Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2009/17715 E. 2010/1871 K. 11.02.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 14:10
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17715
KARAR NO : 2010/1871
KARAR TARİHİ : 11.02.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali (ıslah ile saklı pay oranında tenkisi) istenilmiştir. Mahkemece davanın ve ıslah talebinin reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların müşterek murisin 09.06.2002 tarihli vasiyetnamesi ile tüm malvarlığını davalı oğullarına bıraktığını, vasiyetnamenin yapılış ve içerik açısından hatalı olduğunu, davacının saklı payının ortadan kalktığını, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte ağır derecede rahatsız olduğunu belirterek vasiyetnamenin iptali ile mirasın tüm kardeşlere eşit oranda taksimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan Yargılama sonucu, Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan raporda vasiyetçinin fiil ehliyetine haiz olmadığının belirtildiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün davalı vekilince temyizi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 02.06.2008 tarih 2007/9397 -2008/7794 ... kararı ile; raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulundan karar alınmak suretiyle giderilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamı uyarınca Adli Tıp Genel Kurulundan vasiyetçinin fiil ehliyetine haiz olduğu yönünde rapor alınmış, davacının 20.07.2009 tarihli ve “davanın ıslahı ile saklı payının davacıya ödenmesine” ilişkin talebi, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı belirtilerek reddedilmiş, davanın da reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davacı vekili dilekçesinde; “davacının saklı payının ortadan kalktığını” belirtmiştir. HUMK 74 ve devam maddeleri ile 04.06.1938 gün 15/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da Hakimin görevidir. Diğer bir anlatımla; hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalarla ve netice-i talepleriyle bağlı olduğu, dayanılan kanun hükümleriyle ve tarafların buna dayalı tavsifleriyle bağlı olmadığı, sonucu olarak da kanunları re’sen uygulamakla yükümlü bulunduğu öğreti ve uygulamada tartışmasız kabul edilmiştir.
Bu durum karşısında, dava dilekçesinde saklı paya dolayısı ile tenkise ilişkin talep de bulunduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle karar verilmesi gerekirse, yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.