Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2009/19193 E. 2010/3224 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19193
KARAR NO : 2010/3224
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5.082,66 TL.alacağın tahsili için girişilen takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davalı tarafça davacı aleyhine 4.000 TL asıl alacak ile 1.082,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.082,66 TL alacak için icra takibi başlatıldığını, ancak davacının davalıya böyle bir borcunun bulunmadığı gibi takipte yasal faizin de üzerinde faiz talep edildiğini … sürerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında ise; tarafların anlaşması üzerine davacının, taşınmaz satımı için daha önceden hazırlanan sözleşmeyi imzaladığını, bu aşamada sözleşmede yazılı olan kaporanın davacıya ödenmediğini, daha sonra taşınmazın satışına aracılık eden emlakçı … …’ün davalıdan aldığını belirttiği 2.000 TL kaporayı davacıya verdiğini, davacının icra takibinden önce temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz talep edilmesinin yasal olmadığını bildirmiştir.
Davalı …, davacıya ait taşınmazın kendisine satılması için emlakçı … … aracılığı ile sözleşme yaptıklarını, davacıya 4.000 TL kaparo verdiğini, ancak taşınmazı bir başkasına satan davacının kaporayı iade etmediğini savunmuş, davalı vekili ise davacının tazminata mahkûm edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davalının davacıya ait taşınmazı dava dışı … lakaplı kişi adına almak üzere emlakçı … aracılığı ile anlaşmaya vardığı, taraflarca imzalanan sözleşmede davalının 4.000 TL kaparo verdiğinin belirtildiği gibi satıştan vazgeçilmesi halinde kaporanın iade edilmeyeceği konusunda bir hüküm bulunmadığı, davalının 4.000 TL ödeme yaptığına dair yemin ettiği, davacının kaporayı almadığına dair iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait tapulu taşınmazın “Kiralayan ve Satıcı Sözleşmesi” başlıklı adi senetle satışının kararlaştırılmasından kaynaklanmaktadır. Bir taşınmaz malın veya payının mülkiyetinin başkasına devri ya da devir vaadini öngören sözleşmelerin geçerli sayılması BK 213, Tapu Kanunu 26 ve TMK 706. maddeleri uyarınca resmi şekilde yapılmasına bağlıdır. Burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir ve doğrudan gözönünde tutulur. Taraflar arasındaki sözleşme resmi şekilde düzenlenmemiş bulunduğundan hukuken geçerli değildir. Geçerli olmayan taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle taraflar ancak verdiklerini haksız iktisap kuralları uyarınca geri isteyebilirler. Davacı, emlakçi … tarafından önceden hazırlanan sözleşmeyi imzaladığı sırada kaporanın verilmediğini, davalının daha sonradan sözleşmede imzası bulunmayan emlakçı …’e 2.000 TL verdiğini, geriye kalan 2.000 TL nin ise verilmediğini … sürmektedir. Davalı ise, sözleşmede yazılı kaporayı davacıya verdiğini savunmuş ise de, yemininde kaporayı emlakçı …’e verdiğini bildirmiştir. Bir başka anlatımla davalı, … ettiği yeminle sözleşmedeki kaporanın teslimine ilişkin olgunun gerçek olmadığını kabul etmiştir. O halde mahkemece, takibe konu asıl alacağın davacı tarafça alındığı kabul edilmeyen 2.000 TL lik kısmı hakkındaki davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmesi doğru değildir.
Öte yandan, BK. nun 101. maddesi uyarınca davacının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmediğinden, dava ve takip konusu işlemiş faiz hakkındaki davanın kabulü yerine tümden reddi usul ve yasaya uygun değildir.
Bundan ayrı, taraflar arasında akdi faiz yönünden herhangi bir sözleşme bulunmadığına göre takip tarihinden itibaren işleyecek faiz oranı hakkındaki uyuşmazlığın talep de gözetilerek 3095 Sayılı kanunun 1/1 maddesi hükmü uyarınca çözümlenmesi gerekir. Mahkemece bu yön düşünülmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.