YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10246
KARAR NO : 2010/17582
KARAR TARİHİ : 26.10.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 50.000,00 TL alacağın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Islah dilekçesi ile müddeabihin 74.331.00 TL’ye yükseltilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davalı vek.Av. … geldi. Aleyhine temyiz olunan Davacı vek.Av. … … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile davalının kızının 1985 yılında evlendiklerini, evliliklerinin akabinde kirada oturmaları nedeniyle kayınpederi olan davalının kendisine ait arazi üzerine ev yapabileceğini beyan etmesi üzerine; müvekkilinin, davalıya ait … İli, … İlçesi … Mah. 446 parsel üzerine inşaat yaptığını, 1993 yılında başlayan inşaatın 1995 yılında bitirildiğini; müvekkili ile davalının kızı 2006 yılında boşandıklarından, evden ayrılmak zorunda kalan müvekkilinin, kayınpederi olan davalıdan yaptığı evin bedelini ödemesini istediğini; ancak, davalı tarafından bir ödemede bulunulmadığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere, 50.000 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasının aksine, dava konusu inşaatın müvekkili ve ailesi tarafından yaptırıldığını; davacının, bu inşaatın doğramaları ile yer karolarını ve iç kapılarını yaptırdığını, evin tamamını yaptırmadığını; boşanma davası sırasında da evin mutfak dolapları da dahil ne varsa söküp götürdüğünü savunarak; davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, 17.03.2008 tarihli dilekçesi ile dava zamanaşımı def’inde bulunmuş, yargılama aşamalarında tekrar etmiştir.
Mahkemece; “Davalı vekili esasa cevaplarını sunduktan sonra 21.05.2008 havale tarihli dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş, bu dilekçe 26.06.2008 tarihli oturumda davacı vekiline tebliğ edilmiş, davacı vekili 30.06.2008 havale tarihli dilekçesi ile savunmanın genişletilmesine muvafakatları olmadığını açıkça belirtmiştir. Bu durumda, davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen ve davacı tarafça savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu bildirilerek, muvafakatları olmadığı açıkça bildirilmekle davalı tarafın zamanaşımı itirazı değerlendirilmemiştir. Gerekçesiyle” bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, cevap süresi geçtikten sonra 17.03.2008 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Bilindiği üzere zamanaşımı def’i ilk itirazlardan olmayıp, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ise de, cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmesi halinde dinlenebilmesi için savunmanın genişletilmesi itirazıyla karşılaşmaması gerekir.
Somut olayda, davalı vekilinin zamanaşımı def’ine ilişkin dilekçesi 17.03.2008 havale tarihli olup, davacı vekiline 25.03.2008 tarihinde tebliğ edilmiştir. Buna rağmen, davacı tarafça savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmamıştır. Bu iddianın bir sonraki dilekçede tekrarlanması üzerine; zamanaşımı def’inin yerinde olmadığından bahisle cevap verilmiştir; Davacı vekilinin, süresinden sonraki otorumda zamanaşımı def’inin süresinde yapılmadığı hususundaki beyanı hukuki bir değer taşımayacağından, öncelikle mahkemece; davalı vekilinin zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi ve bu hususta olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 750 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.