YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11100
KARAR NO : 2010/14958
KARAR TARİHİ : 23.09.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.142,03 TL alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, bono sebep gösterilerek davalı hakkında başlatılan takibe vaki haksız itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatının tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı mirasçılar, dava günü murisin ölmüş olması nedeniyle ölü şahıs hakkında dava açılamayacağından, ayrıca lehdar ismi çizilerek davacı ismi yazılmışsa da bu hususu borçlu imzalamadığından, senet kambiyo senedi vasfını kaybettiği gibi, takipte sunulmayan bu senet dava sırasında ibraz edilmiş olmakla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, bu dava sırasında davacı vekilinin delil olarak sunduğu ve açık bono olduğunu ileri sürdüğü bonoda lehtar ismi olarak borçlunun isminin yazılı olduğu ve davacı tarafından çizilerek kendi isminin yazıldığı ve boş olan diğer kısımların da davacı tarafından doldurulduğu değişikliğin borçlu tarafından imza ile doğrulanmadığı anlaşılmaktadır.
Bono bu şekli ile kambiyo senedi vasfını kaybetmiş ise de, imza borçluya ait olmakla yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebilir. Davacı vekili verilen sürede asıl hukuki ilişkiyi belirterek ispat için başkaca bir delil ileri sürmemiş, “takibe konu senet, takip dosyası ve sair delile” dayanmıştır. O halde, davacının asıl hukuki ilişkiyi açıklayarak, ödenmeyen alacak için davalılara yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın kabulü usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Kaldı ki, geçerli bir kambiyo senedine dayanılmadığı için ilamsız takip usulüne göre takip başlatıldığı gözetilmeden, yasal faiz yerine yıllık % 27 olarak istenen avans faizi talebinin de kabulü usulsüzdür.
Ayrıca kabule göre; takip talebine eklenmeyen bono bu davada sunularak alacak ve miktarı yargılama sonunda ispat edildiği halde, alacak likit kabul edilerek davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.