YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4548
KARAR NO : 2023/4702
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2018/53 Esas, 2020/121 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası gereğince davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/122 Esas, 2021/1329 sayılı Kararı ile, sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.01.2023 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … Rashid … müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine;
2. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
Sanık … Aynalı müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine;
2. Sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine;
3. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince, “Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 12.07.2018 tarihli 2018/1348 Esas – 2018/2433 sayılı ve 18.04.2017 tarihli 2017/791 Esas – 2017/3953 sayılı kararlarında, haklarında Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan soruşturma ve dava bulunana kişileri örgüt üyelerini menfaat karşılığı yurt dışına yasa dışı yollardan geçirmeye çalışmak eyleminin Göçmen Kaçakçılığı Yapma ve Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme Suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Terör Örgütüne Bilerek İsteyerek Yardım Etme suçunun unsurlarının oluşabilmesi için sanığın yasa dışı yollarla yurtdışına çıkarmak istediği kişinin örgüt üyesi olduğunu bilmesi ve bu kişinin örgüte katılmasını sağlamak için eylemini gerçekleştirmesi gerektiği, her iki suçun unsurlarının gerçekleşmesi halinde TCK 44 üncü maddesi uyarınca fikri içtima hükümleri uyarınca ceza tayin edilmesi gerektiği açıklanmıştır.
İddianamede genel olarak göçmen kaçakçılarının, terör örgütü üyesi olan yurt dışına kaçmak isteyen kişilerden diğer göçmenlere nazaran daha yüksek ücret talep etmeleri nedeniyle, haklarında örgüt ile ilgili dava bulunan kişilerin, örgüt üyesi olduğunu bildikleri değerlendirilmesinde bulunularak, bu kişileri menfaat karşılığı yasa dışı yollardan yurt dışına çıkarmaya çalışmak eylemleri nedeniyle Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçundan cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmıştır. Sanıkların yasa dışı yollarla yurtdışına çıkarmak istedikleri kişilerin hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye olmak suçundan soruşturma ve dava bulunduğunu, örgüt üyesi olduklarını bildiklerine ayrıca bu kişilerin örgüte katılmalarını sağlamak için eylemlerini gerçekleştirdiklerine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığından, sanıkların eyleminin Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçunu oluşturmadığı kabul edilmekle, eylemin Göçmen Kaçakçılığı Yapma suçu kapsamında kaldığı, aynı fiil nedeniyle sanıklar hakkında … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/166 esas- 2018/351 ve SSÇ hakkında … 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/180 Esas 2018/394 karar dosyası üzerinden verilmiş hüküm bulunduğu” gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkında;
Yargılama giderleri 5271 sayılı Kanun’un 324 ila 330 uncu maddeleri arasında düzenlenmiş olup, yargılama giderlerinin kapsamı 325 inci maddedeki düzenleme ile kural olarak, hakkında “cezaya veya güvenlik tedbirine” hükmolunması halinde sanığın yargılama giderlerinden sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanunun “beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi halinde gider” başlıklı 327 nci maddesindeki düzenleme ise açıkca anlaşılacağı üzere, yalnızca “beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı” kararları verilmesi halinde yargılama giderlerinin kimden ve ne şekilde tahsil edileceği konusuna ilişkin istisnai bir hükümdür.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması” başlıklı 168/3 üncü maddesi ile bu maddeye uygun olarak düzenlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ceza davalarında ücret başlıklı 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasının “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir” şeklindeki düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde; yargılama giderinin ne olduğunu, kime, hangi hallerde ve ne şekilde yükletileceğine ilişkin kuralın yanında düzenlenen istisnai hükümlerin kıyas yolu ile genişletilmesi mümkün değildir. 5271 sayılı Kanun’un 327 nci maddesi, başlığında hükmü, beraat ve ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen kararlar yönünden istisnai olarak saymış ve sınırlamıştır. 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca “Ret” kararı verilmesi halinde 327 nci maddesinin kıyas yolu ile uygulama olanağı da bulunmadığından, kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi olanaklı olmadığından; sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/122 Esas, 2021/1329 sayılı Kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.