YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11443
KARAR NO : 2010/14008
KARAR TARİHİ : 13.09.2010
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; tarafların 2007 yılında boşandıkları, davalı lehine 200 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ancak davalının sonradan çalışmaya başladığı ve yoksulluğunun kalmadığı ileri sürülerek, nafakanın kaldırılmasına olmadığı taktirde ise indirilmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davalının güvenlik görevlisi olarak sigortalı bir şekilde çalışmaya başladığı, asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği ve yoksulluktan kurtulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK nun 176. maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Ancak, Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında “asgari ücretle çalışılmakta bulunulması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir (HGK.nun 7.10.1998 gün ve 1998/2-656 E. ve 1998/668 K., 26.12.2001 gün ve 2001/2-1158 E. ve 2001/1185 K. sayılı kararları gibi).
Yine; Hukuk Genel Kurulunun 28.2.2007 tarih ve 2007/3-84 E. ve 95 K. sayılı kararında da asgari ücretle çalışılmakta bulunulması yoksulluğu ortadan kaldıran bir durum olarak kabul edilmemiştir.
Somut olayda davalının çalışarak gelir elde ettiği sabit ise de, asgari ücret seviyesindeki gelirin Hukuk Genel Kurulu kararlarında vurgulandığı üzere onu yoksulluktan kurtaracak seviyede olmadığı açıktır. Ancak davalının elde ettiği gelirle mali durumunun olumlu yönde değiştiği gözetilerek nafakada hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılarak hüküm tesisi gerekirken, davanın tümden kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.