YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11464
KARAR NO : 2010/12694
KARAR TARİHİ : 13.07.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 8.776 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya ait bulunan 102 nolu parsele davalı tarafından fabrika kurulması nedeniyle işgal edildiğini belirterek 17.02.2000-17.02.2005 dönemi için 8.776 TL ecrimisilin her dönem sonu yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, işgallerinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece; 2003-2005 yılları için toplam 8.034.20 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline diğer talep edilen tarihlerde davalının kullandığına dair delil bulunamadığından bahisle istemin reddine karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava konusu 102 parsel nolu taşınmazın tapu kaydına göre malikin Kostof oğlu Burivi Vahter adına kayıtlı olmasına rağmen bu kişinin uzun süreden beri kayıp olması nedeniyle davacı … Bürosonun kayyım tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Davalının davacı aleyhine 06.05.2005 tarihinde açtığı tapu iptal-tescil davasında taşınmazı 20 yıldır kullandıklarını belirtmiştir.
Taşınmazın bulunduğu yerde iki defa keşif yapılmış 1. raporda taşınmazın tarla vasfında olduğu, 2000-2005 yılları için 1.761 TL ecrimisil getirebileceği belirtilmesine rağmen ikinci raporda ise arsa niteliğinde olduğundan bahsedilerek 2003-2005 yılları için 10.672 TL ecrimisil bedeli hesaplanmıştır.
Bu durumda, mahkemece; her iki rapor arasında açık fark bulunmasına rağmen çelişkiyi gidermek amacıyla mahallinde yeniden keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre ve davalının tapu iptal-tescil davasında taşınmazı 20 yıldır kullandıklarına ilişkin beyanı da dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken somut nedenler açıklanmadan ikinci raporun esas alınması suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı vekilinin her dönem sonu yasal faiz talebinde bulunmasına rağmen faiz ile ilgili hüküm kurulmaması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.