Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2009/16914 E. 2010/1068 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16914
KARAR NO : 2010/1068
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 37.714 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, kök muristen intikal eden taşınmazın tümüyle davalı paydaşlar tarafından kullanıldığı, davacının yararlandırılmadığı ileri sürülerek ecrimisil istenilmiş; mahkemece, dava konusu taşınmazda davacının da bir süre ikamet ettiği sonradan daha iyi koşullarda yaşamak için boşalttığı, elbirliği mülkiyetinde belirgin bir hisse kullanımın da olamayacağı gerekçeleriyle istemin reddine karar verilmiştir.
Ecrimisile konu edilen taşınmazda taraflar paydaştır.
Paydaşlar (kural olarak) intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler.
Ancak, bu kuralın birtakım istisnaları vardır ki bunlar; ecrimisil istenen taşınmazın fındıklık, çayır gibi (kendiliğinden) doğal ürün veren ya da hukuksal semere getiren işletme, fabrika gibi yerler ile elde edilen kira gelirinin talep edilmesi paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılmış bulunması halleridir.
Bu ayrık durumlarda intifadan men koşulu aranmaz. Sözü edilen davaların açılmış olması durumunda ise, o dava dilekçesinin davalı paydaşlara tebliğ edildiği tarihten sonrası için intifadan men koşulu gerçekleşmiş sayılır.
Somut olayda dava konusu taşınmaz tapu kaydında arsa niteliğinde olmasına rağmen üzerinde mesken niteliğinde yapılar olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının bir süre taşınmazdan yararlandığı ihtilafsız ise de bu yararlanmanın sona ermesinin, davalıların yararlanmaya engel olmalarından mı (intifadan men) yoksa … ile mi olduğu hususunda tanık beyanları kanaat oluşturmaya yeterli olmadığı halde mahkemenin intifadan men yok yönündeki kabulü eksik inceleme ve delillerin yanılgılı değerlendirmesine dayalı olup doğru görülmemiştir.
Kaldı ki, davacı ve davalılar arasında öteden beri süregelen ihtilaf bulunduğu iddiası araştırılmadığı (tanıklardan bu yönde açıklama istenmediği vs.) gibi, taraflar arasında görülen izale-i şuyu davasının da varlığı gözetilmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş taraf savunmaları doğrultusunda tüm deliller toplanıp incelenmeli, intifadan men olgusunun başlangıcı hususu kesin olarak saptanmalı (gerekirse yemin delili hatırlatılmalı) davalıların kullanım durumları, binaların kök muristen intikal edip etmediği hususları ayrıntılı olarak araştırılmalı, varılacak uygun sonuç çerçevesinde hangi tarihten itibaren hangi yer için ve davalılardan kimin sorumlu olduğu da belirtilerek ecrimisil miktarını belirlemeleri için bilirkişilerden ek rapor alınmalı, rapor denetlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.