması ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın bozulması
İTİRAZA KONU KARAR : Sanık yönünden 5271 … Kanun’un 302/1 inci maddesi uyarınca verilen temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına dair Yargıtay 16.Ceza Dairesinin (kapatılan) 16.06.2021 tarihli ve 2020/6676 Esas, 2021/4229 Karar … ilamı,
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2020/6676 Esas, 2021/4229 … Kararına karşı 5271 … Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 … Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2023 tarihli ve KD- 2023/33087 … lehe itirazı üzerine dava dosyası aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, incelendi gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2023 tarihli ve KD-2023/33087 … itirazı:
‘…İtiraza konu uyuşmazlık; sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı, buna bağlı olarak eylemin bütün halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir…
b) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık hakkında mahkumiyete esas alınan tüm tanık beyanlarının 17-25 Aralık 2013 tarihinden öncesine ait olduğu ve tanık anlatımlarından sanığın örgütle ilişkisinin silahlı terör örgütüne üye olduğunu gösterir nitelik ve boyutta olmadığının anlaşıldığı, sanığın Aktif-Sen sendikasına üyeliği ve beğeni şeklindeki sosyal medya paylaşımlarının ise tek başına silahlı terör örgütüne üye olma suçu için öngörülen çeşitlilik ve yoğunluk boyutuna ulaşmaması bu haliyle sanığın 17-25 Aralık 2013 tarihten sonra süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren faaliyetlerinin veya örgütle organik bağını ortaya koyar nitelikte eylemlerinin bulunmadığı, sanığın örgütle irtibatının sempatizanlık düzeyini aşıp hiyerarşik yapıya girdiği husunda her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, hukuka aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık … lehine 5271 … Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. İtirazımızın kabulü ile,
2. Yargıtay 16 Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/6676 Esas, 2021/4229 Karar … … onama kararının kaldırılması,
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.02.2020 tarihli, 2018/155 Esas 2020/93 Karar … sanık … hakkındaki silahlı terör örgütüne üye suçuna ilişkin kararının itirazımıza binaen bozulması,
4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 … Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,…’
Talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2009 tarihli ve 212-67, 11.04.2006 tarihli ve 55-115, 22.2.1988 tarihli ve 18 … ve 22.10.2013 tarihli 2012/1298 Esas ve 2013/418 … Kararlarında da izah edildiği üzere, gerek yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gerekse özel dairelerin, itiraza gelinen sanık ve suç ile ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gösterilen itiraz nedenleriyle bağlı olmadan inceleme yapabilecekleri yönünde gelişen müstekar uygulama doğrultusunda vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 K. … kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2015/3 E, 2017/3 K. … kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf. 383 vd.)
Örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Diğer taraftan, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen “bilerek” ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir (Prof. Dr. … ÖZGENÇ, Suç Örgütleri, 7. Baskı, s. 38-39). Buradaki “yardım eden” kişi, örgütün hiyerarşik yapısı içinde olmayan kişidir. Başka bir ifadeyle, “yardım eden” kişinin örgüt üyesi olmaması gerekir. Dolayısıyla da 5237 … Kanun’un 220/7 nci maddesi anlamında yardımdan söz edilebilmesi için yardımın örgüt üyeliği seviyesinde olmaması gerekir. Bir kişinin örgüt üyeliği seviyesinde olmaksızın örgütün genel amacı yönünde gerçekleştirilen faaliyetlere yardımda bulunması ise 5237 … Kanun’un 220/7 inci maddesi kapsamında değerlendirilir.
