YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2231
KARAR NO : 2023/2259
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2021 tarihli ve 2020/77 Esas, 2021/68 sayılı Kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi ve beşinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 8 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.11.2021 tarihli ve 2021/374 Esas, 2021/1146 sayılı Kararı ile, sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Bölge adliye mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.12.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:
1. Sanığın bu yapının terör örgütü olduğunu bilmesinin mümkün olmadığına,
2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3. ByLock deliline kanıt olarak gösterilen kayıtların çelişkilerle dolu olduğuna, yasal olmayan yöntemlerle elde edildiğine,
4. ByLock kullanmanın otomatik olarak örgütsel amaçla kullanıldığı anlamına gelmeyeceğine,
5. TCK’nın 30. maddesinin uygulanması gerektiğine,
6. Sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmasına rağmen temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
7. Sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, ilişkindir.
III- OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın … numaralı GSM hattı üzerinden 2729 ID numarası ile 11.08.2014 ilk tespit tarihli ByLock kullandığının belirlendiği, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında tespit edilen GSM numarasının: “…1153”, kullanıcı profil bilgilerinde ise ID’nin: “2729”, kullanıcı adının: “orhan34”, uygulama giriş şifresinin: “Honda.2007” olduğu, …1153 numaralı GSM hattı ile sanık tarafından Sahibinden, Aydınlı Grup, Burger King, Dominos, Moda Nisa isimli şirketlerde üyelik kaydının oluşturulduğu, uygulama giriş şifresinin sanığın 2007 model Honda aracı ile uyumlu olduğu, kullanıcı adında yer alan 34 sayı grubunun sanığın ikamet ettiği il olan İstanbul ile uyumlu olduğunun belirtildiği,
Tanık V.D.’in talimatla alınan beyanında özetle; sanık …’ı 2007-2012 yılları arasında Bolu iline gelip gitmesi sebebiyle tanıdığını, sanıkla tanıştığı yıllarda terör örgütü ile iltisaklı özel bir okulda öğretmenlik yaptığını, bu esnada sanıkla tanıştığını, kendisiyle mahrem yapıda bulunan öğrencilerin durumu hakkında görüştüklerini, yaptıkları toplantılar esnasında oluşan sohbet ortamı sebebi ile bu tür konuşmaları yaptıklarını, sanığın örgütte gezici olarak faaliyet yürüten kişilerden olduğunu, örgütte gezici olarak tabir edilen kişilerin örgüte yerleşen öğrencilerin genel olarak belirli periyotlarla takibini yaptığını, yine örgüt faaliyetlerinden çıkmak isteyen kişilerin de örgütte kalmaları için gerekli takibi yaptıklarını, sanığın kendisini öğretmen olarak tanıttığını, …’ın amcasının oğlu olduğunu başka kimselerden duyduğunu, sanığın kendileri ile faaliyetler konusunda görüşmek için 3-4 ayda bir ziyarete geldiğini, ziyaretlere geldiği esnada sadece okulun öğretmenler odasında v.b. yerlerde görüştüklerini, kendisi ile özel olarak bir yere ziyarete ya da toplantıya katılmışlığının olmadığını, sanığı en son ne zaman ve nerede gördüğünü tam olarak hatırlamadığını beyan ettiği,
Sanık …’ın aşamalarda alınan savunmalarında özetle; daha önce kollukta ayrıntılı savunma ve teşhis işlemi yaptığını, bildiği kişileri ve görevlerini anlattığını, önce ev imamlığı, sonrasında BTM’lik, ardından ile talebe mesullüğü, sonrasında gezici yapılanması içerisinde yer aldığını, yaklaşık 25 yıl söz konusu örgütün içerisinde bulunduğunu, 100’e yakın isim teşhis ettiğini, 15 Temmuz’dan sonra bu örgütün yapısını ve durumunu öğrendiğini, bildiği her şeyi anlatarak devlete yardımcı olduğunu beyan ettiği, sanığın gerek soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan örgüt içerisinde bulunduğuna ve faaliyetlerine dair beyanları, gerekse de dosya içerisindeki yukarıda belirtilen bilgi ve belgeler, tespitler göz önüne alındığında sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk kriterlerine uyması nedeni ile sanık yönünden silahlı terör örgütü üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğunu, sanığın rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu örgütle organik bağ kurup faaliyetlerde bulunmak suretiyle “FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olma” suçunu işlediği kanaatine ulaşıldığını,
Bu açıklamalar ışığında sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde; sanık …’ın kovuşturma aşamasında pişmanlık göstererek örgüt ile ilgili bildiklerine, eylemlerine ve örgütün faaliyetlerine ilişkin anlatımlarda bulunduğunu, bu anlatımların TCK’nın 221/3. maddesi çerçevesinde değerlendirilebilecek örgütü çökertecek nitelikteki bilgiler olmadığına, ancak sanık hakkında TCK’nın 221/4. maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık …’ın üzerine yüklenen dosya içerisindeki yukarıda belirtilen bilgi ve belgeler göz önüne alındığında eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk kriterlerine uyması nedeni ile silahlı terör örgütü üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğuna, yukarıda sübutu kabul edilen eylem ve faaliyetlerine göre “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği anlaşıldığından, eylemine uyan TCK’nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, meydana gelen tehlikenin ağırlığı (sanığın tespit edilebilen ByLock yazışma içerikleri ve tanık beyanları göz önüne alındığında sanığın örgüt hiyerarşisi içerisindeki konum ve durumu, örgüt içerisinde geçirdiği süre ile suç işleme kastının yoğunluğu ile nazara alınarak) adalet ve nesafet ilkeleri göz önüne alınarak alt sınırdan ayrılarak ceza tertibinin dosya kapsamı ile uygun olacağı anlaşılmakla sanığın takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına, sanığın yakalandıktan sonra etkin pişmanlık göstererek örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin bilgiler verdiği anlaşılmakla hakkında pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İncelenen dosya kapsamında ve gerekçeye göre, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişileştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
3.Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, sanığın etkin pişmanlıkta bulunarak aşamalardaki ikrara dayalı savunmasına ve bu beyanlarıyla uyumlu tanık beyanına göre; örgüt yapılanmasında içerisinde ev imamlığı, BTM’lüğü, talebe mesullüğü ve sonrasında “Gezici” adı verilen ve mahrem yapılanma içerisindeki öğrencilerden sorumlu olarak faaliyet gösteren, 2729 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna, dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a)Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
b)Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve TCK’nın 221/4-2. cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun olarak, örgütün yapısı, faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili faydalı bilgiler verdiğinin mahkemesince de delil ve olgulara uygun olarak kabul edildiğinin anlaşılması karşısında, belirlenen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören TCK’nın 221/4-2. cümle maddesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun üst hadde yakın adil oranda bir indirim yapılması gerekirken, dosya kapsamı ile uyuşmayan ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden …. Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.11.2021 tarihli ve 2021/374 Esas, 2021/1146 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.