YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11621
KARAR NO : 2010/14945
KARAR TARİHİ : 23.09.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 10.000,00 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; müvekkillerinin … … mh 1231 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 79/14539 hisse sahibi olan … … …’nun mirasçıları olduklarını, davalı belediyenin tarihten 10-15 yıl önce kamulaştırma yapmaksızın taşınmazı park haline getirip üzerine gezi yolları ve havuzlar yaptığını tüm parseli çimlendirip ağaçlandırdığını, bu sebeple müvekkillerinin taşınmazı yıllarca kullanamadıklarını belirterek şimdilik dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için ecrimisil bedeli olan 10.000 TL’nin davalıdan faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu yerde bulunan muhtesatların belediye ile ilgisinin bulunmadığını, ecrimisil talep şartlarından kötü niyetin gerçekleşmediğini, dava konusu zararın davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının ihtarname göndermediği, taşınmazdan herhangi bir semere elde ettiğine dair müspet bir saptamanın bulunmadığı, taşınmazın falezlerin üzerinde yer alması nedeniyle sadece kıyı şeridinde olduğundan davalı tarafından çimlendirildiği ve park haline getirildiği, muhdesatın … Çiçekçilik adı altında faaliyet gösteren şirket tarafından yapıldığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.md. 693’e göre: “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir”. Buna göre, paydaşların mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle paydaşlar arasında bir anlaşma ile sınırlandırılmamıştır.
Paya uyan bir belirtme ve sınırlandırma olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla payı oranında taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.
Paylı taşınmazda intifadan men şartı kendiliğinden araştırılır.
Ancak, bu kuralın bir takım istisnaları vardır ki bu hallerde intifadan men aranmaz.
Dosya içeriği ve kabule göre: davacıların taşınmazda belirtilen paya sahip olduğu, taşınmazın bir kısmının davalı tarafından kamulaştırmasız işgal edildiği ve davacının bu işgal nedeniyle taşınmazdan yararlanmasının mümkün olmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı kurum dava konusu taşınmazın bir kısmına davacının iradesi ve rızası dışında kamulaştırma yapmaksızın kamu gücünü kullanarak el koymuş olup, bu durumda davacıların taşınmazdan yararlanmaktan rızaen sarfınazar ettiğinden bahsedilemeyeceğinden, kullanımdan men için ihtarname aranması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davalının haksız işgal tazminatı ile sorumlu tutulması, taşınmazdan gelir elde edilmesi şartınada bağlı değildir.
O nedenle, öncelikle imar uygulamasında önce tarafların kullandıkları kısım bilirkişilerce belirlenerek, paylı hale getirildikten sonra davacı hissesine davalı tarafından el atma olup olmadığıda araştırılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,23.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.