Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/11212 E. 2010/16083 K. 07.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11212
KARAR NO : 2010/16083
KARAR TARİHİ : 07.10.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde kiracılık sıfatının tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; Kışla sokak 39/A Adresli işyerinin davalı tarafından 20.03.2004 Tarihinde sezonluk olarak müvekkilinin kardeşi …’a kiralandığını, ancak müvekkilinin kardeşi …’ın kira borçlarını ödeme konusunda sıkıntıya girmesi üzerine, 12/06/2009 Tarihinde tarafların bir araya gelerek, protokol ve ibraname tanzim edildiğini, müvekkili ile davalı arasında varılan sözlü anlaşma ile işyerinin müvekkiline kiralandığını, kira bedelinin birinci yıl için 7.500 TL, ikinci yıl için 8.500 TL üçüncü yıl için 9.000 TL olduğunu, 3 senelik kira karşılığı verilen senedin takibe konulduğunu, ihtilaf doğduğunu bu nedenle davaya konu taşınmazda müvekkilinin kiracı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında akdedilmiş kira sözleşmesi bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 8. maddesinde Sulh Hukuk Mahkemesinin değerine bakılmasızın görevli bulunduğu tespit davası olarak sadece “kira parasının tespiti” istemlerini öngördüğü, böylece “kiracılığın tespiti, kira sözleşmesinin geçerli ya da geçersiz olduğunun tespiti veya kira sözleşmesine dayanan muarazanın meni vb.” davalarda kira ilişkisindeki yıllık değere göre mahkemenin görevi hususunun belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Mahkemece, dava tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırının 7080 TL olduğu gözetilerek, toplam değere göre davanın mahkemenin görev sınırını aştığı ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken esastan reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 7.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.