YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10928
KARAR NO : 2010/11694
KARAR TARİHİ : 01.07.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde itirazın iptali ile icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davalı ticari şirketin kiracı bulunduğu mecura ilişkin kira parasını ödememesi üzerine aleyhine icra takibi yapıldığı, takibe haksız olarak itiraz edildiği ileri sürülerek takibe vaki itirazın iptali istenilmiş, mahkemece, taraflar arasında birinci derece yakın akrabalık ilişkisi bulunduğu gözetilerek tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle takibe konu borcun ödendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, tüzel kişiliği bulunan davalı Limited Şirketin ortaklarından ayrı ve bağımsız bir kişiliğe sahip olduğu ve kural olarak organları marifetiyle temsil edildiği tartışmasızdır(TMK.md.49-50;HUMK.md.39;TTK.md.512/1-540 vd.).
Ayrıca, yine kural olarak uyuşmazlığa konu alacağın miktarı itibariyle yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği de sabittir (HUMK mad. 288).
Bu bağlamda senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz (HUMK md.290).Ancak, usul ve füru arasındaki hukuki işlemler kural olarak tanık ile ispat edilebilir.(HUMK md.293).
Somut olayda, vesayet altına alınan Yaşar ile şirket ortakları olan gerçek kişilerin birinci derecede usul füru (dede-torun) oldukları sabit ise de; taraflar arasındaki hukuki ilişki (kira sözleşmesi) yazılı yapılmış olmakla bu akde ilişkin kira borcunun ödendiği savunması her halükarda senetle ispat edilmesi gerekeceği gibi, kurucularından ayrı kişiliğe sahip bulunan Limited Şirketle davacı arasında usul füru ilişkisinin de bulunamayacağı böylece ödeme savunmasının yazılı delil ile ispatı gerektiği anlaşılmakla, tanık beyanlarına dayalı olarak hüküm kurulması bozmayı gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.