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 … Kanun madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (5237 … Kanun madde 30/1). 5237 … Kanun’un, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek, somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 … Kanun’un 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar … dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa’ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 5237 … Kanun’un 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmaya göre, örgüt sempatizanı olduğunda kuşku bulunmayan sanığın anılan örgütün nihai amacının kamu oyunca da bilinebilir hale gelmesinden sonra örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığını gösteren yeterli faaliyet ve olguların ortaya konamamış olması karşısında, sanığın hukuki durumunun 5237 … Kanun’un 30/1 maddesi kapsamında değerlendirilerek beraati yerine, müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyecek olay ve olgulara hukuki değer atfedilmek sureti ile delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi hukuka aykırı olduğundan itirazın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 … Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2020/6676 Esas, 2021/4229 Karar …, onama ilâmının sanık yönünden KALDIRILMASINA, ilamın diğer bölümlerinin aynen muhafazasına,
3. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 … Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 … Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. HUKUKÎ SÜREÇ
1) Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.06.2017 tarihli ve 2016/474 Esas, 2017/180 Karar … kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 … … Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 … Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 … Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin 9 fıkrası delaleti ile aynı maddenin 6 ve 7 inci fıkraları, 5275 … Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 108 inci maddesinin 4 üncü fıkrası ve 5237 … Kanun’un 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.02.2020 tarihli ve 2018/155 Esas, 2020/93 … Kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının, 5271 … Kanunun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca, ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
3) Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.10.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Yargıtay 16.Ceza Dairesine tevdi edilmiştir.
4) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (kapatılan) 16.06.2021 tarihli ve 2020/6676 Esas, 2021/4229 … ilamıyla sanık yönünden, müdafinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, 5271 … Kanun’un 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına, karar verilmiştir.
5) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2021 ve 25.03.2022 tarihli yazıları ile süreçte sanık /hükümlü vasisinin yapmış olduğu itiraz başvuruları, 5271 … Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca karara itirazı gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığından reddedilmiştir.
6) 29.09.2021 tarihinde yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan ve cezasını infaz eden hükümlünün dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.05.2023 tarihli İtirazname ile Daireye tevdi edilmiştir
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın örgüte üye olma kastının bulunmadığına,
2. Atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına,
3. Mahkumiyete yeterli delil bulunmadığı halde suçta ve cezada kanunilik ilkesi de dikkate alınmadan delillerin değerlendirilmesinde hata yapılmak sureti ile yetersiz gerekçeyle karar verildiğine,
4. Koşulları oluştuğu halde 5237 … Kanun’un 62 inci maddesinin uygulanmayarak fazla ceza tayin edildiğine,
5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Gerekçeli kararda alt sınırdan ayrılmak sureti ile ceza tayin edildiği belirtilmesine rağmen hüküm kurulurken alt sınırdan temel cezanın tayin edilmesini aleyhe istinaf bulunmadığından duruşma açılması sebebi olarak sayılmadığı; hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesinin doğrudan ve yalnızca 5237 … Kanun’un 58/9 uncu maddesi olarak gösterilmemesini de mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edildiğine işaret olunmak sureti ile, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları itirazın değerlendirilmesi bölümünde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa’ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 5237 … Kanun’un 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmaya göre, örgüt sempatizanı olduğunda kuşku bulunmayan sanığın anılan örgütün nihai amacının kamu oyunca da bilinebilir hale gelmesinden sonra örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığını gösteren yeterli faaliyet ve olguların ortaya konamamış olması karşısında, sanığın hukuki durumunun 5237 … Kanun’un 30/1 maddesi kapsamında değerlendirilerek beraati yerine, müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyecek olay ve olgulara hukuki değer atfedilmek sureti ile delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.02.2020 tarihli ve 2018/155 E,, 2020/93 K., … Kararının, sanık yönünden ilgili hükmünün, 5271 … Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, (İtirazname’ye uygun olarak) oy birliğiyle BOZULMASINA, hükmün diğer bölümlerinin aynen muhafazasına,
Bozma sebebine nazaran mağduriyete sebep olunmaması bakımından, 5275 … Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98 ve müteakip maddeleri gereğince sanık … hakkındaki hükümlerin İNFAZININ DURDURULMASINA, başka suçtan hükümlü ve tutuklu değilse TAHLİYESİNE ve salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının sanık yönünden, 5271 … Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.10.2023 tarihinde karar verildi.