YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13522
KARAR NO : 2008/16029
KARAR TARİHİ : 06.10.2008
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; tarafların 2007 yılında evlendikleri, davacı kadının 5 aylık hamile olduğu, evlendiklerinde davalı kocanın ailesinin alt katında bir ev döşendiği, ancak davacı ve eşinin kendi evlerinde hiç kalmadıkları, aile baskısı nedeniyle kayınvalide evinde kaldıkları, hatta hep birlikte aynı odada yattıkları, bu durumdan rahatsız olan davacının baba evine döndüğü ileri sürülerek, geçimini sağlamak için geliri bulunmayan davacı lehine tedbir nafakasına hükmedilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; dava sırasında dünyaya gelen müşterek çocuk için 150 YTL nafakaya hükmedilmiş davacı yönünden ise yanlar arasında herhangi bir sorun bulunmadığı, davacı ile kayınvalidesi arasında sorun yaşandığı, davacının eşinin ailesi ile ayrı odada yattığına dair görgüye dayalı tanık beyanlarının bulunmadığı, dolayısıyla aynı yaşamda haklılık iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafına temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu gereğince, eşler evlilik birliğini beraberce yürütür ve yönetirler. Oturdukları konutu da birlikte seçerler. (TMK.md.186) Aile Konutu ise; eşlerin ve varsa çocuklarının bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdikleri alandır.
Somut olayda; tarafların, davalının ailesinin konutu dışında ayrı bir evlerinin bulunduğu sabit ise de, davacı kadının kendi evinde değil kayınvalideye ait evde oturmaya burada yiyip içmeye zorlandığı, hatta kendi evine ait anahtarların dahi ona verilmediği, birinin davalı eşte diğerinin ise kayınvalide de bulunduğu, davacının kendi evine istediği saatlerde girip çıkmadığı davacı tanıklarının beyanları ile anlaşılmaktadır. Bu sorunların daha ziyade kayınvalidenin olumsuz tutumundan kaynaklandığı mahkemece kabul edilmiş ise de, davalı koca da bu duruma sessiz kalmak suretiyle ortak yaşamın sürdürülmesi konusunda gerekli özeni ve sorumluluğu göstermemiştir.
O halde olayların akışı karşısında davacı kadının ayrı yaşamda haklı olduğu kabul edilerek, tarafların sosyal ve ekonomik durumları uyarınca davacı için uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile istemin tümden reddi doğru olmayıp, davacı tarafın bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Davalı tarafın temyiz itirazı yönünden ise; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2.maddesi uyarınca nafaka davalarında reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti hükmedilemeyeceğinden temyiz istemi yerinde olmayıp, reddi gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.