Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2009/19306 E. 2010/981 K. 28.01.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 14:47


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19306
KARAR NO : 2010/981
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, kadimden beri davalılar ve davacıların 1/2 hisseli olarak kullanımında bulunan suyun tamamını davalıların kendi ev ve bostanlarına çevirerek davacılara ait 1/2 hisseye müdahale edip faydalanmalarını engelledikleri, dava konusu suyu kendi ev ve arazilerine akıttıklarını belirterek dava konusu suda 1/2 hisselerine yapılan müdahalenin önlenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar cevabında, dava konusu suyun kendilerine ait olduğunu, davacıların suyuna herhangi bir müdahalede bulunmadıklarını, suyun kendilerine ancak yettiğini, davacıların yerlerinin yakınında bulunan çeşmeyi onarmaları halinde bu sudan davacıya vermeyi kabul etmediklerini belirterek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, genel su niteliğindeki suyun öncesinde taraflarca ortak kullanıldığı, her ne kadar davalıların suyun akmasını önlemek gibi bir müdahalesi yoksa da, davacıların yerlerinin yakınındaki yıkık çeşmeyi onarıp bu sudan almasına izin vermedikleri, genel sudan herkesin ihtiyacı oranında yararlanacağı gerekçe gösterilerek davalıların "ihtiyaçlarından fazla" suya yaptıkları müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 389.maddesine göre "verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet açık ve sarih yazılmalıdır" hükmü yer almaktadır. Maddeye göre hüküm fıkrasının açık ve infaz edilebilir olması gerekir.
Mahkemece; taraflar arasında suyun önceki kullanım biçimi ihlal edilmeyecek şekilde ve yarı oranında kullanıldığı ihtilaf konusu olmadığına göre davacının bu oranda yararlanmasına imkan verecek şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu gibi infaz kabiliyeti olmayan şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.1.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.