YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/20073
KARAR NO : 2010/3365
KARAR TARİHİ : 02.03.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeni ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, murisin vasiyetnameyi düzenlediği tarihte temyiz kudretinden yoksun olduğunu beyan ederek, vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, zamanaşımı itirazında bulunmuşlar, mahkeme ise bu itirazı dikkate alarak, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, hukuki ehliyetsizlik nedeni ile vasiyetnamenin iptali talebine ilişkindir. … Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1/2, 17.nci maddesi hükümlerine göre ihtilafın çözümünde 743 sayılı MK. hükümleri uygulanacaktır.
743 sayılı MK’nun 501/1 maddesinde “iptal davası, müddeinin tasarrufu ve butlanın sebebine muttali olduğu günden itibaren bir sene ve herhalde vasiyetnamenin açılması tarihinden itibaren beş sene geçmekle mürunu zamana uğrar” denilmiştir. BU durumda kural olarak vasiyetnamenin açılmasından (MK.536) başlayarak beş yıl içinde dava açılmaz ise artık ölüme bağlı tasarrufun iptali istenemeyecektir. Hak sahibinin vasiyetnamenin açılmasını öğrenememiş olması zamanaşımını etkilemez. Dava açacak kişi öğrenmeme hususunda ister kusurlu, isterse kusursuz olsun süre herhalde vasiyetnamenin açıldığı günden başlayacaktır.
Ancak 743 sayılı MK’nun 501/1.fıkrasının son cümlesinde ”Tasarrufun butlanı gerek kanuna muhalefet ve adabı umumiyeye aykırılıktan gerek ehliyetsizlikten neşet etsin, sui niyet sahibi olan davalıya karşı iptal davası, ancak otuz senenin geçmesi ile sakıt olur” hükmü getirilmiştir. Bu 30 senelik zamanaşımı süresinin olaya uygulanabilmesi için iptal sebebinin ehliyetsizliğe (MK.499/1) veya hukuka ya da ahlaka aykırılığa (MK.499/3) dayanması ve davanın da kötü niyetli olması gerekir.Öğretide bir kimsenin ölüme bağlı tasarrufta bulunanın ehliyetsiz olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği halde ölüme bağlı tasarruftan yararlandığı takdirde kötü niyetli sayılması gerektiği görüşü benimsenmektedir.
Davacı taraf davasında; vasiyetname düzenlediği esnada murisin ehliyetsiz olduğunu, dolayısı ile de vasiyetname düzenlenmesinde davalıların kötü niyetli olduğunu iddia ettiği halde; mahkemece bu yönde taraf delilleri toplanmamış araştırma ve inceleme yapılmamış ve dolayısı ile MK.nun 501/1.maddesi son cümlesi doğrultusunda bir değerlendirme yapılmamıştır.
Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gereğince, inceleme yapılarak murisin vasiyetnameyi düzenlediği sırada, hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığının saptanmasından sonra, hukuki ehliyetinin bulunmadığının anlaşılması halinde, bu durumun torunları olan davalılar tarafından bilinebilecek olması karşısında davlıların kötü niyetli oldukları kabul edilerek, 30 yıllık zamanaşımı süresinin olaya tatbiki, aksi halde yazılı şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmesi gerekirken,eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 2.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.