Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2009/21774 E. 2010/653 K. 22.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/21774
KARAR NO : 2010/653
KARAR TARİHİ : 22.01.2010

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; yanların 2000 yılında evlendikleri, davalı kocanın hiç bir neden yokken 2004 yılında evi terkedip boşanma davası açtığı, boşanma talebinin reddedilip kesinleştiği, davacının kendi ailesi ile oturduğu, işi ve gelirinin bulunmadığı, hiç bir kusurlu hareketi olmamasına rağmen davacının muhtaç durumda yaşadığı ileri sürülerek, aylık 1.500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; boşanma davası açılmakla kural olarak eşlerin ayrı yaşama hakkına sahip oldukları, ancak davanın reddinden sonra tedbir nafakası isteyen eşin boşanma davası açılması nedenleri dışındaki bir nedenle ayrı yaşama hakkının olduğunu kanıtlaması gerektiği, dava konusu olayda ise davacı delillerinin bu durumu kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… Medeni Kanununun 197/2. maddesine göre “Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.” 197/3. maddesinde ise; “Eşlerin biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir” düzenlemesi yer almıştır.
Her ne kadar temyiz isteminin duruşmalı olarak incelenmesi talep edilmiş ise de; davanın niteliği gereğince istemin reddi gerekmiştir.
Davada, ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayalı olarak tedbir nafakası istenilmektedir.
Aleyhine boşanma davası açılan eşin, dava süresince ayrı yaşamda haklı olduğu açıktır. Ancak, davanın reddinden sonra ayrı yaşamın sona erdirilmesi ve birliğin tekrar kurulması gereklidir. Burada birliği tekrar kurma görevi boşanma davası reddedilen tarafa aittir. Somut olayda ise; ilk önce davalı kocanın boşanma davası açtığı, davacının da karşı dava ile boşanma isteminde bulunduğu, ancak her iki davanın da evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ispat edilemediğinden ayrı ayrı reddedildiği anlaşılmaktadır.
Boşanma istemlerinin reddinden sonra yanların bir araya gelmedikleri, birliğin tekrar kurulması için herhangi bir girişimde de bulunmadıkları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ancak, ilk önce boşanma davası açan ve ayrı yaşamı başlatan davalı kocadır. Ayrı yaşamı sona erdirme ve birliği yeniden tesis etme görevi de ona ait olmalıdır. Bu yönde herhangi bir … girişiminde bulunmayan davalının birlikte yaşamdan kaçındığı kabul edilmelidir. Bu durumda, diğer eşin tedbir nafakası isteyebileceği TMK.nun 197/3. maddesinde açıklanmıştır.
O halde yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda davacı eşin birlikte yaşamdan kaçınan davalı eşten tedbir nafakası isteyebileceği gözetilerek, TMK. nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de nazara alınmak suretiyle davacı lehine uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken davanın tümden reddi doğru olmayıp, bozmayıp gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.